Altın Portakal Altın Portakal olalı, belki de hiç bu kadar ödüllerinden çok tepkiler ve isyanlarla öne çıkmamıştı.’¶
Ödülü kimin kazandığı umurumda bile değil. Benim ilgimi çeken, jüri üyesi olarak yarışmaya davet edilen Boşnak asıllı Sırp yönetmen Emir Kustirica'nın bir şekilde ülkesine postalanması.
Srebrenitsa katliamıyla ilgili söylediği ’“Tecavüz olaylarını abartıyorsunuz’” sözleriyle tepkileri üzerine çeken Kustirica, Bursa'da krallar gibi karşılandı, el üstünde tutul, ama Antalya'da ’“tu-kaka’” oldu. Sırp konuk, jüri üyeliğinden çekildi.
Dünyaya rezil olduk, o başka...
Madalyonun öbür tarafına bakalım isterseniz.
Bursa'nın AKP'li Belediye Başkanı Kustirica'yı yere göğe sığdıramadı, devlet büyüklerimiz ’“Kusturica da nereden çıktı! Hemen gönderin onu’” diyemediler. Bu olayı görmezlikten geldiler.
CHP'li Antalya Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın Kustirica'yı Altın Portakal jürisine davet edince kıyamet koptu. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ’“Kustirica varsa, ben yokum’” dedi.
Bal adlı film, Sırp yönetmeni protesto etmek amacıyla yarışmadan çekildi.
Bir tepki gösterilmesi gerekiyorsa, böyle olmalıydı. Buna gelinceye kadar gerçekten tepki vermemiz gereken o kadar çok olay vardı ama biz hiç oralı değildik.
Peki biz esas tepki göstermemiz gereken olaylara neden sessiz kalıyoruz?
Madem ki zulüm yapanlara, zulme seyirci olanları istemiyoruz, o zaman Afrika'nın, Arap ülkelerinin yüzlerce, binlerce insanın katili liderlerini ’“devlet başkanı’”, ’“Kral’” veya ’“Başbakan’” sıfatlarıyla bağrımıza basarken, neden sokaklara dökülmüyoruz, niçin isyan bayrağını açmıyoruz?
Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, kendi makamında bir Arap ülkesinin liderinin yanında sığıntı gibi kaldığında, bayrağımız bir kenara itildiğinde, konuğumuz ülkesinden gelen tahta oturup bizim koltuğu reddetmesine neden seyirciydik?
Kustirica, AKP'li Belediye Başkanı'nın Bursa'sına çağrıldığında iyiydi de, CHP'li Belediye Başkanı'nın Antalya'sına çağrıldığında mı kötü oluyor?Neden Bursa'dan ’“çıt’” çıkmadı?
Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı konuklarımızın Anıtkabir'i ziyaret etmemeleri karşısında duyarsız kalan milletimin çok bilmişleri, bizleri yöneten seçilmişleri, çifte standart uyguluyor maalesef.
Bir Allah'ın kulu, programında Anıtkabir ziyareti olmayan konuk devlet liderlerine, ’“Anıtkabir ziyaretinde bulunmayacaksanız, gelmeyin’” diyemiyor?
Çünkü ellerinden gelse, onlar da Anıtkabir'e gitmeyecek de ondan seslerini çıkarmıyorlar.
Kusturica, bir sanatçı olarak, üstelik damarlarında Hıristiyan kanıyla birlikte Müslüman kanı taşıması sebebiyle, ’“Tecavüz olayları abartılıyor’” dememeliydi.
Burası doğru...
Bosna'daki zulme karşı zalimce bir tavır sergilemiş Kusturica'ya yapılanlar, Afrika'da, Arap ülkelerinde onca insanı sorgusuz sualsen katledenlere de uygulanmalıydı.
Kusturica, Bakan Günay'a öyle bir tepki gösterdi, öyle bir cevap verdi ki, yenilir yutulur gibi değil:
- Kendisi solcuydu, artık değil mi?
Buyrun, meydan sizin Sayın Bakan.
Bu söze ne cevap vereceksiniz, merak ediyorum.
Sizin gibi eskiden CHP'nin borusunu öttürürken, koltuk uğruna saf değiştiren, AKP'li olurken yüzü bile kızarmayan o kadar çok insan var ki...
Kimi gazetelerin yazı işleri müdürlüğü makamlarında, kimi belediyelerin köşebaşlarında, kimi arpalık kurumlarda...
Evet; siz eskiden solcuydunuz değil mi Sayın Bakan?