Cemal Korkmaz yazdı...

Göztepe’de uzun yıllardır aynı sistematik yapı içerisinde ilerleyen yönetim anlayışı, kulübün hedefleri ve transfer politikası taraftarın sabrını taşırma noktasına getirdi. Sarı-kırmızılı camiada, kulübün sportif hedeflerinden çok parlayan futbolcuların satıldığı bir düzenin ön plana çıktığı yönündeki eleştiriler her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriliyor.

Bu tepkilerin son adresi ise tribünler oldu. Taraftarlar, yönetimin duyarsızlığına tepki göstermek amacıyla karşılaşmaya 5 dakika geç girerek protesto gerçekleştirdi. Maçın başlamasıyla birlikte tribünlerde yönetimi hedef alan sloganlar yükselirken, Göztepe taraftarının mesajı oldukça netti: Artık yalnızca sonuç değil, kulübün yönetiliş biçimi de sorgulanıyor.

Sahada da sistem çöktü
Göztepe’nin karşılaşmadaki futbolu ise tribünlerdeki tepkilerin nedenini daha da görünür hale getirdi. Rakibin kaleye geldiği dört atakta kalesinde ciddi sorunlar yaşayan sarı-kırmızılı ekip, özellikle savunma organizasyonunda büyük açıklar verdi.

Kaleci Luka Gugeshashvili, kalesinde gördüğü gollerde yaptığı hatalarla geceye damga vururken, Göztepe ilk yarıyı hem skor hem de oyun anlamında büyük bir hayal kırıklığıyla tamamladı.

İkinci yarıda iki gol yetmedi
Göztepe ikinci yarıda bulduğu iki golle skoru değiştirmeyi başarsa da ortaya konulan futbol, taraftarın beklentisinin oldukça uzağında kaldı. Sarı-kırmızılı ekipte oyun organizasyonu, savunma disiplini ve takım bütünlüğü anlamında ciddi problemler dikkat çekti.

Skor üretmek, sahadaki temel sorunları gizlemeye yetmedi. Göztepe’nin istenilen futbolu ortaya koyamaması, tribünlerdeki huzursuzluğu daha da artırdı.

Büyük şok!
Büyük şok!
İçeriği Görüntüle

Stoilov’un sistemi de tartışmanın merkezinde
Göztepe’de tartışılması gereken bir diğer önemli konu ise Teknik Direktör Stanimir Stoilov’un yıllara dayanan futbol sistemi.

Stoilov’un oyun anlayışı artık Türk futbolunda rakipler tarafından büyük ölçüde çözümlenmiş durumda. Göztepe’nin uzun süredir benzer oyun karakteri üzerinden ilerlemesi, rakiplerin sarı-kırmızılı ekibin nasıl oynayacağını önceden öngörebilmesine imkan sağlıyor.

Daha da önemlisi, yapılan transferlerin önemli bir bölümünün Stoilov’un oyun sistemine ve saha içerisindeki ihtiyaçlarına ne kadar uygun olduğu ciddi bir soru işareti olarak karşımızda duruyor.

Bir teknik direktörün istediği futbolu oynatabilmesi için elindeki kadronun o sisteme uygun olması gerekir. Eğer yapılan transferler teknik ekibin oyun planıyla örtüşmüyorsa, burada yalnızca futbolcuları ya da teknik direktörü eleştirmek yeterli değildir. Sportif yapılanmanın tamamının sorgulanması gerekir.

Bu noktada ilk tepkiyi vermesi gereken isimlerden biri de Stanimir Stoilov’un kendisidir. Kendi oyun sistemine uygun olmayan bir kadro yapılanması ve yıllardır devam eden aynı düzen karşısında teknik direktörün de sportif anlamda daha güçlü bir tavır ortaya koyması gerektiği düşünülüyor.

Taraftarın sabrı tükeniyor
Göztepe’de yaşanan tablo artık yalnızca bir maçın kötü oynanmasından ibaret değil. Taraftarın yıllardır biriken rahatsızlığı, yönetim politikaları, oyuncu satışları, transfer tercihleri ve sahadaki futbolun birbirinden bağımsız olmadığı görüşünde birleşiyor.

Tribünlerin 5 dakika geç girerek verdiği mesaj ve maç boyunca yükselen sloganlar, camiada ciddi bir sorgulama döneminin başladığını gösteriyor.

Göztepe’de artık mesele yalnızca kazanmak ya da kaybetmek değil. Mesele, kulübün hangi hedef doğrultusunda ilerlediği ve bu hedefe hangi futbol aklıyla ulaşmaya çalıştığı.

Taraftarın beklentisi ise açık: Oyuncu yetiştirip satmanın ötesinde, sahada hedefleri olan ve bu hedeflere uygun bir sistemle yönetilen bir Göztepe.