EGEDESONSÖZ – DİSK Genel-İş Sendikası’nın İzmir şubelerinde olağan genel kurul süreci başladı.
Sürecin ilk genel kurulu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İZENERJİ bünyesinde çalışan güvenlik görevlilerinin örgütlü olduğu Genel-İş İzmir 9 No’lu Şube’de gerçekleştirildi.

Genel kurula iş yeri delegelerinin yanı sıra Genel-İş Sendikası Genel Sekreteri Çetin Çalışkan, TİS Daire Başkanı Faruk Saral, DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin ve İzmir şubelerinin yöneticileri katıldı.
Yeşilyurt Mustafa Necati Kültür Merkezi’ndeki yapılan seçimde mevcut şube yönetimi yeniden aday oldu. Toplam 171 delegenin katıldığı seçimde 159 oy alan mevcut yönetim, 4 yıl daha görev yapmak üzere güven tazeledi.

Sedat Kenar şube başkanlığı görevine devam ederken, yeni dönem şube yönetimi İnan Kılıç, Burak Bilgehan Güngör, Seven Şen ve Ramazan Su’dan oluştu.
Yeniden şube başkanlığına seçilen Sedat Kenar genel kurulda şu konuşmayı yaptı:
Sayın Divan,
Genel Merkezimizin değerli yöneticileri,
Ege Bölge Başkanımız,
İzmir’de birlikte mücadele ettiğimiz değerli şube başkanlarımız ve şube yöneticilerimiz,
Kıymetli delegelerimiz,
Değerli konuklarımız,
Ve dört yıl boyunca aynı ekmeği, aynı mücadeleyi ve aynı umudu paylaşan değerli Genel-İş emekçileri;
Hepinizi DİSK/Genel-İş İzmir 9 No’lu Şubemizin 2. Olağan Genel Kurulu’nda şahsım ve şube yönetim kurulumuz adına sevgiyle, saygıyla ve mücadele duygularımızla selamlıyorum.
Bugün burada yalnızca bir genel kurul gerçekleştirmek, geride bıraktığımız dönemi değerlendirmek ve yeni dönem için yönetim organlarımızı belirlemek üzere toplanmış değiliz.
Bugün burada aynı zamanda dört yıllık emeğimizi, mücadelemizi, yaşadığımız zorlukları, elde ettiğimiz kazanımları ve geleceğe dair sorumluluklarımızı hep birlikte değerlendirmek için bir aradayız.
Çünkü genel kurullar yalnızca seçim yapılan salonlar değildir. Genel kurullar, örgütlü mücadelenin kendisini yenilediği, geçmişten geleceğe bakarak yol haritasını belirlediği, delegelerin ve üyelerin sözünü ortaya koyduğu önemli mücadele alanlarıdır.
Bu nedenle bugün burada yapılacak değerlendirmelerin, alınacak kararların ve ortaya konulacak iradenin şubemizin geleceği açısından önemli olduğuna inanıyorum.
Değerli mücadele arkadaşlarım;
Dört yılı geride bırakıyoruz.
Kolay bir dönem değildi.
Ülkemizin ekonomik ve sosyal koşullarının ağırlaştığı, hayat pahalılığının emekçilerin yaşamını her geçen gün daha fazla etkilediği, ücretlerin geçim karşısında zorlandığı bir dönemden geçtik.
Evimize götürdüğümüz ekmeğin, çocuklarımızın ihtiyaçlarının, kiramızın, faturamızın ve günlük yaşamın her geçen gün daha fazla mücadele gerektirdiği bir süreç yaşadık.
Bütün bunların yanında çalışma hayatında karşılaştığımız sorunlar, işyerlerindeki gündelik meseleler, toplu iş sözleşmesi süreçleri ve üyelerimizin bizden beklentileri de omuzlarımızdaki sorumluluğu artırdı.
Fakat bütün bu zorluklara rağmen örgütlü mücadelemizden vazgeçmedik.
Üyelerimizin sorunlarını dinledik.
İşyerlerimizde onların yanında olduk.
Haklarımızın korunması ve geliştirilmesi için mücadele ettik.
Toplu iş sözleşmelerinde emeğin karşılığını daha ileriye taşımak için çalıştık.
Her kazanımın arkasında büyük bir emek olduğunu bilerek hareket ettik.
Bugün sahip olduğumuz hiçbir hakkın kendiliğinden ortaya çıkmadığını biliyoruz.
Her kazanımın arkasında yıllarca mücadele etmiş işçilerin alın teri vardır.
Bugün sahip olduğumuz sendikal hakların arkasında grevler vardır, direnişler vardır, dayanışma vardır, bedel ödemiş kuşaklar vardır.
Bizler bugün o büyük mücadelenin mirasını taşıyoruz.
Bize bırakılan bu mirasa sahip çıkmak ve onu bizden sonraki kuşaklara daha güçlü biçimde devretmek de bizim en temel sorumluluğumuzdur.
Değerli arkadaşlar;
Bu dört yıl içerisinde şubemizin örgütlü gücünü büyütmek için çalıştık.
Üyelerimizin karşılaştığı sorunlarda çözüm üretmeye gayret ettik.
Çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, sosyal haklarımızın geliştirilmesi ve emeğimizin karşılığının alınması için mücadelemizi sürdürdük.
Bazen bir arkadaşımızın tek bir sorununun çözümü için günlerce uğraştık.
Bazen bir işyerindeki sorunun büyümemesi için saatlerce görüşmeler yaptık.
Bazen toplu olarak çözülmesi gereken bir meselenin karşısında örgütlü gücümüzü ortaya koyduk.
Bütün bunları yaparken temel aldığımız tek şey vardı:
Üyemizin hakkı.
Çünkü sendikacılık bizim için yalnızca toplu iş sözleşmesi imzalamaktan ibaret değildir.
Sendikacılık, işçinin kendisini yalnız hissetmediği bir örgüt yaratabilmektir.
Sendikacılık, üyemizin zor gününde yanında olabilmektir.
Sendikacılık, hakkını arayan işçinin arkasında güçlü bir örgüt olduğunu hissettirebilmektir.
Ve sendikacılık, emekçinin geleceğine sahip çıkmaktır.
Bizim anlayışımız budur.
Bu anlayışla dün olduğu gibi bugün de, yarın da mücadelemizi sürdüreceğiz.
Kıymetli delegeler;
Önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından birisinin örgütlenmemizi daha da güçlendirmek olduğuna inanıyorum.
İşyeri temsilciliklerimizi daha etkin hale getirmeliyiz.
Üyelerimizle iletişimimizi daha güçlü kurmalıyız.
Genç işçi arkadaşlarımızın sendikal mücadelede daha fazla sorumluluk almasının önünü açmalıyız.
Kadın emekçilerimizin sendikal yaşamda daha güçlü ve daha etkin şekilde yer almasını sağlamalıyız.
Üyelerimizin yalnızca sorun yaşadığında değil, her zaman sendikasına ulaşabildiği bir örgütlenme anlayışını geliştirmeliyiz.
Çünkü güçlü sendika, yalnızca güçlü yöneticilerden oluşmaz.
Güçlü sendika; işyerinde örgütlü, bilinçli, birbirine güvenen ve sendikasına sahip çıkan üyelerden oluşur.
Bizim asıl gücümüz de buradadır.
Değerli mücadele arkadaşlarım;
Bugün burada konuşurken sadece geride bıraktığımız dört yılı değil, önümüzdeki yılları da düşünmek zorundayız.
Çünkü bugün attığımız her adım, yarının çalışma hayatını belirleyecek.
Çocuklarımızın nasıl bir çalışma hayatıyla karşılaşacağını,
Gençlerimizin nasıl koşullarda çalışacağını,
Emekçinin ne kadar güvenceli bir geleceğe sahip olacağını,
Bizim bugün verdiğimiz mücadele belirleyecek.
Bu nedenle mücadelemizi yalnızca bugünün sorunlarına sıkıştırmamalıyız.
Daha güçlü bir örgüt,
Daha güçlü toplu sözleşmeler,
Daha iyi çalışma koşulları,
Daha yüksek ücretler,
Daha güçlü sosyal haklar,
Daha güvenceli bir çalışma hayatı için mücadelemizi büyütmeliyiz.
Ve bunu yaparken birbirimize daha fazla sahip çıkmalıyız.
Çünkü sendika, yalnızca aynı işyerinde çalışan insanların oluşturduğu bir yapı değildir.
Sendika aynı zamanda dayanışmadır.
Sendika birbirinin elinden tutmaktır.
Sendika zor zamanda arkadaşının yanında durmaktır.
Sendika “Ben” demek yerine “Biz” diyebilmektir.
İşte DİSK ve Genel-İş geleneğinin bize öğrettiği en önemli değerlerden biri budur.
Biz birlikte güçlüyüz.
Biz örgütlü olduğumuzda güçlüyüz.
Biz birbirimize sahip çıktığımızda güçlüyüz.
Değerli delegeler;
Bugün burada farklı düşünceler olabilir.
Farklı değerlendirmeler, farklı öneriler ve farklı bakış açıları olabilir.
Bunların hepsi örgütlü mücadelenin doğal parçasıdır.
Genel kurullar bunun için vardır.
Ama kongre salonundan çıktığımızda hepimiz aynı sınıfın insanlarıyız.
Aynı işyerlerinde çalışacağız.
Aynı sorunlarla karşılaşacağız.
Aynı ekmeğin mücadelesini vereceğiz.
Bu nedenle seçimler bittiğinde geride kırgınlık değil, daha güçlü bir örgüt bırakabilmeliyiz.
Çünkü bizim birbirimize değil, emeğin karşısındaki bütün zorluklara karşı daha güçlü olmamız gerekiyor.
Bizim mücadelemiz kişisel hesaplaşmaların çok üzerindedir.
Bizim mücadelemiz koltuklardan, makamlardan ve kişisel beklentilerden daha büyüktür.
Çünkü burada mesele bir kişinin nerede durduğu değildir.
Mesele, emeğin nerede durduğudur.
Mesele, işçinin hakkının nerede savunulduğudur.
Mesele, örgütümüzün geleceğe nasıl taşınacağıdır.
Ve bu nedenle hangi görevde olursak olalım, hangi sorumluluğu üstlenirsek üstlenelim, bu mücadeleye katkı sunmaya devam etmek hepimizin görevidir.
Değerli arkadaşlar;
Biz DİSK’liyiz.
Biz Genel-İş’liyiz.
Bizim arkamızda büyük bir mücadele tarihi var.
Bu tarihin içerisinde DİSK’in kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler’in,Genel-İş’in kurucu Genel Başkanı Abdullah Baştürk’ün,ve isimlerini belki bugün tek tek sayamadığımız, fakat alın terleriyle bu mücadeleyi büyüten binlerce işçinin emeği vardır.Onların bizlere bıraktığı en büyük miras; örgütlü mücadele, dayanışma ve işçi sınıfına duyulan inançtır.
Biz de bu mirasa sahip çıkacağız.
Çünkü biliyoruz ki sendika yalnızca bugün için değil, yarın için de vardır.
Bugünün kazanımını korumak,yarının kazanımını büyütmek,bizden sonra gelecek işçilere daha güçlü bir örgüt bırakmak zorundayız.
Bu bizim görevimizdir.
Bu bizim sorumluluğumuzdur.
Bu bizim geleceğe karşı borcumuzdur.
Değerli delegeler;
Bugün sizlerden yalnızca bir oy istemiyoruz.
Bugün sizlerden bu mücadeleyi daha ileriye taşımak için bir irade istiyoruz.
Daha güçlü örgütlenmek için,daha güçlü toplu sözleşmeler yapmak için,üyelerimizin ekonomik ve sosyal haklarını geliştirmek için,işyerlerimizde daha etkin bir sendikal yapı kurmak için,gençlerin ve kadınların sendikal mücadelede daha fazla söz sahibi olması için,üyelerimizle daha güçlü bir bağ kurmak için,ve en önemlisi, örgütlü gücümüzü daha da büyütmek için destek istiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki önümüzde bizi bekleyen görevler var.
Ve bu görevleri ancak birlikte başarabiliriz.
Kıymetli arkadaşlar;
Bugün bu kürsüden bir kez daha ifade etmek isterim:
Dört yıl boyunca bu mücadelede yan yana yürüdüğümüz bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Birlikte gecemizi gündüzümüze kattığımız,zor zamanlarda birbirimize omuz verdiğimiz,sevincimizi de sıkıntımızı da paylaştığımız bütün mücadele arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bugün burada bulunan her delegenin, her üyenin ve bu örgüte emek veren her arkadaşımızın katkısı bizim için değerlidir.
Bu örgüt, tek bir kişinin emeğiyle değil, hepimizin ortak emeğiyle bugünlere geldi.
Bundan sonra da hepimizin ortak çabasıyla daha ileriye taşınacaktır.
Başta DİSK’in kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler olmak üzere, Genel-İş’in kurucu Genel Başkanı Abdullah Baştürk’ü ve işçi sınıfının mücadelesine hayatını adamış, bu mücadelede bedel ödemiş bütün değerlerimizi saygı, minnet ve özlemle anıyorum.
Onların bıraktığı mücadele bayrağını daha ileriye taşımak bizim görevimizdir.
Biz bu bayrağı devraldık.
Bizden sonra gelecek arkadaşlarımıza daha güçlü teslim etmek de bizim sorumluluğumuzdur.
Bu inançla;
Daha güçlü örgütlenmek,
Daha güçlü mücadele etmek,
Daha güçlü kazanmak için yolumuza devam edeceğiz.
Birliğimizi büyüteceğiz.
Dayanışmamızı büyüteceğiz.
Örgütlü gücümüzü büyüteceğiz.
Ve emeğin hakkını, alın terinin değerini, işçinin onurunu her zaman savunmaya devam edeceğiz.
Çünkü biz biliyoruz:
Örgütlü işçi güçlüdür.
Dayanışan işçi güçlüdür.
Birlikte mücadele eden işçi kazanır.
Yaşasın işçi sınıfının birliği!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın emek, özgürlük ve demokrasi mücadelemiz!





