'Ayaklar baş mı olacak?' diyordunuz Teyyip Bey.
İşte o ayaklardır bugün ayaklanan.
Hatırladınız değil mi?
2008'in nisan ayında işçiler Taksim'i istemişlerdi sizden: 1 Mayıs'ı kutlamak için.
Siz de şu yanıtı vermiştiniz: Ayaklar baş olursa kıyamet kopar!
O lafı ettiğinizden tam beş yıl sonra koptu kıyamet.
'Ayaklar' dediğiniz bu ülkenin onurlu, yurtsever, çalışan, aydınlık, laik insanları ülkenin meydanlarını, caddelerini, sokaklarını doldurdular.
Beş gündür Türkiye ayakta.
İşçiler, hekimler, liseliler, üniversiteliler, memurlar, mühendisler, öğretmenler, kadınlar, taraftarlar, Türkler, Kürtler, göçmenler, aydınlar, gazeteciler, yazarlar, şairler, eşcinseller, translar, Romanlar, varoştakiler, köydekiler, çiftçiler, üreticiler…
On yıldır kavga ettiğiniz kim varsa ve ne varsa!
Hepsi ayaklandı.
'Ayaklar' ayaklandı.
Ve beş yıl önce 'ayaklar' dediğiniz halka şimdi de 'çapulcu' diyorsunuz.
İzmir'deki il başkanınız da sizinle aynı ağzı kulanmış: 'Bu çapulcu güruhuna İzmir'i teslim etmemek lazım. Sabır ve sinir katsayımızı zorlamasınlar' demiş.
***
Hatırlar mısınız Teyyip Bey, gazetelerden kovdurup köşesini elinden aldığınız ama kalemini asla teslim alamadığınız Bekir Coşkun üstadımız, makarna bağımlısı seçmenlerinize 'Göbeğini taşıyan adam' demişti de, ne çok öfkelenmiştiniz.
Hatırladınız değil mi?
Bekir Coşkun'un ne halk düşmanlığı kalmıştı, ne saygısızlığı!
Gün geldi, devran döndü; tepkisini göstermek için meydanları dolduran milyonlarca insanı bir çırpıda 'çapulcu' ilan ediverdiniz.
Demek ki sizin zihniyetinize göre…
Size oy veren; sadakayla, yardımla, seçim rüşvetiyle, vaatlerle ikna ettiğiniz kalabalıklar 'millet' oluyor… Ama size yan gözle bakan, itiraz eden, 'hayır' diyenler çapulcu!
Demek ki siz, size oy vermeyenleri, bir tür 'düşman' gibi algılıyorsunuz. Onları, doğrunun tebliğ edilmesi gereken, olmazsa zorla hizaya getirilecek 'günahkarlar' gibi görüyorsunuz! Size oy ve destek vermeyenleri milli iradenin bir parçası olarak bile saymıyorsunuz!
Tam da diktatörlere yaraşır bir tutum.
***
Ne diyordu Fransız İhtilali'nin jakoben neferi Maximilien Robespierre bundan tam 224 yıl önce?
'Halka zulüm edilince, halkın kendinden başka güveneceği kimse kalmayınca, halka ayaklanmasını söylemeyen insan alçağın birisidir. Bütün kanunlar çiğnenince, istibdat artık herkesin sabrını taşırınca, iyi niyet ve haya ayaklar altına alınınca, halk isyan etmek zorundadır. İşte o saat gelip çatmıştır.'
Evet…
İşte o saat gelip çatmıştır.
Cin şişeden, ok yaydan, söz ağızdan çıkmıştır.
Halk korku eşiğini aşmıştır.
TOMA'larınızın ve panzerlerinizin karşına gitarıyla gençler, koltuk değneğiyle engelliler, kucağında bebeğiyle gencecik anneler çıkmaktadır.
Halkın korkmadığı yerde, diktatörlerin korkusu başlar.
Montesquieu yıllar önce şu tespiti yapmıştır:
'İstibdat öyle müthiş bir şeydir ki, onu uygulayanların aleyhine bile döner.'
İşte bu tespit, 31 Mayıs 2013 sabahı başlayan ve yoğunlaşarak dalga dalga yayılan direnişle doğrulanmıştır.
AKP'nin despotizm yönünde attığı adımların, yaptığı zorlamaların, pervasızlıkların, barbarlıkların sonucu oluşan birikim, inanılmaz bir hızla patlayarak saman alevi gibi tutuşmuştur.
Bu direniş sizin zannettiğiniz gibi 'üç beş ağaç için' değil; ülkenin görüp göreceği en talancı, en köksüz, en iğreti, en ucube iktidarına karşıdır.
Sizin o 'marjinal çapulcular' dediğiniz milyonlar, hayatlarında hiçbir politik eyleme katılmamış, akşamları evlerinde çay demleyip dizi ya da futbol maçı izleyen, çok satan gazeteleri okuyan orta sınıfın insanlarıdır.
İnsani refleksler devreye girmiştir. Baskının, sömürünün, talanın farkına varılmıştır.
AKP diktatörlüğü, Yalçın Küçük'ün deyişiyle, 'uzun sürmüş bir 31 Mart gericiliğidir.'
Ama o sizin on yıl kadar devam eden 'uzun sürmüş 31 Mart'ınız, nihayet bir 31 Mayıs direnişine toslamıştır.
Teslim olmayan ve yenilgiyi asla kabul etmeyen jakoben damar, kütlesel çapta tüm yurtta patlamış ve gerçek halkın kim olduğunu dosta düşmana göstermiştir.
Bu sivil halk hareketi Gezi Parkı'nda, Taksim Meydanı'nda ve tüm ülkede cisimleşmiştir.
Korkmakta haklısınız Teyyip Bey.
Yerinizde olsam ben de korkarım.
Tüm korkunuza rağmen… Beş yıl önce 'ayaklar' diyerek aşağıladığınız insanlara, şimdi de 'çapulcular' demekten hiç çekinmiyorsunuz!
***
Bu arada yazının başından beri Teyyip Bey diye sesleniyorum size.
Kusura bakmayın.
Biz Tayyip'e Teyyip demeyi, Esad'a Esed diyenlerden öğrendik.
Sizin de sık sık kullandığınız tabirle: Men dakka dukka!