On yıl önce Celal Bayar Üniversitesi'nde kız öğrencilere, 'kota' ile ilgili iki soru sormuştum. İlk soru: 'Ülkemizde kota politikaları uygulanırsa, sizce, kadın daha fazla siyasete girme isteğinde bulunurlar mı?' sorusuna yanıt veren kişiler beni oldukça şaşırtmıştı. Çünkü, bu örneklemde kız öğrenciler eğer siyaset ile ya da ülkenin genel sorunları ile yakından ilgilenmiyorlar ise, seçimlerde kadınların eşit temsiline yönelik 'kota' uygulamaları oluşturulsa bile siyasetle hiç ilgilenmeyeceklerini belirtiyorlardı. İkinci soruya verilen yanıtlar ise çok daha ilgi çekiciydi:'Eğer, ülkemizde bir X partisi, kadınlara yönelik bir kota uygulamasını kendi parti tüzüğüne koysa, bu partiye ve bu partinin gösterdiği kadın adaylara oyunu verir misin? dediğimde,' hayır' yanıtını almıştım. Bu her şeyden önce kız öğrencilerin kendi 'eşitlik haklarını' aramalarına yönelik ne kadar 'ilgisiz' ve 'bilgisiz' olduklarını bana bir kez daha göstermiş oluyordu. Sonuçların bu şekilde çıkması beni oldukça üzmüştü. Ancak bu tür uygulamaların neler olacağına dair öğrenciler 'öngörümde' bulunamamışlardı. Bu onların hem kişilik özellikleri ile ilgili hem de ailelerinde 'siyasete ve siyasi olaylara' yönelik bir 'ilgi' olmadığının da bir göstergesiydi.
On yıl önce yapılan bu araştırmanın, günümüzde yapılması durumunda çok da farklı sonuçlarla karşılaşılacağını tahmin etmiyorum. Yasalarda eşit temsil adına çıkarılan 'haklar' şüphesiz pek çok alanda kadınların şu anda temsil edildikleri orandan belki de bir miktar daha yüksek olacaktır. Bütün Kuzey ülkelerine bakıldığında, her alanda '%41,4'; Avrupa ve AGİT üye ülkelerinde %21; Asya ülkelerinde %17,3 oranında 'kota' uygulanmaktadır. Dünyada 137 ülke arasında, Türkiye, parlamentoda eşit temsil oranı açısından '107.ci sırada' yerini almaktadır ki, bu halen 'utanılacak' bir durumdur ve acil bir şekilde bahsedilen nedenlerden dolayı 'çözüm' beklemektedir.
'Kota' kadınların her alanda bir adım daha ilerlemelerine yardımcı olacaktır. Eşitlik için 'kota' yeterli midir? 24 Mart 2009 tarihinde, 27 179 sayılı Resmi gazete'de çıkan 'Kadın-erkek fırsat Eşitliği Komisyonu Kanunu' eşitlik adına, kadın hakları adına bir gelişmeydi. Peki neden 'gelişmeydi' diyoruz. Kanun mu kalktı diyebilirsiniz?!! Türkiye'de malum her an herkes kendi çıkarları konusunda kanunları ekleme eksiltme hakkını kendinde bulabiliyor. O zaman kim ve ne yaptı?
3 Aralık 2013 Salı günü Hürriyet gazetesinde, ülkemizde kadın hareketine gönül vermiş pek çok derneğin ortak bir manifestosunu gördüm. 'Devletten Kadının adı siliniyor mu?' diye bir başlık atılmıştı. Hükümetin TBMM içtüzüğünde değişiklik yapılarak Meclis'teki Kadın-erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun kapatılacağına yönelik bir mesaj vermeye çalışıyorlardı.
Türkiye'de, kadın hareketinin yıllar süren mücadelesiyle kurulan 'üç kadın kurumu' sırasıyla yok edilmeye çalışılıyordu. Önce 2011'de Kadından Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın isminden 'kadın' kelimesi silinerek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na dönüştürülmüştü. Şimdi de TBMM bünyesindeki KEFEK (Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu) kapatılıp yerine 'Aile ve Sosyal Politikalar Komisyonu' kurulmaya çalışılıyordu. Sanki, bu komisyon eski ismiyle kendisine verilen görevleri yapmıştı da, isim değişikliğine kalınmıştı…
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) ise iyice işlevsizleştirilmiş ve kapatıldı kapatılacak duruma gelmiştir.
Açıkça bellidir ki, devlet mekanizması içinde tek bir 'kadın' kurumu bırakılmak istenmiyor. Peki bunları kim yapıyor ve neden yapıyorlar? Kimler isteyebilir ki, bir ülkenin bir tarafı güçlenirken diğer tarafının bozulmasını? Bunu tekrardan düzeltmek kimin sorumluluğunda? Tüm siyasi partilerin kadın hakları koruyucuları nerede? Kadın milletvekillerimiz uyuyorlar mı? Ben, bir tane ileri çıkan ve 'kadın BURADA' diyen milletvekilinin sesini duyamıyorum.
Kadın-erkek pardon 'erkek-erkek' fırsat eşitliği komisyonunda kanun olarak çıkan maddeye bir bakalım isterseniz. Diyor ki: 'kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi, kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik, ülkemizde ve uluslar arası alandaki gelişmeleri izlemek, kendisine esas veya tali olarak havale edilen işleri görüşmek, istenildiğinde TBMM'ine sunulan kanun tasarı ve teklifleriyle kanun hükmünde kararnameler hakkında ihtisas komisyonlarına çözüm sunmak'…
'Kota' bir yana; bu komisyonda alınan bütün 'olumlu kararlar', kadınların yaşam standartlarını ve haklarını geliştirecek, hayatın bütün alanında tam ve eşit biçimde katılımı sağlayacaktır. Bu kadar önemli kararların alınacağı bir komisyon neden sizce, önce ismiyle sonra da işlevleriyle ortadan kaldırılıyor? Bütün sorunlarımız bitti, kadının gelişimini artıracak engellerin mi çözümüne mi sıra geldi
Önce 'medeni' olmak önemli. Medeni olmak ise, öyle söz ile söylenen laf salataları ile olmuyor beyler. Medeni olmak; öncelikle 'hümanist' olmayı gerekli kılar. Hümanist olma da, insan olma olgusu önemlidir. Ve insanın cinsiyeti olmaz eşitlikte… İyi günde, kötü günde diyoruz evlenirken birbirimize, hayatın bütün yükünü kadınlar çekiyor şu ya da bu ölçüde… Siyaset denilince, Kariyer denilince, Eşit haklar denilince, bir DUVAR ile karşılaşılıyor. Bu duvarlar artık yıkılmıyor, 21.yüzyıl Türkiye'sine yakışmıyor bu engeller. Bu engelleri ise kafalarında kuran ve senaryosunu yazan erkeklere ise artık hiç yakışmıyor. Bırakın geçsinler kadınlar o sırat köprüsünden. İnanın sizin tahmin ettiğinizden daha cesur ve yürekliler. Neden engel oluyorsunuz ki???