Hikayeyi bilirsiniz, öfkeli bir Hristiyan topluluğu, zina yaptığını iddia ettikleri bir kadını İsa’nın huzuruna getirirler. Ve kendisinden bu kadının taşlanarak öldürülmesi konusunda talimat vermesini isterler. İsa’nın talimatı, “ilk taşı günahsız olanınız atsın” şeklinde olur.
Ve kısa bir süre içinde kalabalık dağılır. Çünkü ilk taşı atacak kimse yoktur.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de verdiği cevapları ve açıklamalarını duyunca aklıma nedense bu geldi. Aslında programı izlemedim ama onun üzerine yapılan tartışmalarda bazı cevapları ve açıklamalarından kaçamadım.
Birçok gazeteci ve gözlemcinin de tespit ettiği gibi, açıklama, iddia ve yorumları oldukça çelişkili ve tutarsızdı. Bir söylediği diğerini tutmuyor ya da bazı yanıtları verirken bir sonraki cümlede bir önceki iddiası ile çelişkiye düşüyordu.
Mahkemelere güvenmiyorum diyor, ama iki cümle sonra, ihraç ettiği kişiler için, aklanıp gelsinler diyebiliyor. Rüşvet iddiaları henüz iddia ama “kişi rüşvet verdim” deyip, beyana dayanarak eski kankalarını suçlu ilan ediveriyor.
İhsan Aktaş’tan bazı belediye başkanlarının rüşvet alındığını kabul ediyor ama bu iddiaların kahir ekseriyetinin kendi dönemine ilişkin iddialar olduğunu ıskalıyor. İhsan Aktaş’ın temin ettiği zırhlı aracı, yıllarca kullandığından adeta habersiz gibi davranıyor.
Özlem Çerçioğlu’ndan, Burcu Köksal’a, Veli Ağababa’dan Gürsel Tekin’e adı yolsuzluk ve rüşvetle anılan kişilerin neredeyse tamamı birinci çemberinde olduğunu aklına getirmek istemiyor sanırım.
Yani, CHP Genel Merkezinin kapılarının kırılması pahasına koltuğa oturmasını, ahlaklı siyaset, erdemli kurultay ve arınma gibi sözlerin kitleler üzerinde hiçbir etkisi olmuyor. Çünkü hem etrafında oluşan kümelenme hem 13 yıl boyunca etrafında olanların nitelikleri zaten bu iddiaları ikna edici olmaktan uzaklaştırıyor.
Daha önemlisi, Erdoğan rejimine ve devamlılığına katkı yapan bir kişi olarak algılanan Kılıçdaroğlu’na yönelik öfke her geçen gün artıyor. Bu gidişatı dönüştürme şansı hiç yok.
Butlan kararı ile yetinmeyip, Özgür Özel’in de dokunulmazlığını kaldırma yönündeki çabalara katkı yapacak gibi bir görüntü veren Kılıçdaroğlu’nun, temiz siyaset için de Erdoğan rejimine son verecek bir muhalefet hareketine dönüşme şansı yok.
Butlan kararı sonucu koltuğa oturduğundan beri, Erdoğan rejiminden kurtulma umuduna yönelmiş olan seçmen kitlelerinde büyük hayal kırıklığı yaşatmakta. Son seçimlerde kazanma garantisi olan adayları değil de kendini aday yapmasıyla Erdoğan’ın iktidarına katkı yaptığı gibi, şimdi de aynı şeyi yapıyor.
Sokakta, meydanlarda ve sosyal medyada Erdoğan’a öfkelenen kitlenin gündeminde Kılıçdaroğlu daha fazla öne çıkmış durumda.
Bu nedenle Erdoğan rejimine yönelik birikmiş öfkeyi kendi üzerine çekerek, Erdoğan’ı dinlendiriyor. Böyle bir Kılıçdaroğlu’nun iktidar eleştirisi inandırıcı ve etkili olmayacaktır.
Dolayısıyla bir önceki yazımızda belirttiğimiz gibi, Kılıçdaroğlu, şu anda bir muhalefet hareketi lideri işlevi görmüyor. Onun yerine iktidar iddiası olan ana muhalefetin hızını kesmeye çalışıyor. Yani Sarayın çatısındaki paratoner gibi, rejime yönelik öfkeyi kendi üzerine çekiyor.