'Derbide futbol olsun' istedik...
Olmadı!..
'Futbol konuşulsun' dedik..
Konuşamadık!..
Her iki takım yandaşı, geçmişe özlemle, salt takımını desteklesin de, herkese örnek olsun talebimizi ilettik...
Yine durulmadılar; dışarıda, içerde salladılar birbirlerine!..
Taşlar atıldı; yasağa karşın meşaleler yakıldı; küfürden az da olsa nasibini aldı gece; koltuklar söküldü; gözyaşı döküldü; sevinenler ve hüzünlenenler vardı!..
Karşıyaka, öyle gelmişti ki o geceye...
Türkiye Kupası'ndan elenmiş; Gaziantep'ten vurgun yemiş; sahasında Adana Demirspor'dan 'nakavt' olarak...
Ve 'hayalleri' gerçekleşmişcesine sevinenler, beklenti bu ya 'derbi'den de bir 'medet' umuyorlardı!..
Gerçekleşmedi!..
Çünkü, kazanmaya daha yakındılar; lige bakışları; takım oluşları; taraftarıyla buluşmaları farklıydı...
İstiyorlardı; bir galibiyetin kendilerini nereye götüreceğini biliyorlardı...
O yüzden kazandılar...
Gol isteyenindir... Bakmayın Hamza'nın talihsizliğine!..
Karşıyaka istemese, üstelemese, olur muydu?
Güldüler; sevindiler; geceye yaydılar sevinçlerini; Karşıyaka sahilleri ışıdı!
'Kaf-Sin-Kaf' sesleri geceyi sardı!..
Sevinmek istemeyenlere de, 'Gülümse biraz' dediler!...
Haksız da değillerdi ki!..
Göztepe 'bu yolda yenik sayılan' oldu; ligin dibine çakıldı kaldı...
Maç öncesi yorumumuzda bazı eksikleri vurgulamaya çalışmıştık...
Takım ruhu olmadan; takım olmayı sağlayamadan bir yere varılamayacağını...
Değişimin hangi alanda olursa olsun uzun süreç alacağını...
Kemal Kılıç'ın gelmesinin beş günde bir mucize çıkaramayacağını söylemeye çalışmıştık...
Yine olmadı... Ve Kılıç da patladı:
'Bu takımda kadro dışı kalanlar da olacak; yeni bir evre başlayacak...'
Yeni bir oluşum için geç kalınmış olsa da...
Atılacak her olumlu adım Göztepe'nin lehinedir...
Bu gidiş iyi gidiş olmadığından, herkesin şapkasını önüne koyması artık bir zorunluluk...

Yoksa Göztepe'nin durumu perişan mı perişan...