İçinden geçtiğimiz zamanı anlamak zor.
Her açıdan durum vahim…
At iziyle it izi karışmış durumda…
Kimilerine göre 2 bin yıllık Türk tarihinin en 'kara günlerini' yaşıyoruz.
Kimilerine göre 2 bin yıllık Türk tarihinin en 'kara günlerini' yaşıyoruz.
Koca bir Türk devleti, adeta kanlı terör örgütünün karşısında diz çökmüş.
Dün bebek katili dediklerimize sevgi kelebeği, barış güvercini muamelesi yapmaya başladık.
Ya dün yanlış noktadaydık ya da bugün büyük bir yanlışın ortasındayız.
Diyorlar ki, 'Silahlar sussun. Analar ağlamasın'
Kimse demiyor ki 'analar ağlasın', 'silahlar konuşsun.'
Çayın taşı ile çayın kuşunu vurmaya çalışanlar mı ararsınız metanetle, sükûnetle, sabırla yürütülmesi gereken böylesi bir süreçten 'siyaset, oy devşirmeyi' düşünenler mi?
Dedik ya başkan…
At iziyle it izi karıştı diye…
Ordu komutanının 'terör örgütü kurmakla' itham edilip müebbet hapsinin istendiği süreçte eli silahlı, eli kanlı terör örgütünün lider kadrosunun 'barış güvercinine' dönüştürülmesini tarih elbet boş geçmeyecektir. Ama inancım odur ki 'kara bir leke' olarak yazacaktır.
Yıllarca 'Devlet başa, kuzgun leşe' felsefesiyle idare olunan bir milletin bugün olan biteni hazmetmesi kolay değildir.
Yıllarca 'Devlet başa, kuzgun leşe' felsefesiyle idare olunan bir milletin bugün olan biteni hazmetmesi kolay değildir.
Örneğin ne olmuştur da bir anda devletin gözünden 'cehennem zebanisi' gibi görünen Öcalan sevgi kelebeğine, barış güvercinine dönüşmüştür?
Ne değişmiştir?
Ne konuşulmuştur, neyin pazarlığı yapılmıştır?
Ne konuşulmuştur, neyin pazarlığı yapılmıştır?
*
Ne olmuştur da çok değil sadece 8 ay önce partisinin Kızılcahamam toplantısında aba altından yağlı urgan gösterenler bir anda 'devlet görüşür' felsefesiyle İmralı adasındaki caniyle muhabbeti koyulaştırmıştır.
Ne olmuştur da çok değil sadece 8 ay önce partisinin Kızılcahamam toplantısında aba altından yağlı urgan gösterenler bir anda 'devlet görüşür' felsefesiyle İmralı adasındaki caniyle muhabbeti koyulaştırmıştır.
Ve ne olmuş, ne yaşanmıştır da 7-8 ay önce 'dokunulmazlıkları' kaldırılmak istenen, vatan hainliğiyle suçlanan BDP'liler, sürecin posta memuru olarak atanmış, Kandil'den Avrupa'ya kadar eli kanlı örgüt mensuplarına mektup ulaklığına soyunmuşlardır.
Tabi ki devlet garantisiyle…
Tabi ki devlet garantisiyle…
Ya 30 yıl boyunca kan dökenlerin geldiği noktaya ne demeli?
Meğerse Türkiye'yi normalleştirecek, barışı hakim kılacak yegane ilacın formülü İmralı'dakinin elindeymiş. 3 ziyaret, iki mektup…
Meğerse Türkiye'yi normalleştirecek, barışı hakim kılacak yegane ilacın formülü İmralı'dakinin elindeymiş. 3 ziyaret, iki mektup…
Sanki on binlerce askerin/polisin katili onlar değilmiş gibi…
Korumasız hatta silahsız askerlerimize saldıran, ihanet mayınlarıyla, gece yarısı baskınlarıyla… Gencecik hayatları söndüren, başka başka yapıların/devlerin silahlı taşeronluğuna soyunan…
Onlar değilmiş gibi...
Ani ve şok gelişmeler karşısında '7 uyurlar' gibiyim.
Sanki yarım asır uyumuşum.
Onlar değilmiş gibi...
Ani ve şok gelişmeler karşısında '7 uyurlar' gibiyim.
Sanki yarım asır uyumuşum.
Öcalan'ın büyük hayranlık uyandıran nevruz mektubunu birkaç kez satır satır okudum.
Adına 'çözüm' denilen sürecin nasıl bu noktaya geldiğiyle ilgili ipuçları aradım.
Bir özür, bir özeleştiri...
Aksine tehdit var, özür, özeleştiri yok.
Aksine tehdit var, özür, özeleştiri yok.
Dereleri, nehirleri kardeş ilan etmekle, dün savaş açtığı Misak-ı Milli'den bugün söz etmekle, dün inkar edilen Çanakkale'yi anmakla, zaten kardeş olan horon ile halayı yan yana kullanmakla sınırlı kalan metin bana göre siyasal İslamcısına, 'Fethullahçı'sına, Sosyalistine dahası herkese mavi boncuk dağıtmanın ötesine geçmemiş, geçememiş.
Yaşananları unutmak, sineye çekmek kolay değil ama 'kınalı kuzularını' al bayraklı tabutta teslim alan şehit anaları, yetimler, dullar...
Yalancıktan da olsa bir özrü hak etmiyor muydu?
Yaşananları unutmak, sineye çekmek kolay değil ama 'kınalı kuzularını' al bayraklı tabutta teslim alan şehit anaları, yetimler, dullar...
Yalancıktan da olsa bir özrü hak etmiyor muydu?
**
Yanlış anlaşılmasın…
Tabi ki analar ağlamasın ve tabi ki silahlar sussun.
Ve tabi ki fikirler konuşsun, yanlışlar ortaya yere dökülsün, herkes 'sağlıklı' bir özeleştiriyle eteğindeki taşları döksün. Ama 30 yıllık kanlı mücadelenin 3 ayda tatlıya bağlandığını söylerseni, orada 'hoop' derler adama… 'Hoop bir dakika, ne oluyor, nasıl oluyor?' diye sorarlar. Aslında bugün Sayın Başbakan tarafından topa tutulan muhalefetin de yapmaya çalıştığı budur. Bizim de yapmaya çalıştığımız budur.
Yanıtını merak ettiğim çok soru var?
Devlet penceresinden on yıllarca 'bebek katili, hain, teröristbaşı, cani' gibi sıfatlarla anılan Apo'yu sevgi kelebeğine dönüştüren süreç hangi temellerde şekillenmiştir?
MİT Müsteşarı ile terörist başı Apo İmralı adasında 2 gün boyunca hangi konu başlıklarını ele almışlar, hangi noktalarda mutabakata varmışlardır?
MİT Müsteşarı ile terörist başı Apo İmralı adasında 2 gün boyunca hangi konu başlıklarını ele almışlar, hangi noktalarda mutabakata varmışlardır?
Ortada bir mutabakat olduğu anlaşıldığından bu anlaşmanın şu anda açıklanmayan maddeleri var mıdır?
Örneğin 'başkanlık sistemine karşılık özerklik' gibi dar alanda 'al gülüm-ver gülüm' paslaşması yapılmış mıdır? Ya da Öcalan'a özgürlük gibi bir konu başlığı konuşulmuş mudur?
Örneğin 'başkanlık sistemine karşılık özerklik' gibi dar alanda 'al gülüm-ver gülüm' paslaşması yapılmış mıdır? Ya da Öcalan'a özgürlük gibi bir konu başlığı konuşulmuş mudur?
Velev ki konuşulmuş hatta anlaşmaya bile varılmıştır. Anlaşmayı devlet mi yoksa hükümet mi imzalamıştır? Malum daha önce sıkça yaşanan 'devlet görüşür' manevrası hafızalarımızdaki tazeliğini koruyor.
Sayın Başbakan'ın terörist Apo ile anlaşma yapacağına ihtimal vermesem de 30 yıllık Arap saçını bir anda çözdüren 'sihirli değneğin' kimin elinde olduğunu merak ediyorum.
Sayın Başbakan'ın terörist Apo ile anlaşma yapacağına ihtimal vermesem de 30 yıllık Arap saçını bir anda çözdüren 'sihirli değneğin' kimin elinde olduğunu merak ediyorum.
Birilerinin kafasına aynı anda taş düşmemişse bu sürecin makul mantıklı bir açıklaması olmalı.
Ve bu açıklama 'Zamana ayak uydurmaktan' öte anlamlar taşımalı.
Öte yandan Türkiye'de uçan sinekten bile sorumlu tutulan Amerika bu sürecin neresindedir?
Ve bu açıklama 'Zamana ayak uydurmaktan' öte anlamlar taşımalı.
Öte yandan Türkiye'de uçan sinekten bile sorumlu tutulan Amerika bu sürecin neresindedir?
Mavi Marmara katliamından 3 yıl sonra (bir anda kafasına taş düşmüş gibi) 'Türkiye'den özür dilemeye' karar veren İsrail'e 'geri adım' attıranın Obama olduğunu düşünülürse…
Kafasına taş düşmüş gibi bir anda barış keleğine dönüşenleri, 7-8 ay öncesine göre 180 derece çark edip eylem/söylem değişikliğine gidenleri harekete geçiren nedir, kimdir, kimlerdir?
Kafasına taş düşmüş gibi bir anda barış keleğine dönüşenleri, 7-8 ay öncesine göre 180 derece çark edip eylem/söylem değişikliğine gidenleri harekete geçiren nedir, kimdir, kimlerdir?
Yoksa Necip Fazıl Kısakürek'in 'Zindan'dan Mehmet'e Mektup'unda dediği gibi…
'Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?'
'Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?'