Hayattan keyif almak isteyince, bu keyfi bulmak için sonuna kadar zorlayınca
oluyor. Ya da olmuş gibi yapıp gülecek bir şeyler buluyorum ben... ’¶ Mutsuzluğu bütün olumsuzluklara rağmen kabullenmiyorum, zayıflıkmış gibi geliyor bana...
Neyse’… Sizlere eczanemde yaşadığım anılarımı hep beraber gülelim diye anlatmak
istiyorum. Tüm ödeme sıkıntılarına rağmen, yeni sağlık uygulama tebliğinin zorluğuna rağmen, kıyasıya yapılan eczane denetlemelerine hiç aldırmadan gülmekten vazgeçmiyorum.
Sakın derdim yok sanmayın, sadece saymıyorum. Ve başlıyorum hikayeme:
Yoğun bir kış gününde bir amcam karnesini bana uzatır ve diyalogumuz başlar:
----Evladım hastaneden geliyorum, sabahın altısında çıktım evden.
----Hoş geldiniz buyurun oturun, hemen ilaçlarınızı hazırlayalım.
----Tamam kızım. Ben babanın arkadaşıyım çok severim onu. taaa’… nereden kaç eczaneyi aştım sana geldim.
----Amcacım çay alır mısınız? Çok sevindim her zaman bekleriz.
----Gönder hadi içelim, çok yoruldum zaten. Otobüs çok kalabalıktı, yol tıkanmış, öldüm be kızım, gittim mi eve ilaçlarımı alıp, hemen uyumayı istiyorum.
----Bende bu arada bilgisayarda işlemini yapmaya başladım çabuk bitireyim diye
----Bakıyorum 3 tanesini alıyor, birini alamıyor. Alamadığı da en önemlisi. Eyvah buraya kadar, işte bana kolay gelsin artık diyerek silkeleniyorum. Yaşlı hastalarımızın ilaçları çok kıymetlidir. Daha tam bitmeden yerine koymak isterler, iyi hissetmezse kendisini bir fazla daha alıverir. Kendisine iyi geleni arkadaşına verir, dozları bozmak için uğraşır dururlar. Ama eczanede sorun çıkarsa bize kızarlar. İşte amcam
Sabahın kör saatinden beri hastanede koşturmuş, hiçbir eczaneye gitmemiş, bana gelmiş tanıdık diye ama tansiyon ilacını alamıyor. 5 günlük dozu var evde.
----Amcacığım şu ilaçtan evde var mı?Diyerek ilacın kutusunu gösteriyorum.
----Yok kızım hiç kalmadı.
----Siz ’…’… tarihte almışsınız, eve tekrar bakın olması gerekli
----Yok be yavrum bu yaşımda yalan mı söyleyeceğim
----Amcacığım hiç öğle dermiyim sen buna canını sıkma, 5 gün sonra gel buradaki doktorunuz yeniden yazar reçeteye
----Hayır olmaz vereceksin ilacımı, bu doktor ondan iyi mi canım, aynısı lazım bana.
Ben gittim oraya kadar hallettim. Sen hem niye vermiyorsun,doktor yazdı,senelerdir bağkurluyum, kapı gibi emekli karnem var, taaa’… hastaneye kadar gittim, bakıldım, her şeyim bitti. Tanıdık diye geldim pişman etme beni
Ben gittim oraya kadar hallettim. Sen hem niye vermiyorsun,doktor yazdı,senelerdir bağkurluyum, kapı gibi emekli karnem var, taaa’… hastaneye kadar gittim, bakıldım, her şeyim bitti. Tanıdık diye geldim pişman etme beni
Geldiğime be kızım diyerek beni suçlar.
En zor şeydir bizim meslekte bilgisayar ortamını anlatabilmek, öğle saf kalpliler ki hep biz vermiyoruz sanıyorlar. Bilgisayarı sil yanlış o diyorlar, kimmiş o benden iyi mi bilecek diyorlar, vb. çok doğal söylemleri oluyor. Kızamıyorsun bile.
İşte devamı da geliyor’… Amcam evde ilaç hiç yok diye tutturdu mu, vereceksin diye kızıyor mu,içerde birçok hasta bizi dinliyor mu, bense 5 gün sonra gel çok kolay buradaki aile hekiminiz size yardımcı olur diyorum ama imkansız’… Amcam beni hiç dinlemiyor, inat yapıyor. Bende çaresizce son olarak amcama dedim ki:
----Amcacığım valla benle ilgisi yok, bak ilacını vermek için raftan bilgisayarın yanına kadar getirdim, buraya koydum ama bu bilgisayar verdirtmiyor. Evde var diyor bana, gösteriyor burada
----Nasıl dermiş o evde var diye!
----Vallahi gösteriyor, amcanın evinde 5 tek var diye diyorum elimi bilgisayarın ekranına doğru uzatıyorum iyice anlasın diye tekrarlıyorum.
----Bak amca bu senin evinin içindeki ilacı bana gösteriyor, amcam bu ilacı 4 veya 5 gün sonra gelsin alsın diyor ’… derken amcam sinirle, oturduğu sandalyeden hızlıca kalkar ve bankoya doğru çok kızgın hamle yapar;
----Ulan kimmiş o nalet göster bakayım, benim mahremime nasıl girmiş, evimin içini nasıl görürmüş, kim sokmuş onu evime diyerek küfürü basar, ekrana doğru hızla gelir evinin içini görmeye.
----Ben ve eczanedeki herkes korkuyla karışık kahkahadan yıkılıyoruz. Amcam evinin içinin görüldüğü sanısıyla titriyor hatta çıldırdı diyebilirim derken; her şey hallediliyor. Geriye de unutulması imkansız birçok anı kalıyor.