CHP, köklü ve geçmişi olan bir parti, iktidar olmak istiyorsa; olur. Bu ülkede bir yıllık mazisi olan partiler bile iktidar olmadı mı?’¶ Bir ANAP, bir AKP umut olarak görüldüğü için halk onları iktidara taşıdı. Ancak, halkın güveni ANAP’’a iki dönemden sonra kalmadı. AKP de bir umut olarak görüldü ancak, halkın umutlarını gerçekleştiremediği için ikinci döneminden itibaren AKP’’de erime başladı. Çünkü her iki parti de ’‘toplumsal sorunların çözümünde’’ eşitlikçi ve demokrat siyasal çözümler yerine, ’‘yapay gündemler’’ yarattıkları için toplumun beklentilerine çare olamamışlardır.

Bu her iki parti de muhafazakarlık ve cemaatçilik ekseninde kalıp, özgürlükçü ve demokratik bir Türkiye hedefini savunacak ve bunun öncülüğünü yapacak siyasi anlayışları olamadığından ’‘toplumsal sorunların’’ çözümünde başarılı olamamışlardır.
ANAP ve AKP’’nin ortak paydası ’‘makbul’’ siyaseti, kapitalizmin ürettiği sosyal eşitsizliği ve her türlü tahribatı insanımızın kaderi olarak sunmaları ve göstermeleridir. Yine ANAP ve AKP’’nin diğer bir ortak paydası da demokrasiyi toplumsal katılımı, tartışmayı ve müzakereyi içermeyen basit bir ’‘temsili demokrasi’’ olarak algılamalarıdır. Yine ANAP ve AKP’’nin bir başka ortak paydası da, başta tarım olmak üzere üretimi yok etmesi ve bütün toplumsal ilişkilerin piyasa mantığı içinde kurulmasını öngörmesidir.
İşte ANAP ve AKP yukarıda belirttiğim ortak paydalarından dolayı toplumsal sorunların çözümünde yetersiz kalmışlardır.
İyi yönetilen, istikrarlı,güvenli ve demokratik bir Türkiye yaratmak isteyen siyasi anlayışların odağında, vicdanlı ve adil bir siyasal tarza ihtiyaç vardır. İşte CHP, böyle bir konjonktürel ortamda siyasal yaşamına söylemleriyle ve eylemleriyle sahaya inebilirse, halkın umudu olabilir ve iktidara gelebilir.
Deniz BAYKAL’’ın dediği gibi; Türkiye’’de sanayinin çarkları durdu, ekonomi tıkandı, işsizlik patladı. Çiftçinin, esnafın, emeklinin hali perişan. Yoksulluk öyle arttı ki, bugün Türkiye’’de ’‘yedi milyon yüz yetmiş iki bin’’ işçi, esnaf ve çiftçi emeklisi açlık sınırının altında kaldı. Bu korkutucu tablo daha da derinleşmektedir. Yine ’‘iki milyon beş yüz doksan iki bin’’ kişi bir işte çalışırken, krizle birlikte işinden oldu. Bu istatistikler Türk-İş tarafından tespit edilmiştir. ’‘Seksen dokuz bin’’ esnaf kepenk kapattı. Böylece krizin faturasını; çalışanlar, emekliler, sanayiciler, esnaflar, işçiler yani ’‘halkımız’’ ödedi.
Sonuç olarak; ’‘kriz bizi teğet geçmedi, ezdi geçti.’’
AKP, iktidara geldiğinden beri toplumu geren uygulamalara her gün bir yenisini ekliyor, içi boş sözler söylüyor; ’‘herkesi kucaklamak’’, ’‘Demokratik Açılımlar’’, ’‘Yargı reformu’’, ’‘sistemin askeri vesayetten arındırılması’’’… Söylemler eyleme dönüşmediğinden, AKP’’nin toplumdaki güven duygusu aşınıyor. Bu güvensizlik de AKP’’de erime olarak kendini gösteriyor.
AKP hükümet olduğundan bu yana halka ait kamu mallarını ’‘30 milyar dolar’’ karşılığında özelleştirmiş, bu yetmiyormuş gibi, Türkiye ’‘414 milyar liralık’’ büyük bir borç batağına sokulmuştur. Bu kadar paranın nereye gittiği açıklığa kavuşmamıştır.
İşte Türkiye’’nin içinde bulunduğu bu derin sorunlar, yakıcı gerçekler karşısında CHP halkın umudu olabilir, olmalıdır. CHP, Türkiye’’nin sorunlarını ve sorunların çözüm yollarını halka inerek, halkla temas ederek bir umut olduğunu söylem ve eylemleriyle anlatmalı, halkla bütünleşmelidir.
Şöyle ki; bugün bir seçim yapılsa, CHP 2007 seçimlerinden daha fazla oy alacaktır. Ama AKP de, önemli bir erimeye rağmen, hala birinci parti durumundadır. Öyleyse bugünden itibaren CHP iktidar olacaksa ne yapmalıdır?
Not: ’‘CHP’’nin eylemleri ve söylemleri’’ ikinci bölümüyle devam edecektir.