1923 doğumlu; Cumhuriyet'le yaşıt bir kulüp Altınordu...
Geçmişinde başarıları olan; özellikle de basketboldaki ilk lig ve Cumhurbaşkanlığı Kupası zaferi ile anılan...
İzmir'de bir dönem en çok taraftarı olmakla da övünen...
Basmane, Altınpark, Dönertaş üçgeninde varoluşunu simgeleştiren kırmızı-lacivertli renkler...
Başarı sürecini hiç kuşkusuz bir kulübün gönüldaşları da, o kentin spora gönül vermiş insanları da bir farklı algılıyor. Başarı günümüzdeki varoluşladeğerlendiriliyor ki, yanlış da değil...
Son yıllara baktığımızda, Altınordu ne artık yaş ortalaması yükselmiş yandaşının beklentilerine yanıt verebilmiş, ne de taraftarını artıracak, yaygınlaştıracak bir çaba ya da çalışma içinde olabilmiş!...
Bu sözleri eleştirenler elbet olacak; tesisleşmenin ancak kentin belli kesiminden gelen destekle ve güçlükle sağlanıp salt Yeşilyurt'taki küçük ama kendine ait bir yerde olması elbet kötü değil...
Kulüp binasının yerel yönetimce onarılıp işlevselleşmesi sevinilecek bir olay...
Ama Altınordu yapılanların üstüne artısını koyacak gücü bir türlü yakalayamadı her nedense! Bu da, gelmiş geçmiş yönetimlerin ve camianın birbirine tahammülsüzlüğü olsa gerek!..
Tüm bunların sonucunda ortaya futbol takımının ne olacağı sorusu çıktı. Mustafa Bilen başkan, enerjisini, parasını ortaya kulüpte baktı ki başarıyı yakalayamıyor, 'bir umuttur, akılcı olmak gerek' diyerek, Mehmet Seyit Özkan ile işbirliğine gitti ve Altınordu AŞ'yi yarattılar...
Burada önemli bir vurgulamada bulunmak gerekiyor... Eski başkanlar Salih Mertan, İlyas Gönen, Halim Bezircilioğlu, Bülent Erdik; yöneticiler Süleyman Bahadır, Sinan Bezircilioğlu ve daha nicelerinin birarada olması çok önemlidir...
2. Lig ile 3. Lig arasında her yıl yaşadığı gel gitlerleadeta bir 'asansör takım' konumuna dönüşen Altınordu'nun Aş olmakla birlikte yakaladığı ivme, bir ekonomik özveri ile birlikte takımın geleceğini belirleyecek girişimlerin yaratılması anlamını taşıyor...
Ve şimdi bakıyoruz, geçen sezon yandaşının yüzünü ağartan Altınordu'ya hayat gülen yüzünü gösteriyor...
Türkiye 3. Ligi 3. Grubu'nda ışıldayan bir yıldız, oturduğu liderlik koltuğundan 'ben geliyorum' mesajı veriyor...
Arada 'Altınordu'nun geleceğini sattılar' diyenleri duymuyor değilim!..
Bugünün kulüp yöneticiliğinde artık 'küçük olsun, bizim olsun' anlayışı yok!..
Bakın, UEFA kriterleri çok sert ve hızla yaklaşıyor...
Tesisi, altyapısı olmayan; ekonomisi belirsiz kulüplerin artık yaşaması olanaksız...
Ya olduracak yaşatacaksınız ya da amatör kalacaksınız; belki onu bile göremeyeceksiniz; UEFA kritirleri yaşınıza bakmıyor; gözyaşınıza da!...
Hayatın güldüğü Altınordu'yu izlemeye devam..