Hayat onlara gülümsemeye başladığında, anladılar değişimi...
Küçük mutlulukların paylaşımıyla edindikleri enerjinin ışığında yola koyulurken...
Üretimlerinden ancak akıl ve emeğin birleşimiyle sonuç alabileceklerini gördüler!..
Yol arkadaşlarını belirlerken seçici oldular!..
Tek ses, tek yürek olmayı becerdiler!..
Dağılmakta olan yapıyı yeniden 'büyük' kılma yolunda, geçmişin kirli izlerini birlik olup sildiler; ortak akıl yol belirliyecileriydi...
Sevinirken...
Üzülürken...
Kazanırken ve yitirirken...
Herşeyde birlikteliğin ne kadar önemli olduğunu birilerine kanıtlama zorunlulukları varmış gibi kenetlendiler...

X

Cumhuriyetle yaşıt bir kulübün, tarihsel yapısının içinden bugüne süzülüp gelenlerle...
Orta yaş temsilcileriyle...
Ve gencecik yüreklerle...
Ama bir renk sevdalılarıyla...
Kırmızı-lacivert tutkunlarıyla, tanışmışlığınız oldu mu hiç?
Onları yakından gördüğünüz, izlediğiniz oldu mu?
Bir tanısanız; bir görseniz...
Ne çok severdiniz siz de...,
Nasıl yaşardınız o içtenliği...
Ve Altınordu sevgisini...

X

Canları gibi sevdikleri bir kulübün, bir takımın; yine bir takım oyunuyla hayata gülümseyişini 'yeni doğmuş' gibi gören buğulanmış gözlerin, sevinçten yüreğinin titrediğini hisseder ya insan!..
İşte öyle titriyor genci-yaşlısı, kadını-erkeği tüm Altınordulular...
Yıllardır gün yüzü görmedikleri futbol takımlarının bu kez sorunsuz; bu kez dedikodusuz; ve bu kez birlik beraberlik içinde bir şampiyonluğu kucaklamasının sevincidir yaşanan...
O şampiyonlukta düşünce devrimini gerçekleştirmiş olmak en büyük eylem!..
O devrim de, Altınordu'nun 'Bu iş ya şirketleşmeyle yürüyecek ya da bu kulüp bitecek' noktasında, eski-yeni tüm yöneticilerin, camianın birlik olarak aldığı 'Şirketleşme' kararıyla gerçekleşti...
Ve o hareket Altınordu'nun kurumsallaşması için en önemli hamle olarak kulüp tarihine yazıldı...
O devrimi yaratan tüm isimlere önderlik eden, varını yoğunu ortaya koyan, kurumsallaşmayı da, altyapı hamlesini de, sportif ve sosyal tüm organizasyonların liderliğini yapan; bir futbol sevdalısı, kendini çocukların spor eğitimine adamış Seyit Mehmet Özkan, bir şampiyonluk öyküsünü anlatırken, diyor ki:
'Türkiye'de ilk kez futbolun içinden gelmiş profesyonel bir kadro, işine kimseyi karıştırmadan takım kurdu... Doğru kişilerce oluşturulmuş bu kadro, istikrarlı yönetim anlayışı ve ekonomik yapı, istikrarlı teknik kadro ve eksiksiz organizasyonla bu şampiyonluğa ulaştı. Daha işimiz bitmedi. Türkiye'nin Altınordu'sunu yaratmak için çok çalışacağız...'
Altınordu AŞ Genel Müdürü Murat Dizdar ve arkadaşlarının; Teknik direktör Hüseyin Eroğlu önderliğindeki ekibin ve futbolcuların sezon boyunca ortaya koydukları performans; tüm liglerin en başarılı takımı olma özelliği de şampiyonluk kadar değerli kazanımlar kuşkusuz...
Gözlerimin önünden bir film şeridi gibi geçiyor Altınordu sevdalısı İlyas Gönen, Salih Mertan, Mustafa Bilen, Cemil İşyapan, Erkan Velioğlu, Süleyman Bahadır, Tayfun Coşkunseda, Halim-Sinan Bezircilioğlu kardeşler, Görücüoğlu Ailesi, amigo Sarı Yaşar, Yılmaz Vardaroğlu ve daha yüzlercesi, binlercesi...
Ve bizlere Altınordu'yu bir nakış işlercesine anlatan, her zaman saygıyla andığımız gazeteci Aydın Sevgel ile efsane futbolculardan Bülent Esel ağabeylerimiz...
Antrenman yapacak bir saha; futbolcularının duş alacağı bir tesis yokluğundan bugüne bakınca hüzünleniyor insan!..
Oysa şimdi sevinmek zamanı Altınorduluların...
Bir düşünce devriminin getirdiği bu şampiyonluğu ve 2013'ü de 'Altınordu Yılı' diye anmak değer doğrusu...