Çeşme hakkında o kadar çok yazı yazdım ve konuştum ki; ancak bunların çoğu imar/şehircilik meseleleri ve çevre sorunları ile ilgiliydi. Bu sorunlar Çeşme’de o kadar yoğun ki, başka konuları hep erteledim.

Geçen gün gazeteci arkadaşımız Selma Artar ile bir iki kısa video çekimi yaptık, Çeşme’nin tarihi ile ilgili olarak. Bunlardan biri, başta Objektif Çeşme olmak üzere bazı platformlarda yayınlandı. Spontane çekim olduğu için bazı ifadeler yanlış anlaşılabilir diye, buradan da bu konuya değinmek istiyorum. Ya da tekrar etmek istiyorum.

Çeşme, gerek yerel yönetimleri ve gerekse yerel halk olarak tarihine ve şehrin hafızasına meraklı bir şehir değil. Ancak eski Belediye Başkanlarından Nuri Ertan, Başkanlığının ikinci döneminde Ege Üniversitesi ile işbirliği yaparak, bir “Çeşme Sempozyumu” düzenlemişti.

Nuri abi, bu Sempozyumun sonucunu şöyle özetlemişti: “Hocaları üç gün Altın Yunus’ta ağırladık ve Çaka Bey’i Çeşme’ye getirdik.” Aslında iyi bir özet bence de.

Ben o Sempozyum bildirilerini birkaç kez okudum. Bu bildirilere dayanarak Çaka Bey ile Çeşme arasında bir ilişki kurmak mümkün ama bu bilgilere sadık kalmadan kulaktan dolma bilgiler o kadar yayındı ki, bugün internet ortamında açıp sorun, Çaka Bey’in mezarının Çeşme’de olduğunu göreceksiniz.

Oysa hiç alakası yok.

Çaka Bey, çok önemli bir Türk komutan şüphesiz. Selçukludan bağımsız hareket ederek, donanma ve askeri birlikler kurarak İzmir’i merkez alarak, bir egemenlik alanı oluşturuyor kendine. Hem de 1082 yılında. Adeta İzmir Beyliği kuruyor. Kısa sürede Adaları bu egemenlik alanlarına ekliyor.

Sakız’a da sefer düzenleyip, orayı da topraklarına katması olayı, Çaka Bey’in Çeşme ile ilgili en önemli bağını oluşturuyor. Çeşme’de herhangi bir fiziki ayak izi yok Çaka Beyin ama Sakız’a denizden çıkmakla birlikte, Çeşme’yi de lojistik olarak kullanma ihtimali çok güçlü bir olasılık.

Kısa süreli bu devlet sırasında, Çeşme’de ilk Türk egemenliğinin Çaka Bey ile sağladığı söylenebilir. Ama bu dönemde, bölgede herhangi bir Türk yerleşiminden söz eden tarihçiye rastlamadım.

Çaka Bey’in kısa sürede hızla egemenlik sahasını genişletmesinden ve İstanbul’a yönelme ihtimalinden endişe duyan Bizans İmparatoru, Selçuklu Sultan’ı Kılıç Arslan’ı Çaka Bey’e karşı kışkırtır. Gözü senin koltuğunda diye. Bu işe yarar ve Sultan Kılıç Arslan, Çaka Bey’in damadı, Bizans’a karşı strateji görüşmesi gerekçesi ile bir araya gelirler. Tarihçilerin bize verdiği bilgilere göre, Gelibolu’da gerçekleşen bu toplantının ziyafet aşamasında Kılıç Arslan, kayım pederi Çaka Bey’i öldürür.

Dolayısıyla Çaka Bey’in mezarının Çeşme’de olma ihtimali hiç yoktur. Mezar yeri de belli olmayıp, İznik ve Gelibolu şeklinde yorumlar bulunmaktadır.

Çeşme’deki Çaka Bey anıtında yazıldığı gibi, ilk Türk Amirali, savaşırken değil, damadının suikastı ile hayata veda eder.

Çeşme’de Çaka Bey Kültür Merkezi var. Neden olmasın, olabilir tabi. Ama Çaka Bey Mahallesi de var. Çaka Bey Mahallesi de olabilir ama yer seçimi hiç isabetli değil doğrusu.Çünkü, Çaka Bey Mahallesi adı verilen yer, yine Çeşme tarihi açısından çok önemli bir alan.

Burası Çeşme’deki ilk Türk yerleşimi olan İsmail Obası köyü. Daha sonra yüz yılladır Çeşme Köyü olarak anılan bu yere, Çaka Bey mahallesi adı vermek, bir tarihi hatırlatmak için diğerini silmek demektir. Burası bölgede ilk Türk yerleşimi olması bakımından adını korumalıydı.

Çaka Bey adı bir mahalleye verilecek ise, deniz kenarında bir yere verilebilirdi. Çaka Bey denizci bir komutan, dağ başında ne işi var, ayrıca İsmail Obası ve Çeşme Köy gibi yüzyılların yerleşiminin ismini ortadan kaldırmak hiçbir şekilde doğru değildi.