Eğitim sisteminde yapılacak düzenlemeler üzerine yazmayan, konuşmayan kalmadı. Köşe yazarlarımızın her konuda donanımlı olması ülke adına övünülecek bir durum!

'4+4+4' aslında sempatik bir tanımlama! En azından benim gibi futbolu yakından takip eden biri için iki sayı fazlalığına rağmen yabancı olmayan bir görüntü. Üstelik tıpkı futbolda olduğu gibi bir sistemin adı… Sistem üzerinde yapılan tartışmalara bakarak da; biraz fazla gürültü çıkartanı denebilir.
Meclis Eğitim komisyonunda kurulan 50 kişilik 'boks ring' sonrası anladım ki '4+4+4' sisteminin futbolla bir ilgisi yokmuş!

Meclisin bir komisyonunda, üstelik eğitimle ilgili komisyonda ancak boks ringlerinde görülebilecek manzaraya bakarak, bir sonraki aşama okul duvarlarına; 'Eğitimin yolu yumruklamaktan, tartaklamaktan geçer' yazılması mı olacak acaba diye düşünmeden edemiyor insan.
Meclis Eğitim komisyonundaki tartışmaların içeriğini konuşmak yerine yaşanan yumruklamalar konuşuluyor. Yine içerik güme gitti… Muhalefet, özellikle de CHP eğitim gibi ciddi bir konuda 'ben yaptım oldu' yaklaşımı yerine toplumsal mutabakat çerçevesinde uzlaşıyla bu işin kotarılması gerektiği üzerinde duruyor. Haksızlar mı?

Genel seçimler sonrası Başbakan Erdoğan'ın meşhur balkon konuşmasının yapılacak yeni anayasa ile ilgili bölümünde 'Milletimiz bize yeni anayasayı uzlaşmayla, anlaşmayla yapma mesajı verdi'diyerek uzlaşma ve anlaşmanın özellikle altı çizilmişti. Uzlaşma ve anlaşma salt yeni anayasa yapılırken mi aranacak, diğer konularda devre dışı mı?

Meclis Eğitim komisyonunda kaç eğitimci var tam olarak bilmiyorum ancak konunun muhataplarının yani eğitimcilerin, eğitim sistemiyle ilgili düzenlemenin pek de içinde olmadıkları anlaşılıyor. Aksi takdirde Başbakan 'Çalışmayı yürütenler mürekkep yalamış insanlar' yerine, 'Bu iş için eğitimcilerin bilgi ve fikirleri ile hareket ediyoruz' falan derdi.

Eğitim-Sen'in de ülke genelinde protestoları var. Yeni düzenleme ile ilgili kaygılarını dile getirme gayreti içindeler. Ha keza TÜSİAD; 'Demokratik, ekonomik ve sosyal yönden gelişmiş bir ülke olmak yolunda, eğitim reformunda önceliğimiz yaratıcılık, yenilikçilik, eleştirel düşünme, araştırma, analitik ve yabancı dil becerileri yüksek gençler yetiştirmek olmalıdır. Çocuklarımızın iyi birer dünya vatandaşı olmaları için çevre bilinci, cinsiyet eşitliği, insan hakları, çok kültürlülük gibi konularda da erken yaşlardan itibaren eğitilmeleri önem taşımaktadır. Demokratikleşme süreciyle iyi eğitimli, çoğulcu, özgürlükçü niteliklere sahip bir topluma ulaşmak ana hedef olmalıdır. TBMM'ye sunulan kanun teklifinin ise, bu hedeflere nasıl hizmet edeceği şüphelidir' diyerek kaygılarının dile getirmekte.
Bu kadar ciddi kaygıya, bunca tepkiye aldırmayıp 'Ben yaptım oldu 'demek ne kadar demokrasiyle bağdaşır? Nerede uzlaşma, nerede anlaşma?
Uzlaşma değil tam anlamıyla inatlaşma!

CHP zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasına ilişkin teklif veriyor. Hükümet verilen teklifi elinin tersiyle itiyor, Mili Eğitim Bakanı Ömer Dinçer 'Dünyanın neresinde kesintisiz eğitim var, anlatsınlar' diyor. CHP'li İnce, eski Mili Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in ön sözünü yazdığı Mili Eğitim Bakanlığına ait bir kitabı göstererek, 'Milli EğitimBakanlığı kendi kitabında, dünyanın çeşitli ülkelerindeki kesintisiz eğitimi anlatıyor. Ben Ömer Dinçer'e sesleniyorum: Dünyanın hangi ülkesinde 4+4+4 eğitimsistemi var?' diye yanıt veriyor.

Kaygıları gidermek hükümetin görevi olmalıyken, inatlaşmaya varan tutum anlaşılır gibi değil…