Çarşamba gecelerini daha bir severim. En sevdiğim dizi olan 'Kuzey/Güney' için kimseye randevu vermem. Evde oturup diziyi baştan sona izlerim. Bu hafta 'Kuzey/Güney' dizisini 'Doğu' için askıya aldım. Doğu, Doğu Perinçek…
Dün akşam 'Yurtseverlere Özgürlük Yürüyüşü' kapsamında çeşitli sivil toplum örgütlerinin de destek verdiği organizasyon için Ödemiş'e gelen gazeteci Şule Perinçek'in konferansına katıldım. Oldukça kalabalık olan salonda konuşmacıların ardından kendi küçük ama mesajı büyük bir tiyatro gösterisi ve gitar, en çok da kemanın büyülediği bir müzik dinletisi yer aldı. Dedim ya keman beni büyüledi. Duygusal da bir adamım. Bu yüzden siyaseti hepten boş verdim. İçim ağladı. Dışıma pek renk vermedim.
Tutuklamalar, davalar, duruşmalar, yürüyüş, organizasyon, kalabalık, hepsi bir yana…
Bu hepsinin de ötesinde bir aile dramıydı. Neredeyse beş yıla yaklaşan bir tutukluluk süresini düşününce, insan olan insan şöyle baştan aşağıya buz kesiyor. Esasen zor olan belliydi. 'Belirsizlikti zor olan…' Hani sayılı gün çabuk geçer derler ya… Zor olan belki de sayılacak bir günün bile olmayışıydı. Ve ben acaba kocasına hasret kadına mı yoksa kadınına hasret kocaya mı daha çok üzülmeliydim. İşin aslı oğlunun da içeride olduğu göz önüne alındığında kadın için durum daha bir zordu sanki… Kadın, ailesi için erkek olmalı ve erkekçe mücadele etmeliydi. Ama kimle ve neyle? En çok da nasıl?
Herkes sormalıydı bu soruyu kendine ki ben sordum: 'Acaba içeride olan ben olsam; Ben ne yapardım, karım, ailem ne yapardı?'
Bir gün değil, bir ay değil, bir yıl değil! Tam beş güzel sene… Yüce Rabbim kimseye böyle bir acı göstermesin. 'Üç sene ceza aldım, beş sene, on sene verdiler' der yatarsın. O günleri yer bitirirsin de bu belirsizlik inanın tarifi çok zor bir durum.
Dedim ya ben en çok bu drama takıldım. Gazeteci Şule Perinçek dün gece misafirim oldu. 'Kendisi yıllardır nasıl uyur? Dün gece nasıl uyudu?' bilmem ama inanın ben dün gece onları düşündükçe uyuyamadım. Sadece onları mı? İlker Başbuğ, Mehmet Haberal, Tuncay Özkan, Mustafa Ali Balbay, Dursun Çiçek… derken sabahı ettim. Sonra güneş doğdu. Aydınlıktı yeryüzü ve aydınlıktık biz! Ama yine de karanlıkta kalan bir şeyler vardı sanki... Benim aklım bu olanları hiç ama hiç almıyordu.
Ya siz? Sizin aklınız alıyor mu?