Hukuk açısından öyle bir hafta ki, başka ülkelerde olsa yer yerinden oynardı. Bizde ise klasik görüntü de olduğu gibi devam etti.’¶
Başbakan adet olduğu üzere yüksek yargıya kızdı. Milletvekilleri dinledi ve alkışladı. Gaztipler yargıya yüklendi. Gazetecilik yapmaya çalışanlar ise tehditlere cevap vermeye çalıştılar.
Bu rutin devinimi bir yana bırakırsak hafta içerisinde güzel şeylerde oldu. Cihaner serbest bırakıldı. Kafes boşaltıldı ve Mehmet Haberal’’ın tazminat davası sonuçlandı. Tutuklamaya karar veren dokuz hakim tazminat ödemeye mahkum edildi.
Öncelikle belirtelim ki tahliye davaları ile ilgili olarak dosyaları bilmiyoruz. Bilsek de fark etmez. Çünkü mevcut haliyle suçun varlığını veya yokluğunu söyleyebilecek durumda değiliz. Dosya bu kanıya varacak şekilde tekamül etmiş olsa bile sonuç konusunda emin olamayız. Zira yargılama devam ediyor. Böyle bir kanının önceden oluşturulması, beyan edilmesi yargısız infazdır. Bu nedenle esasla ilgili bir şey söyleyemeyiz.
Aslında haksız rekabet kaygım nedeniyle mesleğimden pek bahsetmek istemem. Ama olayların daha iyi analiz edebilmek için söylemek durumundayım. Serbest avukatlık yapıyorum.
Uzun zamandır ceza davası almamaya çalışıyorum. Bunun yegane nedeni tutukluluğu hazmedememiş olmam. Hangi aşamada olursa olsun yargılama sürerken tutuklama infaza başlamanın bir yoludur. Oysa tutuklama yargısız infazdır.
Mahkeme tutuklamaya karar veriyorsa sonuçtan şüphe duyulur. Çünkü hakim de insandır. Bir dosyada tutuklamaya karar verdi ise sonradan berat kararı vermekte zorlanır. Çünkü adama sorarlar berat çıkacak bir dosyadan neden tutuklama kararı verdin. İnsanların özgürlüğünü kısıtladın diye. O zaman tutuklu kalındığı süreye uygun bir cezada çıkabilir. Buda vicdanları yaralar.
Özel mahkemelerde yargılananlar da dahil gürültü kopartılan bütün davalarda ki gürültünün sebebi tutuklamalardır. Bu güne kadar kimsenin niye dava açtın dediğini hatırlamıyorum. Dava açılabilir yargılama yapılabilir, suçlu ise cezaevine de konulabilir. Buna kim itiraz eder ki?.
Bütün sıkıntı bütün infial tutuklamalar içindir. Savcıyı, gazeteciyi, bilim adamını tutuklarsan kamu vicdanını inandırmakta zorluk çekersin. Şu andaki sıkıntıda budur aslında.
Mehmet Haberal lehine tazminata hükmedilmesi nedeniyle hükümetin derhal harekete geçip gerekli düzenlemeleri yapması gerekir. Gerçekten bu karar devrim niteliğindedir. Bundan sonra hakimler tutuklama kararı verirken artık iyice düşünmek zorundalar. Ki bu hukuk adına ileri bir adımdır. Yoksa tazminat ödemek zorunda kalabilirler.
Diğer yandan gerçekten tutuklanması gereken kişiler hakkında da tazminat korkusu nedeniyle kararlar verilmeyebilir. Buda toplum vicdanını yaralar.
Bundan sonra bütün tutuklamalarda tazminat yolu denenecektir. Yargıtay’’ın bu yargılamalara yetişmesi mümkün değildir.
İşte hükümet bunun için devreye girmelidir.
Ya Yargıtay’’ın ilgili dairesini güçlendirerek çözüm aranmalı, ya da tutuklamayı düzenleyen CMK 100 ve 101. maddelerini değiştirmelidir.
Bu ikinci yol daha doğru bir yöntem olacaktır.
Gerçekten tutukluluk istisnai hale getirilirse hem mağduriyetler önlenmiş olur, hem de bu tür sıkıntılar ortadan kalkar.
Sözü başlıkla bitirelim. Hukuk normale dönüyor’….
Bir şiir
KORKARIZ
Şairiz ya dikenlidir sözümüz
Sağır duymaz kör incinir korkarız
Görülen ne ise odur özümüz
Derinlerde var incinir korkarız
Hayranızdır kendisine kefile
Kötü isen yüzbin tövbe nafile
Hezimete akıyorsa kafile
Bedendeki ser incinir korkarız
Aşkı bildik sevdalandık marala
Dönemeyiz direniriz kurala
Eyvallah etmeyiz ama krala
Melek yüzlü yar incinir korkarız