Hanım Erdoğan 68 yaşındadır, diz kapaklarındaki ağrıdan muzdariptir. Tedavi olmak
umuduyla Yozgat'ın Şefaatli ilçesine bağlı Kumkuyu köyünden İzmir'e gelir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi bölümüne ilk müracaatını yapar. Diz
kapaklarında rahatsızlığa, kireçlenme 'artrit' teşhisi konulur ve ameliyat kararı alınır.
Hanım Erdoğan 26 Aralık 2012 tarihinde Çarşamba günü lokal anestezi (sınırlı uyuşturma)
uygulanarak ameliyat edilir.
İşte bütün hikaye bundan sonra başlıyor;
Ameliyat sonrası ortopedi servisinin 1.Katındaki 11 numaralı odaya yerleştirilir. Aynı odada
ameliyat olmuş 5 hasta ve 5'te refakatçisi bulunuyor.
Yataklı tedavinin 5. gününde Hanım Erdoğan'ın diz kapaklarının çevresinde kızarıklıklar
oluşur. Önce bunun alerjik olduğu sanılır, cildiye ilacı verildi.
Tam 5 gün süreyle antibiyotik uygulanır.
Teşhiste tedavide yanlıştır… Çünkü hiçbir araştırma yapılmamıştır.
Kusma, bunaltı yüksek ateş başlayınca bu kez enfeksiyon kaptığı sonucuna varılır…
Aradan çok değerli 5 gün daha yitirilmiştir.
Hastamızın ateşi 120 saat süresince 39 derecededir. Nabzı giderek yavaşlamıştır.
Halen sıradan bir hasta muamelesi görmektedir. Ortopedi servisindedir.
Beş hasta 5 hasta refakatçisiyle aynı ortamı paylaşmaktadır.
Hasta yakınları tarafından hastaneye çağrıldığımda gördüklerim karşısında tam bir şok
yaşadım.
Ölümün sınırındaki bir kadın ortopedi servisinde yaklaşık 15 kişinin kaldığı daracık bir odada çaresiz biçimde kaderine terk edilmişti.
Odaya kokudan girilemiyordu. Ameliyat sonrası hareket edemeyen çoğu yaşlı hastalar için
gerekli temizlik yapılamadığı için dışkı kokusu hastane koridorlarında bile durmayı imkansız
hale getiriyordu.
Hastanın durumunu anlatacağımız yetkili yoktu. Ameliyatı gerçekleştirdiği öne sürülen
(aslında ameliyatı asistanlarıyla geçiştiren) bölüm hocasına ulaşmak ise imkansızdı.
Hasta yakınları şaşkınlık ve çaresizlik içindeydi. Hanım Erdoğan'nın kalbi durduktan sonra iki
hemşirenin koşuşturmasına tanık oldum.
Hepsi bu kadar…
Aynı odada, diğer hastaların arasında bu kez kalp masajları başlamıştı.
Sonuç:
21 Aralık 2012 tarihinde diz kapaklarındaki kireçlenmeden hastaneye yatırılan, 26 Aralık'ta
ameliyat edilen Hanım Erdoğan, 7 Ocak 2013 tarihinde öldü. Cenazesi çocukları tarafından
Yozgat'ın Şefaatli ilçesine bağlı Kumkuyu köyünde toprağa verildi.
Hanım Erdoğan bu vatan için 6 çocuk doğurmuş, tarlada, bağda, bahçede çalışarak onları
okutmuş, eğitmiş. Askerlik yaptırmıştı.
Dizlerindeki kireçlenme, bedenindeki yorgunluk ona bağlıydı…
Hastanedeki bu ilgisizlik ise tamamen torpilsiz olmasındandı…
Ölüm raporunda ise enfeksiyondan söz bile edilmedi. Ölümün kusmadan kaynaklandığı
yazıldı. Kalp krizi bile uydurulmuş…
Raporu da okuyunca bu kez küçük bir araştırmaya başladım, korkunç iddialar duydum.
İddialar gördüklerimden daha sarsıcıydı.
Hastane mikrobu sonucu enfeksiyon kapan ve yaşamını yitiren onlarca hastanın gerçek ölüm
sebebi başka nedenlere bağlanılarak uyduruk raporlar tanzim ediliyormuş.
Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzun hocamızdan bir açıklama
bekliyoruz.
Son bir yılda tıp fakültenizde 'hastane enfeksiyonu' sonucu kaç kişi yaşamını yitirmiştir?
Başka sebeplerden kaç hasta ölmüştür?
Hastane mikrobuna bağlı enfeksiyondan yaşamını yitirenlere başka sebepler rapor edildiği
iddiaları doğru mu?

'Benim hastanem temizdir, yazılanlar iftiradır' diyen varsa. Aynı gün, aynı anlarda aynı
hastanede arkadaşımız Ali Osman Karabulut'a rica ettim. Hastanenesin tuvaletlerinin
fotoğrafını çekti.
Arz olunur…