Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan 36. UEFA kongresinde şansını denedi. Yığınların tepkisinden çekinen iktidarın, çekincelerini konuşmasında açıkca ortaya koyan Başbakanımız kulüplerin, dolayısıyla 'her biri bir oy' demek olan 20 milyona yakın Fenerbahçe taraftarının değil, şahısların cezalandırılmasını istedi. Gecikmeden gelen yanıtla da 'nazik' bir şekilde Platini'den vetoyu yedi.
Ben de sayın başbakanımızdan aldığım cesaretle, Mösyö Platini'e olan 'yakınlığımı' da fırsat bilerek bir mektup yazmaya karar verdim. Dilimizde tüy bitti, derdimizi bir türlü anlatamıyoruz, belki 'eski dostum' Platini hazır ayağımıza kadar gelmişken bu işi çözeriz.
'Hadi ordan! Platini nereden senin dostun oluyormuş?' diyenleri duyar gibi oluyorum. Sorarım size kaçınız Platini ile karşılıklı 'çökertme' oynadı?
Ben oynadım. Üstelik karşılıklı rakı bile içtik. İnanmayanlar Antalya'da Mösyö Platini henüz UEFA Başkanı değilken katıldığı TSYD Sporun Zirvesi Semineri'nde hazır bulunanlara sorabilirler. Üstelik o günü ölümsüzleştiren bir fotoğrafımız bile mevcut.
Neyse ben mektuba başlayayım:
Sevgili Dostum Platini;
Öncelikle selam eder gözlerinden öperim. Nasıl İstanbul'u beğendin mi? Rakısından içip, şiş kebabını yedin mi? Umarım sağlık ve afiyettesindir.
İşlerin çoktur, ben fazla vaktini almayayım.
Bilmiyorum sizin oradalar böyle bir saçmalık var mıdır?
Örneğin Ligue 1'de Paris'ten üç takım yer aldığında PSG üç takımın en sonuncusu olursa küme düşer mi?
Ya da İngiltere Federasyonu, Premier Lig'de Manchester kentinin iki takımı United ile City arasında bir seçim yapmak zorunda kalır mı?
Bizde yeni açılan bir Bölgesel Amatör Lig var. Yani BAL... İlk açıldığında hepimiz çok sevindik. Ama bu saçmalık yüzünden şimdi 'sirke'ye döndü.
Geçen yıl aylarca mahkeme kapılarında süründük. Foça mı, İzmirspor mu diye? Yine de çözemedik.
Yeşilova'ya iki defa tatilden çağırıp maç oynattık. Sezonu kapatıp takımı dağıtmışlardı. Elde avuçta kalanla borç-harç yeniden takım kurdular. Kavga çıktı takımın yarısı ceza aldı. Adamların da hayatını kaydırdık.
Bu yıl tam 'bitti' derken yine karşımıza çıktı.
Bornova mı Ödemiş mi? Çözmeye çalışıyoruz. İki kardeşi birbirine kırdırdık. İki hafta öncesine kadar 'şampiyonluk' diyenler, o kadar alınan puandan sonra can derdine düştü.
Başkanlar ağlıyor; 'Bunca transferi niye yaptık? Bu kadar parayı küme düşmek için mi harcadık' diye…
Futbolcular perişan, taraftarın iki gözü iki çeşme.
Biliyorum işin çok ama, 'eski dostunu' kırmazsın umarım. Şu bizim BAL'a da bir el atıver sevabına.
Adam gibi son sıraları alanlar hakkıyla küme düşsün. Şampiyon takımdan birkaç puan eksik toplayanların yok yere başı yanmasın.
Üç Federasyon değişti kimse oralı olmadı. Ne amatör, ne profesyonel kimse takmadı.
Umudum sende.
İzmir'e de beklerim. Havalar da ısındı. Tam zamanı, rakı-balık yaparız. Çoşarsan yine çökertme oynarız.
Gözlerinden öptüm.
Kal sağlıcakla.
Antalya'dan çökertme arkadaşın…