30'lu yaşlarının başında, henüz ilk deneyimini yaşayacak olan bir anne adayıyım. Geçenlerde eşimle birlikte gittiğimiz bir alışveriş merkezinde, hatrı sayılır bir bebek bezi firmasının anne adaylarına hediye ettiği promosyon paketinden haberimiz oldu. Kaçar mı? Zira yurdum halkı olarak beleşe olan merakımız tartışma götürmez.

Bir paket de ben aldım. İçinde yenidoğanlar için firmanın ürettiği bebek bezi, leke çıkarıcı, mama kabını neredeyse bir çift ayakkabı parasına satan bir plastik firmasının kataloğu gibi ürünler vardı. İçlerinde en dikkatimi çeken firmanın anne adaylarına hazırladığı rehber niteliğindeki önerilerle dolu kitapçık ve bahsettiğim, sağlıklı yaşamın tek adresinin sattığı plastik ürünler olduğunu vurgulayan katalog oldu.

Aktif gazetecilik yaptığım yıllarda bana diretilenin hep aksini görmeye çalışmışımdır. Yani bardağın sadece dolu tarafını görmek hiç bana göre değildi. Bana göre haber, zaten var olanın göze sokulan tarafı değildi kısaca.

Önce rehber kitapçığı aldım elime başladım sayfalarını karıştırmaya. Konu başlıkları dikkatimi çekti. Sayfa 1 başlık: 'Doğmadan önce bebeğinizle iletişim kurmak… ' İçeriğini okumaya başladıkça her anne adayı gibi ben de heyecanlanmaya başladım. Anne adayının bebeği ile kurması gereken iletişimin ne kadar önemli olduğuna, onun anne karnındayken bütün sesleri dinlediğine vurgu yapılıyordu. Bir de bir eli karnının üstünde bebeğini okşayan, diğer elinde telsiz telefon bebeğinin karnındaki sesini karşı tarafa dinleten(muhtemelen baba adayı olabilir) yüzünde de kocaman bir gülümsemeyle bir anne adayı resmediliyordu. Kısaca yapmanız gereken bebeğinize günün herhangi bir saatinde özel zaman ayırarak onunla iletişime geçmekti.

Hemen aklıma Anadolu'nun herhangi bir köyünde pamuk tarlasındaki bir anne adayı geliverdi. Bu öneriyi evimde ben günün istediğim saatinde istediğim kadar yapabilirdim. Ama pamuk tarlasındaki karnı burnunda anne adayını tarlanın ortasında boylu boyunca uzanmış bir eli karnında bebeğiyle iletişime geçerken hayal ettiğimde ister istemez bir gülme tuttu beni…

- Gız Hatçe, napıyon gız orda sancın mı tuttu?
- Yok yinge, bebemle iletişim kuruyom, siz dürüverin pamıkları, geliyom…(eh baba adayı da duymayıversin bebesinin sesini artık, nerde bulacak kadın tarlanın ortasında cep telefonunu, telsiz telefonu?)
E canım illa tarlanın ortasında kurması şart mı iletişimi? Akşam eve gidince de kuruverir… Bütün gün karnındaki yüküyle güneşin altında pamuk toplamaktan zaten pestili çıkmış kadıncağızın, akşam eve gidince bir çırpıda atasının, kaynananın, kaynatanın karnını da doyurdu muydu al sana koskoca zaman… Uzan yatağa boylu boyunca, başla iletişimi kurmaya… Aa o da ne? Neye niyet neye kısmet… Bizimki kendi atalarına ulaşmış bile…
Sayfa 2 başlık: 'Hamilelik günlüğü tutmak…' Öneri; her gün, yazı yazmaya özel bir zaman ayırın. Amaç düşünceleri bir müsveddeye dahi olsa dökmek… Bu kez de bizimkini işi gücü bırakıp tarlanın ortasındaki çınar ağacının gölgesine bağdaş kurmuş, elinde kalem kağıt bebesine yazarken hayal ettim ister istemez… (Okur yazar mıdır artık orasını irdelemek dahi istemiyorum)
-Gız, gözün kör olmasın daha güneş tepeye varmadı, ne molası bu?
-Yinge garar veremiyom, pilot kalemle mi yazsam daha kalıcı olur yoksam tükenmezle mi?
-Amanın yetişin komşular bizim gelinin başına güneş geçti pilot sayıklıyooo…
Sayfa 3 başlık: 'Çalışmayı ne zaman bırakmalıyım?...' Vücudumuzun söylediklerine kulak vermeli, gerisi zaten kendiliğinden gelirmiş. Şimdi ben de mi bir tuhaflık var Allah aşkına söyleyin.
-Yinge ben eve gidiyom gari, tarlayı marlayı bırakıyom.
-Nereye gidiyon gız dellendin mi akşama kadar bitecek bunlar!
-Yok yinge yok, uzmanlar diyo ki mümkün olduğunca evden çalışmayı denemek lazımmış. Gidem gari ben.
-Eyi pamuk kozalaklarına da evden tıklarsın artık bi çırpıda doluverir sepet tövbe tövbe!
Bütün başlıkları yazmayacağım elbet... Son olarak doğum çantasını hazırlamak için kitapçığın verdiği tavsiyelere göz attım. Ve bu listeyi eksiksiz sizlerle paylaşıyorum. Siz de benim yaptığım gibi bir popüler kültür ürünü anne adayını bir de bizim pamuk tarlasındaki anne adayını düşünerek hayal edin bu çantanın içindekileri olur mu?
-En sevdiğiniz kılıflarıyla birlikte 2 adet yastık,
-Nemlendirici krem/Masaj yağı,
-Bir çift rahat, yumuşak çorap,
-Diş macunu/ağız gargarası,
-Dudak kremi/dudak parlatıcısı, (!)
-Yelpaze, (bunu henüz bizimkinin elinde hastane yatağında ya da muhtemelen evde doğuracağı için lohusa odasında hayal edemedim siz edebildiyseniz bravo!)
-Ahşap sırt masaj aleti, (5 parmaklı tepik!)
-Emzirirken kolaylık sağlaması için göğüs bölgesi açılan bir gecelik,(Cinayet çıkar!)
-Eve dönüşte giyeceğiniz rahat bir kıyafet,(Kısaca şalvar!)
-Kozmetik ürünleri. (Şöyle en kan kırmızısından bir ruj mesela!)

Velhasıl, diyeceğim odur ki; hepimiz Angelina Jolie'yiz sanki mübarek! Bu kitapçığı hazırlarken emeği geçenlere lafım yok asla olamaz da, onlar kendi dünyalarında yarattıkları ve bu diretmeye harfiyen uyan anne adayları için hazırlamışlar bu kitapçığı muhtemelen… Sanki bütün anne adayları İzmir, İstanbul, Ankara merkezden çıkıyormuş gibi… Ha bir de kutunun içinde 1 adet DVD var. Onu izlemeye henüz cesaret edemedim. Kitapçığın daha kapsamlı görselliğe dökülmüş hali olsa gerek. İzlemeden direkt evime en yakın köydeki bir anne adayına hediye de edebilirim. Ama izlerken karşısına geçip yüz ifadelerini, mimiklerini izlemek şartıyla…