Eski DTP, Şimdiki BDP yarınki BAOP(Biz Adam Olmayacağız Partisi) mensubu
Eski DTP, şimdiki BDP, yarınki BAOP (Biz Adam Olmayacağız Partisi) mensubu milletvekillerinin kendi özgür iradeleri ile tuvalete bile gidemeyeceklerini ve bu sahte demokratların PKK’’nın emir eri olduklarını yazdığınız zaman, başınızı derde soktunuz demektir.’¶ Hele Devlet kadroları bu ’“SECCADE TACİRLERİ’” ve ’“SADAKA DOLANDIRICILARI’” tarafından dolduruluyor dediniz mi, derdiniz katmerli hale gelir. Taraf Gazetesi ve Tarikat Basını tarafından hemen saldırıya uğrarsınız. Çünkü bunlar ortak çalışırlar, hedef ortaktır. Hedef Laik Cumhuriyeti yıkmaktır. Erzincan Cumhuriyet Savcısı’’nın başına gelenler tam ’“İBRETLİK’” ve hukuk devletinin ayaklar altına alındığı bir uygulamadır. Ayrıca Türkiye’’de hemen hemen her şeyin, bunların kontrolüne geçmekte olduğunun göstergesidir.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı, 2007 yılında kendi ilindeki bir dini cemaatle ilgili soruşturma başlatır. Soruşturma kapsamında geniş bir dosya oluşturur. Suçlamalar arasında organize bir suç halinde ihaleye fesat karıştırmak dahil pek çok iddia vardır. Suçlananların içinde, Başbakan’’ın akrabası olan birinin adı geçmektedir. Bu anda Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin Savcısı, dosyayı Erzurum’’a aldırır. Yasal süreç halen devam ediyor.
Peki, olayın normali nedir?
Kurumlar arası anlaşmazlık olunca bakanlık devreye girer ve problemi çözer.
Çözecek kim?
Adalet Bakanı!
Sırtında yolsuzluk dosyaları bulunan, Yüksek Yargı Kurumlarının tamamıyla kavgalı, kurnaz bir kasaba ihalecisi bir bakan. Bakanın kendisi problem, nerde kaldı problem çözsün.
Daha sonra gizli tanıklardan biri Erzincan’’da bir baraj gölüne balık tutmaya gidiyor, sular çekiliyor ve gizli ve akıllı tanık suyun içinde bazı patlayıcılar görüyor.
Fakat ne hikmetse, Erzincan’’a değil Erzurum’’daki Savcıya şikayet ediyor.
Erzincan Jandarma Bölgesindeki bu olay için polis ve Jandarma birlikleri birbirine giriyor.
Bir Binbaşı ve iki Başçavuş gözaltına alınıyor. Ordu Komutanı ifade veriyor.
İtirafçı Gizli tanıkların sözlerine itibar ediliyor, Ordu Komutanı’’nın sözleri triçka!
Bu problemi çözecek, Polis ve Jandarma sürtüşmesini önleyip kurumların yıpranmasını önleyecek olan kim?
İçişleri Bakanı!
İrticai eylemleri sebebiyle Rektör yapılmayan, AKP’’nin Bakanı nerede?
Kuzey Irak’’ta Mahmur Kampının boşaltılması ile ilgili olarak ziyarette.
Mahmurlu PKK’’lılar Bakana 10 şart dayatmışlar, adamcağız ne yapacağını şaşırmış bir halde ’“bu kadar da olmaz, bu kadar da olmaz’” diyerek dolaşıyor.
Türkiye’’nin içine bakacak hali yok.
Erzurum Savcısının talimatıyla, 20 Polis, Erzincan Milli İstihbarat Teşkilatının binasını basıyor. Silahlı çatışmanın ucundan dönülüyor.
MİT Erzincan Bölge Başkanı ve iki çalışanı gözaltına alınıp, tutuklanıyorlar.
Başbakan’’a doğrudan bağlı ve onun izni olmadan ifadesi dahi alınamayacak MİT mensupları tutuklanırken Sn. Başbakan ne yapıyor?
Kurumlar arası çatışmayı önlemek onun görevi değil mi?
Olaydan habersiz mi?
Yoksa akrabasını ve tarikatları korumak uğruna, Devletin temel kurumlarının çatırdamasına göz mü yumuyor?
Bülent Arınç’’a yani AKP’’nin ’“Ağlayan Kaşarı’”na suikast hazırlığı ortaya çıkarılmış!
Şüpheli araçların biri Genelkurmay’’a aitmiş. Karnı acıkan subay ’“kağıt’” yemiş, filan, falan’… Bülent Arınç, ’“olayı Milli Güvenlik Kurulu’’nun gündemine taşıyacağım’” dedi.
Breh, breh, breh. Ne önemli adammış, ’“ağlayan kaşar’”.
Bence MGK yetmez, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’’nin gündemine taşımak lazım. Tam bu satırları yazarken, Genelkurmay açıklama yaptı. Olayın başka bir takip olayı olduğu ve görevlilerde herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını açıkladı.
Bülent Arınç’’ın askerlerden neden bu kadar korktuğunu inanın anlayamadım.
Yanında mantar tabancası patlasa, kalpten gidecek.
AKP tek başına iktidar değil mi?Dedikodu yapacaklarına, gerçeği ortaya çıkartıp kamuoyu ile paylaşmaları gerekmez mi?Ama işin dedikodusunu yapmak ve kurumları yıpratmak, TSK’’ne saldırmak daha tatlı geliyor.
Anayasa’’daki görevlerinden en önemlisi, kurumlar arası uyumu sağlamak olan Sn. Cumhurbaşkanı ne yapıyor?Bu problemleri çözecek, fakat bizzat Sn. Erdoğan tarafından kaba bir üslupla bu işlere karıştırılmıyor.
Devletimizin bugünkü durumu maalesef böyle. Başka türlü gören varsa anlatsın dinleyelim.
Bir devleti kurmak için binlerce yıl ister. Ama batırmak için çok az zaman gerekir.
Ben bu kadar yıllık devlet tecrübemle, bu kötü gidişin kasten yapıldığına inanıyorum.
Bölücüler, Kürtçüler, Yobazlar, Tarikatlar, İç ve Dış mihraklar beraberce saldırıya geçtiler.
Laik Cumhuriyetin kurulduğu andan bu yana, yeraltına inmiş olan tüm pislikler, ortamı bulunca çıktılar ve ellerinde baltalarla, Cumhuriyet’’in damarlarına vuruyorlar.
Yapabileceğimiz tek şey vardır. Görevimizin önemini herkese anlatacağız. İnsanları uyandıracağız.
Ülke gerçeğinden habersiz yaşayanlar şunu çok iyi anlamalıdırlar; İran’’da İmam Humeyni Devriminden önce, varlıklı kesim olaylara tarafsız kaldı. İslam Cumhuriyeti ilan edilince, önce onların kafalarını kestiler.
Atatürk’’ümüze, Laik Cumhuriyetimize, Sosyal Hukuk Devletimize, Türk Silahlı Kuvvetlerimize, Yargımıza, Üniversitelerimize yapılan saldırılara anında, e-posta, mektup, telefonla karşılık vereceğiz.
İnsanımıza sahip çıkacağız.
Sadaka kültürüne sahip AKP tarafından yardıma alıştırılan insanlarımıza, Sosyal Devlet olmanın gereği, insan onurunu kırmadan, Devlet tarafından yardım edileceğini anlatacağız. Umutsuz olmanın gereği yok. Nefesi daralan, ümidini kaybeden, Anıttepe’’ye baksın. Onun işinin bize göre ne kadar zor olduğunu anlasın.
Çoğu gitti, azı kaldı. Ha gayret.