Gazeteciliğin inceliği atılan her adımdan haber çıkrarılmasıdır...
Ustalarımızmesleğe başladığımızda gün içinden 'özel haber' isterken, her adımın bir haber çağrıştırdığını vurgularlardı!..
Oysa şimdi öyle mi?
Yeniye, güne baktığımızda ne o özel haberleri görüyoruz ne de emek verilmiş haberi!.. Her şey aynı kalıptan çıkmış; paket haberler sayfaları sarmış; düşünce ve yorumlar aynı!..
İlkesel olarak karşı durduğumuz bu klişeleşmişlik, yaşamın geneline yansıyınca üretim duruyor; beyin yeterince işlevsel olmuyor ve yaratıcılıkta başka adımlara yöneliniyor. Sanki bir akıl tutulması yaşanıyor!..
Sporda, siyasette, ekonomide...
Aklın eleştirel gücü yok ediliyor!..
Adını nasıl koyarsanız öyle işte!..
Yıllardır yazdıklarımızda, 'Bu ülkenin spor politikası yok' der dururuz ya; derdimizi anlatamayız. Tesisleşme eksikliğini; sporun okullardan başlaması gereğini vurgularız da, anlayan kim? Gelmiş geçmiş tüm başbakanlar, spor bakanları 'atıl kalan' spor tessislerinin temelini atar, açılışını yapar ama bu ülkeye sporcu yetiştirecek beden eğitimi öğretmenlerinin atamasını yapmayı nedense gündemlerine bile almazlar; böylelikle binlerce öğretmen açıkta atama bekler!.. Eskiyi onarmayı da spora katkı gibi sunmaları var ya! İşte o düşünce alır insanı götürür başka diyarlara!..
Oysa!..
En büyük zenginliğimiz, eğitim kurumlarımızı spordan yoksun kılıp, geleceğimizi umutla saracağımız minik yavrularımızı çok önemli bir değer olan spor olgusundan yoksun kılarlar. Bu ayıp kendilerine aittir. Gelecekte umarız hesabı sorulur!..
Minik yavrular bugün okullardaki spor eğitimi eksikliğini sorguluyor, 'neden?' sorusunun yanıtını arıyor!..
Elimde ilköğretim 7. sınıf öğrencisi Nesli Sam'ın bir kompozisyon ödevinde yazdıkları var ki, herkese ders olmalı...
Nesli diyor ki:
'Günümüzde insanlar kendilerini televisyona kitleyip spor yapmayı unutuyorlar. Oysa çocuklarıyla birlikte basketbol, voleybol, futbol oynasalar, yürüyüşe çıksalar, koşu parkurları olsa, bisiklete binseler rahatlayacaklar. Spor televisyon ve bilgisayarın çok ötesinde. Bilgisayara takılınca beynimiz gelişmiyor. Hep birlikte imza toplayıp belediyelere gidelim ve sporalanlarımızı geliştirelim...'
Ve sınıf arkadaşı Gökçe Tokdemir, birbirlerinin farkında bile olmadan aynı düşünceyi paylaşırken, daha bir derinlik getiriyor konuya:
'Spor sağlığımız için önemli bir egzersiz. Fakat mahallelerimizde ve okullarımızda spor yapacak alanımız yok. Böyle olunca insanlar spordan uzak kalıyor. Park alanlarımız, yürüyüş yerlerimiz yok. Çalışma yeri olmayınca sporcu yetişmiyor, özgüven olmuyor. Olimpiyatlarda hep gerideyiz. Neden? Çünkü sporcu yetiştiremiyoruz. Yetkililer istese her şey olur. Sesimizi duysunlar istiyoruz...'
Henüz ilköğretim öğrencisi çocukların spor için, spor yapabilmek için çığlıkları böyle! Örnekleri spor yapabilenler açısından çoğaltmak olası!..
İthal sporculara milyonlarca dolarödeyip olimpiyatlara giden bir ülke olup, hüsran yaşamaktansa...
Geleceğimiz, minik yavrularımıza kulak vermek yanlış mı olur?
Ne demişler?
Çocuktan al haberi!..