Fransa'da hayat pahalılığı, bozulan kamu hizmetleri ve öğrencilerin sınıf koşullarına duyulan öfkeyle ülke genelinde düzenlenen yeni protestolarda polis, bugün göstericilere göz yaşartıcı gazla müdahale etti.
Bir hafta önceki ayaklanma, yağma ve sokak şiddetinin tekrarlanmasını önlemek isteyen yetkililer, başkent Paris başta olmak üzere büyük kentlerde helikopterler ve zırhlı araçlarla geniş güvenlik önlemleri aldı.
Paris'in bazı bölgelerinde sokağa çıkma yasağı uygulandı, esnaf vitrinlerini tahtalarla kapattı ve dünyaca ünlü Louvre ile Musée d'Orsay gibi müzelerin kapılarına kilit vuruldu.
İçişleri Bakanı Laurent Nunez, bugün yaklaşık 70 bin güvenlik görevlisinin sahada olacağını açıklarken, Başbakan Sebastien Lecornu, dün geç saatlerde şiddet "tehdidinin" "yüksek kalmaya devam ettiği" uyarısını yaptı.
Geçen haftaki şiddet olayları öncesinde polisin hazırlık durumu ve istihbarat toplama çalışmalarına dair soru işaretleri doğmuştu; bu hafta sonu görevlendirilen güvenlik gücü sayısı yaklaşık yüzde 20 artırıldı.
YAKLAŞIK BİN KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
Ülkenin birçok kentinde polis ve göstericiler arasında çatışmalar yaşanıyor. Lyon, Marsilya, Lille ve Nice'in de aralarında bulunduğu kentlerde tansiyon yükseldi. Polis göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti.
Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez yaptığı açıklamada, yaklaşık bin kişinin gözaltına alındığını ve bu sayının artacağını ifade etti. Nunez, 17 Ekim'de kamu binalarının hedef alındığı saldırıların, bu kez kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sayesinde gerçekleşmediğini belirtti.
Geçen hafta düzenlenen protestolarda yüzlerce iş yeri yağmalanmış, 2 bin 700 kişi gözaltına alınmıştı.
PARİS'TE GÖSTERİCİLERE MÜDAHALE
Paris Emniyet Müdürlüğünün sendikaların belirlediği eylem güzergahının dışında, şehir merkezinden daha uzak yeni bir güzergah belirlemesi tepkilere yol açarken, başkentteki eylemlere 100 bini aşkın kişi katıldı.
Yerel saatle 14.00'te İtalya Kapısı'nda toplanan eylemciler Vincennes Kapısı'na doğru yürümeye başladı. Polis yer yer eylemcilere tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti.
Ayrıca polisin eylemcilere karşı cop kullandığı, bazı eylemcileri yerde sürüklediği anlar basına yansıdı.
Paris Emniyet Müdürlüğü eylemlerde şu ana kadar 3 binden fazla kontrol yapıldığını ve 65 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.
İçişleri Bakanlığı ülke genelinde eylemlere katılımın 410 bin olduğunu bildirirken, Genel İş Sendikası (CGT) 250 bini Paris'te olmak üzere eylemlere yaklaşık 800 bin kişinin katıldığını ileri sürdü.
Başkentteki pek çok perakendeci de vitrinlerini ahşap panellerle örttü.
LOUVRE VE ORSAY DAHİL MÜZELER KAPANDI, TURİSTLER KAPIDA KALDI
Reuters'ın haberine göre yeni gösteriler öncesinde tedbir amacıyla galeri ve müzelerin kapatılmasıyla Paris'in kültür ve gösteri sanatları sektörü de kepenk indirdi.
Louvre Müzesi'nin kilitli siyah demir kapıları hem tüm alana hem de bahçeye girişi engelledi; Mona Lisa tablosunu göremeyen hayal kırıklığına uğramış turistler kilitli kapıların arasından içeri bakmakla yetindi.
Kapatma kararları Louvre'dan dışarı açılan Tuileries Bahçeleri kompleksinin tamamının yanı sıra Musée d'Orsay, Orangerie, Jeu de Paume ve Picasso müzelerini de kapsadı.
Paris Operası, personel ve izleyicilerin güvenliğine ilişkin endişeleri gerekçe göstererek hem Palais Garnier hem de Opéra Bastille binalarını kapattı; prestijli Art Basel Paris fuarının organizatörleri de hafta sonu programını iptal etti.
BAZI ŞEHİRLERDE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI UZATILDI
Lille, Denain, Douai ve Wattignies şehirlerinde 18 yaş altı kişiler için uygulanan kısmi sokağa çıkma yasağı, 26 Ekim'e kadar uzatıldı.
Çoğunlukla 22.00-05.00 saatlerinde uygulanan yasak, ayrıca Marly ve Valenciennes kentlerini kapsayacak şekilde genişletildi.
SARI YELEKLİLERDEN YENİ EYLEM SİNYALİ
Sarı Yeleklilerden yapılan açıklamada, 31 Ekim'de ülke genelinde yeniden sokağa inme çağrısı yapıldı.
"Otoriter uygulamalara karşı" Fransızların özgürlüklerini savunmaya çağrıldığı açıklamada, Ulusal Meclis'in ve Fransız belediyelerinin önünde oturma eylemi yapılacağı bildirildi.
Açıklamada, "Bu ülkede duyulmayan bir öfke olduğu" ve hükümetin bu öfkeye karşı baskı ve yıldırma politikası uyguladığı ifade edildi.
ENFLASYON, İRAN SAVAŞI VE LİSELİ EYLEMLERİ
Haftalar önce lise öğrencilerinin eğitim ve sınıf koşullarına karşı başlattığı protestolar, artan yaşam maliyetlerine duyulan geniş çaplı öfkeyle birleşerek ülke çapında bir harekete dönüştü.
DünCumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşen ortaöğretim öğrencilerinin temsilcileri, görüşme sonrasında hükümet taleplerini karşılayacak somut öneriler sunana dek öğrencilere protestoları sürdürme çağrısı yaptı.
Bugünkü yeni gösterileri organize eden gruplar da Macron ve hükümetini, yükselen maliyetler ile öğrencilerin sınıf koşullarına dair yaygın kamuoyu öfkesini görmezden gelmekle suçladı.
Başka yerlerde olduğu gibi Fransa'da da enflasyon, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail'in şubat ayında İran'a karşı başlattığı Ortadoğu savaşı nedeniyle hızla yükseldi.
Enflasyon ve eğitim sorunlarıyla kısmen örtüşen farklı meseleler etrafında İtalya, Belçika, İspanya ve Portekiz'de de protestolar düzenleniyor.
İtalya, Milano'da yaşanan sokak şiddetinin ardından kente 500 asker sevk etti.
GEÇEN HAFTANIN BİLANÇOSU. 2 BİN 700 GÖZALTI, 217 HAPİS CEZASI
Yarım milyondan fazla insanın sokağa çıktığı geçen hafta sonundaki gösterilerin çeperinde, Fransa'nın son yıllarda gördüğü en ağır sokak şiddeti olaylarından bazıları patlak vermişti.
Gösterilerin kenarında polisle çatışan isyancılar kamu binalarını tahrip etmiş ve yüzlerce mağazayı yağmalamıştı.
Geçen cumartesi günkü olaylarda yaklaşık 2 bin 700 kişi gözaltına alınırken, perakende sektörü mağaza sahiplerinin hasar ve çalınan stoklar nedeniyle yüz milyonlarca avroluk zararla karşı karşıya kaldığını açıkladı.
Yetkililerin verdiği bilgiye göre mahkemeler, cumartesi günkü olaylar nedeniyle yarısı ilk kez suç işleyenlerden oluşan 217 kişiyi şimdiden cezaevine gönderdi.
Macron ve hükümeti, protestocuların meşru talepleri ile geçen cumartesi gösterilerin çeperinde patlak veren yağma, kundaklama ve talan arasına çizgi çekmeye çalıştı.
Şiddetin en ağır kısmını "cumhuriyeti yıkmak istediğini" söylediği "aşırı sol" gruplara bağlayan Macron, yetkililerin yalnızca sendika öncülüğündeki gösterileri kabul edeceğini ve "gayrimeşru" saydıkları diğer tüm eylemlere karşı koyacağını belirtti.
Fransa'nın batısındaki aşırı sol bir grup ise internet sitesinde yayımladığı çağrıda destekçilerinden polis konuşlandırmasını "atlatmak için yakalanmaz ve öngörülemez" olmalarını istedi.
SEÇİME AY KALDI, LE PEN GÜÇLENİYOR
Huzursuzluk ve şiddet olayları, hükümetin borç yükünün de yatırımcıları endişelendirdiği bir dönemde, modern tarihinde dönüm noktası olabilecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine altı ay kala mevcut Fransız hükümetinin imajını zedeledi.
Le Pen'in Ulusal Birlik (RN) partisi, seçim kampanyasını başlatmak üzere hafta sonunda Paris'in güneyindeki Orleans kentinde kongre düzenledi.
Binlerce destekçinin beklendiği ve karşı protestocuların da kente yöneldiği Orleans'ta çatışmalardan endişe eden yerel yetkililer, Le Pen karşıtı 20 bin ila 30 bin kişinin katılması beklenen toplanmanın şehir merkezine sokulmayacağını bildirdi.
Bugün anti-faşist sloganlar atan binlerce kişi hem Le Pen'e hem de iş dünyası yanlısı merkezci lider Macron'a karşı yürüdü.
"Macron istifa. Le Pen hapse" diye bağıran kalabalığın sayısını polis 11 bin, organizatörler ise 26 bin olarak açıkladı.
Yetkililerin güvenlik önlemlerini sıkılaştırarak bazı kentlerde doğrudan gösteri yasaklarına varan kısıtlamalar getirmesi tepkilere yol açtı.
Marsilya'da protestoları yasaklayan yetkililer, dün yaptıkları açıklamayla sendikaların düzenlediği bir gösteriye "istisnai olarak" izin verileceğini duyurdu.
Paris'te ise polis, sendika öncülüğündeki protestocuların doğudaki Bastille ile Nation meydanları arasında yürümesi için önceden verilen izni iptal etti.
Sendikalar ilk aşamada alternatif güzergaha ilişkin güvenlik endişelerini gerekçe göstererek yasaklanan rotada yürüme sözü verdi; ancak başkent polisinin son dakikada yürüyüşün merkez doğudaki Bastille'den başkentin güney sınırındaki daha uzak doğu noktası Porte d'Italie'ye taşınmasını emretmesi üzerine sendikalar buna isteksizce uyacaklarını açıkladı.
Sekiz yıl önce Macron'a karşı yıkıcı protestolar düzenleyen Sarı Yelekliler ise yaşananları "otoriter bir savrulma" diye kınadı ve "protesto özgürlüğü" için 31 Ekim'de yeni gösteriler yapılması çağrısı yaptı.
Rennes kentindeki bir mağaza çalışanı da AFP'ye "Yasaklar bazen daha kötüdür. Protesto etmek bir haktır ve bunu yasakladığınızda onu daha da cazip hale getirirsiniz" dedi.
Uluslararası Af Örgütü, tedbirlerin "barışçıl gösteri hakkını tehlikeye attığını" belirterek "otoriter uygulamaya doğru kayış" diye nitelediği tabloyu kınadı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü kıdemli Avrupa araştırmacısı Eva Cosse ise son toplanmalarda kalabalık kontrol silahları nedeniyle çocukların ağır yaralandığına dair haberler karşısında endişesini dile getirdi ve "Polisin hem protestoların barışçıl ve güvenli şekilde yapılmasını sağlama hem de halkı şiddet içeren kargaşadan koruma sorumluluğu vardır" dedi.





