Bir Genel Başkan, seviyesini 'Partici Siyaset Adamlığından' ,
'Devlet Adamlığına' yükseltemediyse dün Hopa'da yaşanan üzücü olaylar, her yerde olabilir.
Size iki tablo sunuyorum;
1) Hopa'daki protestoculara aşırı güç kullanan Polis, protestocu grubu biber gazı ve tazyikli su ile dağıtıyor. Biber Gazından rahatsız olan Emekli Öğretmen Metin Lokumcu, orantısız güç kullanan polislerle konuşuyor, teskin etmeye çalışıyor. Astım hastası olan Metin Lokumcu, hemen sonra hayatını kaybediyor.
2)Bu olaydan sonra Eşbaşkan Erdoğan'ın konvoyu taşlı saldırıya uğruyor, seçim otobüsünün üzerinde bulunan bir koruma görevlisi dengesini kaybedip düşüyor, yaralanıyor ve beyin ameliyatı geçiriyor.
Eşbaşkan Erdoğan daha sonra Trabzon'da konuşuyor; ve ' Eli taşlı eşkıyalar Hopa'ya da inmiş, ben bunları bilmiyordum. Bunlara karşı dik duracağız, omurgalı duracağız' diyebiliyor…
Öncelikli görevi, ülke insanını bir arada tutmak olan Başbakan Erdoğan olayı incelemeden, gerçeği öğrenmeden kendi insanını 'Eşkıya' olarak nitelendiriyor ve peşinen suçlu ilan ediyor.
Eşbaşkan Erdoğan bu suçlamasını, o eşkıyalardan(!) birinin biber gazından ölen, çocuklarımızı yetiştiren emekli bir öğretmen, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir insan olduğunu görmezden gelerek yapıyor ve bakın neler söylüyor;
'Bir bölümde 150 kişilik bir grup taş atmaya başladılar, otobüsümüz ciddi isabetler aldı. Tabii bu arada bir tanesi de kalp krizi geçirerek, kimliğini bilmiyorum, üzerinde durmaya da gereğini duymuyorum kalp krizi sonucu olmuş…'
Bu olaylar niçin böyle oluyor?..
*Bir kişiyi, bir siyasetçiyi, bir kurumu protesto etmek, insanlarımız için demokratik bir haktır. Eğer bu demokratik hak, kötüye kullanılır ve çevreye, topluma zarar verme noktasına gelirse güvenlik güçleri önce o grubu çevirir, ikna etmeye ve dağıtmaya çalışır. Polis, kendisine saldırı ve direniş olursa yine vatandaşa zarar vermeden grubu dağıtır ve gözaltı işlemini uygular…
Devlet Adamlarının yönettiği ülkelerde, Valiler Devletin Valisi olarak görev yapar. Bizde ise AKP İktidarında Devlet Adamlığı, yerini partici Başbakanlara, Devletin Valileri de yerini birkaç istisna dışında AKP'nin Valilerine bıraktı. Bu çirkinliğin tek sebebi AKP İktidarı ve Eşbaşkan Erdoğan'dır. Eşbaşkan Erdoğan, devletin valisini sevmez, kendisini çevresinde 'Sultan' olarak görenlerin çokluğu sebebiyle kendisine kapıkulu olacak valiler aramaktadır. Hak Hukuk dinlemeyecek, Eşbaşkan'ın emirlerini tartışmasız yerine getirecek olanlar vali olur, diğerleri anında gider. Artvin Valisi gibi…
Bu şekilde ki aşağılanmaya katlanan bazı vali benzeri kişileri son zamanlarda çok görür olduk…
AKP için vatandaşlardan oy isterken, gördükleri tepki üzerine bir dükkana sığınan vali müsveddeleri mi ararsınız, eski Bakan- yeni adayların kolunda çanta gibi dolaşan valiler mi ararsınız, Kızılay'ın malzemelerini AKP'li adayların araçlarıyla dağıtılmasına göz yuman valiler mi ararsınız, hepsi var.
AKP İl Başkanı gibi çalışan bazı valiler en ufak bir olayda, Polise talimat vererek, Polisin orantısız güç kullanmalarına neden oluyorlar.
9 yıldır tek başına ülkeyi yöneten AKP, hem Devlet sistemimizi, hem idari sistemimizi, hem yerel yönetimlerimizi yerle bir etti. Bir acemilik, bir ilkellik, bir kabalık, bir kendini bilmezlik, bir ne oldum delisi olan anlayış, devletimizin tüm kurumlarının kalitesini düşürdü..
Dün, Hopa'nın Kemalpaşa beldesinde ikindi namazı sonrası defnedilen emekli öğretmen Metin Lokumcunun cenaze töreninden sonra arkadaşlarım aradı;
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından tüm Hopa'nın ne kadar rahatsız olduğunu anlattılar ve şu soruyu ısrarla sordular; 'Bu bizim Başbakanımız mı? Bu mu bizim hemşerimiz? Bu bizim cenazemize bile saygı duymuyor, bu nasıl insan?...'
Bu davranış, bu tarz yönetim devam edemez. 12 Haziran'da Türk Milleti bunların defterini dürecektir.