Açıklamayı duyduğum ve okuduğumdan başlayarak büyük bir sıkıntı içinde olduğumu söylemeliyim...
'Nasıl olur; kimse neden ve niçin yanıt vermez; sorgulamaz' diye düşündüğümü de!..
Hiç kimse gazetecilik mesleği gereği kendini kullandıramaz, kullandırmamalı; hiç kimse ustalarından bu yönde aldıkları meslek üstünlüğünü kendi çıkarları, yakın oldukları kişiler ve kurumlar için hiç mi ama hiç kullanmamalı değil mi?
Bizim meslek büyüklerimizden, kurumlarımızın belirlediği meslek ilkelerinden öğrendiklerimiz, eğer hayatın her adımı bir haberse, gördüğünü, yaşadığını, eline gelen her belgeyi haberleştirmektir... Bu noktada kimseye bağlı olmaksızın, bağımsız!..
Gazetecilik etiği bize önemli bir görev veriyor anlayacağınız!
Açıklamayı okuyorum, şaşkınlığım büyüyor:
'Bilir misin altyapı çalışanlarının ve kulüp personelinin paralarını kimin ödediğini ,
Bilir misin takım tesislerde kamptayken gelen icraları ödeyebilmek için saat 6 dan sonra banka şubesi açtırılıp , vadeli mevduat bozdurulduğunu
bilir misin hastanede rehin kalan oyuncuları kimin çıkardığını . Peki borcundan dolayı Avrupa kupası maçlarına uçak bileti kestiremeyen basketbol takımın borçlarını kimin ödediğini.
Bunların hiçbirini bilmezsin, bilmezsin çünkü bunu şöhret düşkünlüğüyle suçladığın adam duyulmasın diye çaba sarf ettiği için bilmezsin,
bilmezsin çünkü bunlar yazılmasın diye (bu gazetecilerin adı bende saklı, onlar kendilerini biliyor) gibi gazetecilere yalvardığı için bilmezsin.'
Yani bu Karşıyaka yöneticisi arkadaş, kendisini eleştiren bir taraftara yanıt verirken, kendi yaptıklarını, ödediklerini Karşıyaka Kulübü için yaptığını anlatmaya çalışıyor da, sonra neler becerdiğini anlatmıyor!..
O da yetmiyor gazetecileri nasıl alet ettiğini söylüyor!..
Sözüm ona anlatmaya çalıştığı 100 yıllık geçmişe sahip KSK'ye gelen icraları durdurmak: basketbol takımına bilet almak; gelen hacizler için banka şubesi açtırmak ve de tüm bunları yazdırmamak için gazetecilere yalvarmak!
Gazetecilik etiği açısından biri konuşsun, bir şey söylesin!..
.....
Eğer Karşıyaka Kulübü'nde bunca skandal varken, yazmayan, yazılmaması için girişimde olan gazeteci olabilir mi? Gazetecilik etiği bunu kabul edebilir mi?
Karşıyaka yöneticisi Nazım Torbaoğlu'dur bu açıklamayı yapan. Kendisine dönük bir eleştiri karşısında böyle bir açıklama yapmıştır...
Ve o açıklama çok talihsiz ve gazetecilik etiği için yıkıcı bir açıklamadır...
İnsan kendisini korumak, kurtarmak, övücü sözler yazılmasın da diye düşünerek 'haber olmayayım' anlamında bir açıklamada bulunabilir ama 'gazetecilik etiği'ni yok ederek değil...
Tüm yaptıklarının arkasında duran ve gazetecileri kullandığını ortaya atan; KSK'ye çalıştığını, her şeyini ortaya koyan bir insan, nasıl oldu da genel kurul öncesi 3 milyona yakın alacağı için kulübe ihtar çekti? Anlayan beri gelsin...
Gazeteciyi yalvar yakar haber yapmamakla adeta suçlayan bir insana karşı nje yazık kı gazeteci örgütlerimizden başta bu konuda varolan TSYD'den bir açıklama gelmemesi ilginçtir..
Gazeteci aldığı, gördüğü, yaşadığı ne varsa haber yapan, kamuoyuna sunandır...
Gazetecilik etiği neyi gerektiriyorsa ortaya koyandır...
Şimdi birileri, 'Ben yalvardım, haber yaptırmadım, yaptırmıyorum'; 'Biz neler gördük, basketbolcu pazarlayan da var futbolcu ve antrenör de' dediğinde...
Söyleyecek sözü olandır gazeteci...