Özgür Özel, ülke genelinde ve İstanbul ilçelerinde mitinglere başlayalı bir yıl dolmak üzere. Muhtemelen, bu bir dünya rekorudur. Sanırım dün gece sayı doksana ulaştı.

Bu olayda benim dikkatimi çeken ya da daha doğrusu dikkat çekmeye çalışacağım konu, mitinglerin sayısı değil, katılımcıların hali. Mitinglerin bir kısmını TV’den izledim. Sıcakta, soğukta, gündüz veya gece, yağmurda ve karda bu kadar insan neden katılıyor? Yaşlısı da var genci de, kadını da erkeği de, köylüsü de kentlisi de.

Özgür Özel’in mitingde neler söyleyeceğini artık hepimiz tahmin ediyoruz. Akın Gürlek, emekli maaşı ve asgari ücret, hayat pahalılığı, tutuklu belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması ve seçim sandığının getirilmesi. Bir de güncel duruma göre, Trump, Suriye ve Gazze de yer alabiliyor bu konuşmalarda.

Buna rağmen her koşulda, bu mitinglere katılmak isteyen insan sayısı hiç de az değil. Ne duyacağını bildiği halde veya bunu TV’den izlemek varken, bu insanlar meydan meydan neden katılıyor? Yine Özel’in de doğru bir şekilde hatırlattığı gibi, eskiden mitinglere katılan insanlar, liderin konuşmasının onuncu, bilemedin beş dakika daha sonra meydandan ayrılmaya başlardı. Buna defalarca tanık olmuşluğum var. Ama şimdi öyle değil. Konuşma bazen epeyce de uzamasına rağmen, meydanlarda seyrelme gözükmüyor pek.

Ben defalarca İzmir’de, ki CHP oy deposu bir şehir olduğu halde, Deniz Baykal veya Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını sonuna kadar katılımcıların çoğunun izlediğine tanık olmadım.

İşte buradaki fark, önemli bir sosyal psikolojik fark. O mitinglerde olma arzusu, destek verme ısrarı, bir umut halini gösteriyor. Bu umuda destek olmak ve hatta bu umudu hissetmek için bu ısrarlı katılım.

Bu süreçte CHP Mitinglerine katılım ısrarı, coşkusu ve umudu, adeta Yılmaz Erdoğan’ın bir şiirindeki, “Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim” dizesini hatırlatıyor. Yani CHP mitinglerindeki seçmenin tutumu da bir nevi, “Erdoğan’sız bir Türkiye ihtimali sevgisi.”

Seçmen cephesi böyle. Kutuplaşma ve seçmen fanatizmi nedeniyle, CHP oylarında ciddi bir artış da gözükmüyor. Hiçbir seçim araştırması, CHP’nin yerel seçimlerdeki oy oranında göstermiyor. Yine de Özgür Özel’in seçmenini diri tutma konusunda ciddi bir efor sarf ettiğini kabul etmeliyiz. Daha önceki genel başkanlara göre, seçmen ile daha iyi bağ kuruyor.

Ancak Özgür Özel’i mitinglerden çok, kadroların yorduğu da açık.Hem de armut seçer gibi, birkaç arkadaşı ile belirlediği kadrolar bunlar.Ard arda belediye başkanları transferleri de gösteriyor ki, CHP kadroları ve adayları arasında yeterince sağlam olmayan, yani kendi deyişiyle, çürük yumurtaların sayısının bir hayli fazla bulunuyor.

Ondan fazla belediye başkanı ve onlarca meclis üyesinin CHP’den AKP’ye geçişi oldukça yıpratıcı bir şey. Onunla da sınırlı değil bu yıpratıcılık, sadece İzmir ilçelerinde son birkaç ayda yaşananlara bakınca, seçmeni ikna etmekten daha zor bir iş olarak belediye başkanlarını yönetmek gündeme geliyor.

İzmir’e sıkça Genel Başkanlarını göndermek de bazı Belediye Başkanlarını Merkeze çağırmak da bunu gösteriyor. Belediyelere Ankara’dan bürokrat ve başkan yardımcısı atamak da bu sürece dahil.

Bunu ifade etmesi beklenemez ama Özel’in aday belirleme sürecinde ciddi hatalar yaptığını düşünmeye başlamıştır sanırım.

Erdoğan’sın bir Türkiye umudunu güçlendirmek için, daha liyakatli kadrolara ihtiyaç olduğu açık. Bu umudu sakatlamaya aday diğer bir ihtimal, Kılıçdaroğlu etrafında kümelenen eski ekibin (ki onların büyük bölümü şimdiki yönetimde), mahkeme kararı ile işbaşı yapıp bu umudu, çok uzak bir tarihe erteleme ihtimalidir.