İster devlet yönetiminde, ister siyasette, ister sivil toplum örgütlerinde, ister meslek kuruluşlarında, ister eğitimde veya ticarette, kısacası yaşamın her evresinde mücadele gücünüz ne kadarsa, o kadar yaşama hakkınız vardır.’¶ Nerede olursa olsun, ne zaman olursa olsun, hiç kimse başarısızlığın peşinde değildir. Değişmeyen kural budur. Yasal mücadele, yasal yolda başarıya ulaşır. Değişmeyen bir kural da şudur: Devlet yönetiminde ve siyasette mucize yoktur. Siyasette mucize bekleyen, hayal içinde ömrünü geçirir, millete verdiği zararın farkında bile olmaz.
9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel, ’“21. Yüzyılın Yol Haritası’” isimli kitabında LİDER ve LİDERLİK nasıl olmalıdır sorusuna şöyle cevap veriyor: ’“Halkı ve insanları, olayları, kavramları göğüsleyebilen, yönlendirebilen, onları etkileyebilen ’‘önder, baş, rehber, kılavuz, yol gösteren’’ kişidir lider.
Liderlik ise; önderlik, yönlendirme, yön verme, sürükleme, sanat ve yeteneğidir. Liderlik rutin olmayan görevlerin yerine getirilmesinde gereklidir.
Etkin bir liderlik için, kişide bulunması gereken çekirdek meziyet ve yetenekler ise; moral, spritüel, mental ve fiziki meziyetler ile birikim, deneyim ve bilgi’’dir. Bunları ölçmek kolay değildir. Lider olduğunu iddia eden kişi, bunu ispat etmek zorundadır.’”
Bunları, şu an partilerinin başında bulunan sayın liderlere bazı şeyleri hatırlatmak için söyledim.
Türkiye, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşamaktadır. Ülkemizin başına dert olan ve Cumhuriyetin temel değerlerine açıkça karşı olduğunu söyleyen ve bu suç sebebiyle, Anayasa Mahkemesi tarafından mahkum edilen bir parti, AKP tarafından yönetiliyoruz. Yaşam tarzımız her gün tırtıklanmakta, ülkemiz süratle bölünme noktasına götürülmekte, AKP’’nin kafasının arkasındaki ’“İslam Cumhuriyeti’”ni oluşturabilmek için ORDU ve YARGI her gün örselenmektedir. Türk Milleti düştüğü yerden ayağa kalacaktır. Milletimiz bu derdi, üzerinden DEMOKRATİK YOLLA-SEÇİMLE atacaktır ve bu konuda kararlıdır. Son anketler AKP’’nin tüm saptırmalarına rağmen yüzde 30’’ların altına düşmüş görünüyor.
AKP bu seçime, hiçbir seçimde sahip olmadığı bir MEDYA ve PARA gücüyle girecektir. Yandaş medyadan tarikat medyasına, devlet gücüyle susturulmuş, korkutulmuş medyadan damat medyasına kadar hepsi, her türlü propaganda gücü, AKP’’nin yanında olacaktır. Tüm bu olumsuz şartları aşmak için, Atatürk İlke ve devrimlerine inanan, Laik Cumhuriyeti, çağdaşlığı, ilericiliği, kalkınma ve milleti zenginleştirmeyi hedeflemiş partilerin LİDERLERİNİN insanüstü bir gayretle çalışması gerekmektedir. Günlük kısır çekişmeler, parti içi sen-ben kavgaları bu mücadeleye zarar verecektir. Her parti kendi insanlarını toparlamalı, sahip çıkmalı ve başta liderler olmak üzere tüm örgütleriyle Anadolu karış karış gezilmeli ve her insana mutlaka ulaşılmalıdır. En önemli konu ise; bilgisayar ortamında yapılan seçimlerde, Ankara’’daki oy birleştirme çalışmalarında, YÜKSEK SEÇİM KURULU’’NDA milletin oylarına sahip çıkmalarıdır.
Merkez- Merkez Sağ’’da, Sol ve Sosyal Demokrat kesimde, Milliyetçi kesimde milletin oylarına talip olan partilerin, Ankara’’dan çıkıp, millete gitmeleri şarttır. Siyaset artık, salon toplantılarıyla, haftada bir TV konuşmalarıyla, arada bir tartışma programlarına çıkmakla olmaz. Karşımızda normal bir parti yok, karşımızda ’“Cemaatler Birliği’” diyebileceğimiz, Cumhuriyet dönemine ’“Zulüm Dönemi’” diyen bir örgüt var. Herkes şunu çok iyi anlamalıdır; önümüzde yapılacak seçimler, Atatürk Türkiye’’sinin var olup olmama seçimidir. Kendi çıkarları uğruna, partisinin üstüne kapanıp, dar kadro ile çalışmak isteyen, ’“hırsları akıllarının bir karış üstünde’” olan ve sırtlarını Genel Başkanları’’na dayanan ’“siyaset cambazları’” da akıllarını başlarına almalıdırlar. Bu işin önemini anlamayanlar, ya akıllarını başlarına alacaklar, ya da çekilip gideceklerdir. Türk Milleti’’nin geleceği, siyasette makam ve mevki isteyen herkesin beklentilerinden, çok ama çok büyüktür.
Bu konuda önümüzdeki günlerde her partinin içini, yapılan yanlışlıkları, hataları, varsa güzellikleri,