Eski İran Şahı Muhammet Rıza Pehlevi’’nin küçük oğlu Ali Rıza’’nın intihar ettiğini duyunca içim burkuldu. Sadece bir can yitirildiği için değil, beden ve ruh yapısı bozulan Pehlevi ailesi için ve artık hücrelerine kadar İslamlaşmış olan İran içindi bu üzüntü’…
Humeyni’’yi İran’’ın başına getiren İslam Devrimini ve ondan sonra yaşananları getirdim gözümün önüne’…
Şah, o devrimin hemen ardından Mısır’’da kanserden ölmüş. Batı ülkelerine yerleşen ailesinin küçük kızı Farahnaz bir otel odasında intihar etmişti. Şimdi de küçük oğlu aynı yolu seçmiş’…
O zamanlar güzeller güzeli Farah Pehlevi ise yazgısıyla baş başa yaşamış o gündenberi’…
****
Orta Doğu ülkelerinde ’‘devrim’’ adı ile yapılanlar genellikle bir felaketle sonlanmıştır.
Çünkü o devrim denen hareketi kurgulayan ve başlatanlar doğulu ülkelerin iç dinamikleri değil, kendi menfaatlerini düşünen dış güçler olmuştur’…
Bunun tek istisnasını Atatürk önderliğindeki Türkiye başarmış ve kendi öz benliğinden aldığı güçle ’‘Kurtuluş Savaşı’’ ile başlayan devrimi gerçekleştirmiştir’…
****
İran’’da 1980’’de yaşanan İslam Devrimi’’ni yaşı uygun olanlar anımsayacaklardır’…
Şah Muhammet Rıza Pehlevi’’nin despot rejimini yıkmak için solcusu ve sağcısı, mollalara büyük destek vermiş, ’“Hele şu Pehlevi’’yi gönderelim gerisini hallederiz!’” körlüğü içinde Humeyni’’yi iktidara getirmişlerdi’…
Sonra ne oldu?Hepsi tek tek tutuklanırken ve bazıları halka açık alanlara kurulan idam sehpalarında sallandırılırken ’‘Yanlış yaptık!’’ diye nidaları bir işe yaramadı. İran’’da Humeyni’’nin askerlerinden köşe bucak kaçarken, gönderdikleri Rıza Pehlevi’’nin despot rejimini mumla aramaya başladılar.
(Ülkemizde İslamcılarla el ele veren ’‘İkinci Cumhuriyetçi’’lerin kulağı çınlasın!?
****
Rıza Pehlevi gerçekten halkı üzerinde büyük bir baskı kurmuştu. Özellikle de kurduğu istihbarat örgütü SAVAK, başta solcular olmak üzere Batı karşıtı kimseye gün göstermez olmuştu’… Küçük Kara Balık kitabının yazarı Samed Behrengi gibi nice aydın ve yurtsever İran’’lı, ya nehirlere atılmış ya da kazalara kurban(!) gitmişti’…
1980’’den bugüne 31 yıl geçti. Şah döneminin baskılarını anımsalarsa da, o günün solcuları 1980 öncesinin İran’’ına övgü diziyor bugün’… Devrim için el ele verdikleri Humeynicilerin ülkeyi geri dönülmez şekilde İslamlaştırdığını ve kendilerine yaşam alanı bırakmadıklarını görerek umutsuzluk içinde bir batı ülkesinden iç çekerek bakıyorlar kendi ülkelerine’…
Hem de umutsuz bir bekleyişle’…
****
İranlı bir arkadaşım vardı. Şah zamanında Ankara’’da bulunan bir subaydı bu. Şahın subayı olmasına karşın onun yaptıklarını ve SAVAK örgütünü eleştirir, gelecek günlerde İran’’ın sıkıntıya gireceğini söylerdi. Çünkü İran’’daki mollaların gücünü iyi bilirdi’…
1980 Devrimi olduğunda Ankara’’daydı. Humeyniciler ona generallik rütbesi teklif ederek İran’’a davet ettiler. Gitti ama general olmayı kabul etmedi.
’“Ben Şah’’ın subayıyım ve öyle kalmak istiyorum!’” diyerek ordudan emekli oldu.
Sonra ne mi oldu?Arkadaşım özetliyor olanları:
’“Beni tutukladılar, aylarca işkence ettiler. Özel aygıtlarla kulaklarıma korkunç sesler vererek beni çıldırtmaya çalıştılar. Sağ kulağımda işitmeyi yitirdim. Ruh sağlığım bozuldu’”
Sonra Türkiye’’ye kaçtı. Buradan da ABD’’ye gitti o İranlı arkadaşım’…
Hep sürdürdük haberleşmeyi’…
Ancak orada yaşamı alt üst oldu. Bir iş kurdu ama iflas etti. Oğlu uyuşturucu kullanır, kızı da başarısız bir okul yaşamı sürer oldu’…
’‘İran’’dan gelen rüzgarı içine çekebilmek için’’ Türkiye’’ye geldi yakın zamana kadar. Ama sadece İran’’ın rüzgarını alabildi ciğerlerine, ne İran’’a girebildi, ve ne de ölüm döşeğindeki anne babasını görebildi sağlıklarında’…
Kendi sağlığı da iyi değilmiş son zamanlarda. Son konuştuğumuzda (iki yıl kadar önce) ABD’’de İran’’dan kaçan solcularla artık dost olduğunu, çünkü kendisinin başına gelenlerin daha ağırını onların da çektiğini söylemişti’…
’“Hele şu Şah Pehlevi’’yi yok edelim!’” diye Humeyni ile işbirliği yapanlar, orada arkadaş olarak Şah döneminin subaylarını seçmişlerdi anlaşılan’…
****
Ortadoğu’’da ’‘çağdaş’’ bir devrim yapmak her babayiğitin işi değildir. Mustafa Kemal gibi bir önderin bulunması gerekir ki, o da ancak 100 senede bir gelirmiş’…
Yoksa ülkelerin başına, ya Humeyni ruhlu insanlar, ya ABD gibi yabancı güçler ya da ne bileyim başka bir emperyalist gücün temsilcileri gelir’… Gelir ve de bir daha gitmezler’…
-
Gizlilik Politikası | Ege'de Son Söz Gizlilik Sözleşmesi İletişim Topluluk Kuralları | Ege'de Son Söz Yayın İlkeleri | Ege'de Son Söz Dünyadan EgeTeknoloji Yerel Politika Yerel Yönetimler Aliağa Haberleri Balçova Haberleri Bayındır Haberleri Bayraklı HaberleriBergama Haberleri Beydağ Haberleri Bornova Haberleri Buca Haberleri Çeşme Haberleri Çiğli Haberleri Dikili HaberleriFoça Haberleri Gaziemir Haberleri Güzelbahçe Haberleri Karabağlar Haberleri Karaburun Haberleri Karşıyaka Haberleri Kemalpaşa Haberleri