Bir yaşananlara bakın birde muktedir olanların, yandaş medya ve uzantılarının beyinlerimize pompalamaya çalıştıkları söylemlere.
Bir yandaş medyayı izleyin, birde Ulusal TV, Halk TV, Hayat TV, Kanal B gibi yürekli kanalları izleyin.
Bir yandaş gazeteleri okuyun birde, Cumhuriyet, Aydınlık, Sözcü, Yurt, Bir gün, Evrensel ve Sol gibi bağımsız kalabilmiş gazeteleri okuyun.
Ya da bir Yiğit Bulut, Rasim Ozan Kütahyalı, Nagehan Alçı, Fehmi Koru, Mehmet Ocaktan, Hüseyin Gülerce, Fatih Altaylı gibi yandaş yazarları okuyun veya dinleyin, birde Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun, Emin Çölaşan, Can Ataklı, Ümit Zileli, Uğur Dündar, Necati Doğru, Özgür Mumcu, Soner Yalçın, Orhan Bursalı, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan gibi onlarca namuslu kalabilmiş yazarları.
Bir Hasan Kaçan, Necati Şaşmaz, Hülya Avşar, Ajda Pekkan, Kadir İnanır, Hülya Koçyiğit, Yılmaz Erdoğan gibi sanatçıların sesine kulak verin, birde Fazıl Say, Mehmet Ali Alabora, Halit Ergenç, Levent Kırca, Müjdat Gezen, Zülfü Livaneli, Yavuz Bingöl, Şevval Sam gibi yüzlerce gerçek sanatçının sesine.
Bu kıyaslamaları siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri , çeşitlisivil toplum örgütleri, parti liderleri ve siyasetçiler ile akademisyenler arasında da yapın göreceksiniz.
Göreceksiniz;
Onlarla bizim aramızda fark var.
Ekonomide de, siyasette de, bilimde de, sosyal yaşamda da bu fark açıkça görülüyor.
Onların özgürlük ve demokrasiden anladıkları bizden çok farklı.
Onların insan haklarına bakışı bizden çok farklı.
Onların barış ve savaş anlayışları bizden çok farklı.
Onların istikrardan anladıkları bizden çok farklı.
Onların, insana, kadına, gence ve çocuğa bakışı bizden çok farklı.
Onların suya, toprağa, ağaca, hayvana, çiçeğe, böceğe dokunuşları bizden çok farklı.
Onların sanata, kültüre, emek ve alın terine yükledikleri anlam bizden çok farklı.
Onların dostluğa, kardeşliğe, birlikteliğe koydukları ölçüler bizlerden çok farklı.
Onların dünyaya verdikleri fotoğraf da bizden çok farklı.
Dedim ya onlarla bizim aramızda fark var diye yazın artık siz alt alta yazabildiklerinizi.
Ama önce fark edin.
Bunu fark edemeyenler kolayca aldatılıyor ve de onların ağızlarından düşürmedikleri ' millet' kavramı içerisine giriveriyor.
Bazen yüzde yirmilik, bazen yüzde kırklık, bazendeyüzde ellilik dilim içerisinde yerini alıyor.
Fark edebilenler ise kendi yerlerini bu farklılıkları dikkate alarak belirliyor.