Ben de Cemil Tugay’ın bu kararı bir daha gözden geçirmesinden yanayım, ama bu kanaatim, Kültürpark Platformu etkinlikleri ve basın bildirileri sonrasında iyice pekişti. Geçen hafta İzmir Barosunda, Baro Başkanı tarafından yapılan basın açıklaması, oldukça açıklayıcı idi.

Basmane Çukuru olarak anılan, eski Şehirlerarası Otobüs Terminali alanı, Burhan Özfatura’nın yanlış kararı ile sorun haline gelmiştir. Eğer konuya o zamandan beri, herkes Özfatura gibi baksaydı, ne var bunda işte satmış, parayı da bütçeye katmış denebilirdi.

Dolayısıyla ortada sorun olmazdı. Ama ortada bir sorun var, hem de şehrin ortasında bir sorun. Bu alanı tartışırken, doğal olarak birçok kişi, buranın rant değeri üzerinden konuşuyor. Buna bağlı olarak da Belediyenin kararını kar zarar hesabı ile yapanlar az değil.

Oysaki kamu yönetiminde ya da kamucu bir yönetim anlayışında, bir alana ya da mekana piyasa mantığı ile bakılmaz. O alanın değeri, piyasa değeri ile değil, kamusal işlevi ile ölçülür. Bu da bir rakam ile ifade edilemez.

Belediyelerimiz genellikle şirket yönetilir gibi yönetildiği için, kaçınılmaz olarak rakamlar ve oranlar öne çıkıyor. Bir meydanın, bir parkın, yurttaş alanının değeri, o kentin yararı ile ilgili bir durumdur.

Yıllar önce G.Antep’te bir şehir gezisi yapmıştık. Şehri baştanbaşa geçen bir derenin iki tarafında da geniş bir alan park haline getirilmişti. Celal Doğan’ın sanırım SHP’den belediye başkanlığı döneminde böyle bir kamulaştırma ve koruma alanı oluşturulmuş. Uzun zamandır o bölge sayesinde Antep şehri nefes alıyor. İnanılmaz genişlikte bir yurttaş alanı.

Oysaki şehrin merkezinden belki de yüzbinlerce metre kare olan bu alanda yüzlerce apartman, AVM ve işyerleri yapılabilirdi. Ve bundan ciddi paralar kazanabilirdi. Ama Antep daha iyi bir şehir olmazdı.

Basmane Çukuru alanına gelince, buradaki sorunu çözmek, piyasa mantığı ile mi olacak yoksa şehir hakları dikkate alınarak mı olacak, sorusuna yanıt vermemiz gerekir.

Evet, Özfatura ile bir sorun başlamış. Sonra buranın satışı, imar değişiklikleri vs gündeme gelmiş. Ancak sorunun çözümü, bu konuyu kapatmak şeklinde bir telaş ile mi düşünülmeli yoksa sorun çözümü nedir diye düşünmek mi lazım. Oysa esas sorun, bu alanda gökdelenler yapılınca yaşanacak.

Üstelik bazı şirket ve müteahhitler para kazanacak ama şehir planlaması ve şehir hakları açısından sorun çözülmüş olmayacak.

Üzerinde durulması gereken esas sorun şu: Bu alan ile ilgili sorunu, mülkiyetin Belediyeye geri dönmesi şeklinde çözmek için 2022 yılında bir dava açılmış. Bu öncekilerden daha iyi bir hamle. Yani Belediyenin ve şirketlerin payı ne olacak ya da imar revizyonu ile buradaki inşaat hakkı ne olacak değil, burada daha önce doğru olmayan bir karar ile hak devri yapılmış, bunu tekrar kamuya kazandırma hamlesi bu dava.

Şehircilik ve belediye yönetme tarzı konusunda birçok konuda onaylamadığım Tunç Soyer açmış bu davayı. Doğru yapmış.

Şimdi de Baro’da yapılan açıklamadan da anladığım kadarı ile bu davaya ilişkin Bilirkişi Raporu da İzmir lehine yorumlanabilirmiş. Yani sorunun çözümü, kent lehine olabilecek aşamadayken, nereden çıktı bu Niyet Protokolü diye soruyor yurttaşlar ve meslek odaları temsilcileri.

İzmir için bu kadar önemli bir karar, Belediye Başkanının kişisel tercihi ile olmamalı. Ortak akıl falan denir ya, bundan herkesin anladığı yöntem farklıdır. Eski Belediye başkanlarından bazıları konuya piyasacı bakıyor aynen Ticaret Odası ve sermaye grupları gibi. Ama Yüksel Çakmur ve Tunç Soyer ise, bu alanın Kültürpark ile birlikte kamusal bir işleve sahip olması görüşündeler.

İzmir Barosu ve Şehir Plancıları da benzer yönde açıklamalar yapmaktalar. Bu istemezükçülük değildir. İsterükçülerin, hırslarının belli ölçüde önüne geçip, şehri savunmaktır.

Yüksel Çakmur, Konak Meydanına Galeria adında bir AVM yapmaya karar vermişti. Karşı çıkmıştık değil mi? Peki Konak Meydanında bir AVM mi tercih edersiniz, bugünkü halini mi?

Burhan Özfatura Kordon’a otoyol, Fevzipaşa Bulvarına üst yol yapacaktı. O zaman orada üst yola karşı çıkanları, “zaten komünisteler hep yer altını sever” diyerek, tepki göstermişti. Peki, Özfatura’yı gerileten yurttaş girişimi mi haklı çıktı, yoksa Özfatura mı?

Kültürpark’ın imara açılmasını isteyenler bile oldu bir ara. Hatta dönemin Ticaret Odası Başkanı, “yeşil isteyen ormana gitsin” dedi mi? Peki istemezükçüler mi haklıymış yoksa onları ormana göndermek isteyenler mi?

Geçen akşam İzmir Barosunda, Kültürpark Platformunun bir arayış toplantısına katıldım. Bu alana sahip çıkma kararındalar. Ve Cemil Başkan’ın aldığı bu yetkiyi, İzmir lehine kullanması için çaba sarf edecekler, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları ile birlikte.

Umarım yine İzmir kazanır.