Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u fethedip, Ayasofya'da namaz kıldıktan sonra; atının üstünde ilerlerken birden bire durmuş ve atından atlayıp, yerden aldığı bir avuç toprağı kendi başının üstüne dökerek hiç bir şey demeden tekrar atına atlayıp yola devam etmiştir. Akşemsettin; Peygamberimizin müjdelediği fetihi gerçekleştirmekten mağrurlanan Fatih'in kendisinin de bir gün toprak altına gireceğini kendine hatırlattığını etrafındakilere tefsir etmiştir. İşte o benimde çok sevdiğim 'Böbürlenme Padişahım, senden büyük Allah var' sözü de rivayete göre bu olayla ilişkilendirilmektedir. Her ne olursa olsun ve ne kadar büyük işlere imza atarsa atsın sonuçta insan olduğunu hatırlatan yani yaradan önünde herkesin eşit olduğunu savunan beğendiğim güzel bir sözdür. 2010 yılı başında yapılan Cumhuriyet Halk Partisi Ödemiş İlçe Kongresi'nde Rudyard Kpling'in Türkçe'ye çevrilmiş Adam Olmak isimli şiirini okumuş ve eklemiştim: 'Her şey olabilirsiniz; Belediye Başkanı, Başbakan ve hatta belki de Cumhurbaşkanı. Ama her şeyden önce adam olmak zorundasınız.'
Bir şeyler olup da adam olamayan insanlar adam olduklarında iş işten çoktan geçmiştir. Bağırmayı marifet sanıp, külhanlığa soyunanlar bir yere varamaz. İnsan vardır sabreder. İnsan vardır harp eder. Doğru bir insanın savaşını verdiği tek şey onurudur, gururudur. En zayıf insanın dahi onurunu kırıp gururunu inceltecek bir hareket yaptığınızda karşınızda bir dev beliriverir. Kükrerken bir anda yalvarmaya başlarsınız. O yüzden kelimelere dikkat edilmelidir. Hele ki toplum içinde bağırılmamalı ve de lan-lı, lun-lu konuşulmamalıdır. Buna dikkat etmeniz hem ruh sağlığınız hem de beden sağlığınıza (!) iyi gelecektir.
Tartışmalarda ağızdan kötü kelimeler çıkabilir. Bunu daha çok diline hakim olamayanlar yapar. Hatta işin içinden çıkamayanlar 'Zurnanın son deliğisin' diye de tartışmayı bitirmeye çalışırlar. The last hole of the zurna yani zurnanın son deliği; ahengin bozulduğu, tadın kaçtığı noktadır. Söylenen insana kendini gereksiz hissettiren bir kelime zinciridir. Olmasan da olur kardeşim gibi bir şeydir. Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Zurnanın zırt dediği yer yapılmakta olan işin en hassas, en önemli ve de en can alıcı noktasıdır. Yani zurnanın son deliği ile zırt dediği yeri pek karıştırmamak lazım. Zira zurnanın son deliği sandığınız insan bir de bakmışsınız zurnanın zırt dediği yer oluverir. Bir tavsiye daha insanları güçsüz ve hakir görmeyiniz. Yeni gelen günün kime ne getireceği belirsizdir. Tam da yeri gelmişken paylaşmakta fayda gördüğüm bir Kızılderili atasözü der ki; 'Bildiklerini anlat, ama akıl vermeye kalkma. Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini doğru sanma. Sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez. Çok konuşmakta çok şey bildiğini göstermez. Herkesi kendine eşit gör. Her kim olursa olsun; bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmekte korkaklıktır. Cesaret akıldan gelirse cesarettir. Bilgisizlikten gelirse cehalettir.'
Bir de hep gol attırmazlar adama! Gün gelir gol de yersin. Ne sana tutulan alkışlara ne de seni görüp gülen insanlara aldanmayacaksın. Hiçbir şey senin gördüğün gibi değil ve hiçbir insan da sandığın kadar aptal olmayabilir. Susuyorsa bir insan sanma korkusundan, bu sana rastlamamış ama ondan hiç kopmayan asaletindendir. Ama her şeyin olduğu gibi onunda bir sınırı vardır. Aşmasan iyi edersin!