ESHOT Genel Müdürü Gül Şener, olur olmaz her konuda çok yıpratıldı. Hatta Hakan Türkseven adlı İZULAŞ şoförünün yaptığı kazanın faturası bile Gül Hanım'a çıkarılmak istendi.
Bu, büyük bir haksızlıktı. Sonuçta Gül Şener'in haksız yere suçlandığı müfettiş raporuyla belgelendi.
Vali Cahit Kıraç'ın isteğiyle Ankara'dan gelen Mülkiye Müfettişi Şahin Demir, 13 sayfalık rapor hazırladı söz konusu kazayla ilgili. Müfettiş Demir, ESHOT Genel Müdürü Gül Şener ve İZULAŞ Genel Müdürü Zeynel Canol ile ilgi raporunda, bu iki genel müdür hakkında soruşturmaya gerek olmadığını belirtti.
Müfettiş Bey, ehliyet sorgulama olayında savsaklama olmadığını vurguladı. Demir, raporunda dedi ki:
’“Belediye yetkililerinin sürücü personel istihdamı ile ilgili olarak bazı eksik uygulamalar dışında, yolcu taşıma işlemlerinin yürütülmesinde, sürücü personelin sürücü belgeleri üzerinde bulunabilecek sınırlamayı örtbas etmek, araç kullanması yasak olan personeli yolcu taşıma işlerinde çalıştırmak veya bu durumun ortaya çıkabilmesi için kurum tarafından günlük olarak yapılması gereken alkol ölçümü ve sürücü belgesi kontrolleri işlemlerini savsaklamak gibi bir durum içinde olmadıkları anlaşılmıştır.’”
Ayrıca raporda, belediye yetkililerinin, personelin sürücü belgelerini kontrol amacıyla internet üzerinden şifre talebinde bulundukları, şifre talebi mümkün olmayınca belediye tarafından personel listesinin İl Emniyet Müdürlüğü'ne gönderilerek sorgulamanın yapıldığı görüşü yer alıyor.
Sonuç olarak da ESHOT Genel Müdürü Gül Şener ve İZULAŞ Genel Müdürü Zeynel Canol hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığının altı çizildi.
Kazayı yapan şoför Hakan Türksever'in, 2 Ocak 2009'da yapılan kontrolde alkollü olduğu gerekçesiyle ehliyetine el konulduğu, Pol-net üzerinden sürücü belgesine tahdit konulduğu hatırlatıldı. Hakan Türksever, kurnazca davranarak, polise, ehliyetini kaybettiğini beyan etmiş. Polis de prosedürü yerine getirmiş, tutanak tutmuş.
Hakan Türksever, 16 Haziran 2010'daki ölümlü trafik kazasına kadar, sürücü belgesine el konulduğunu kurumundan saklamayı başarmış.
Şoförün foyası sonunda ortaya çıktı ama olan Gül Şener'e oldu. Yapılması gereken her şeyi yaptıkları halde polisi de aldatan bir şoför yüzünden kurban edilmek istenen Gül Şener, dimdik ayakta duruyor.
Medya, istemeyerek de olsa Mülkiye Müfettişi'nin raporunu yayımlayarak, belki de yayımlamak zorunda kalarak, bir bakıma özür diledi Gül Şener'den.
Bu yeterli mi?
Bence değil.
Bundan sonra yapılacak şey bellidir. Birini suçlarken, elimizi vicdanımıza koyalım. Çamur atarken, desteksiz atmayalım. Sonra mahcup olmayalım.
Artık Gül Şener'i rahat bırakma zamanı gelmiştir.
Saçma sapan muhabbetlerle belediyeyi yıpratanların, İzmir'i fethetmek için her yolu deneyen arka plandakilerin peşine düşelim.
İzmir'e işte o zaman iyilik etmiş oluruz. Haksız mıyım?