Güzel ülkem,  son bir haftadır, ileride tarihçilere bolca malzeme verecek kadar önemli ve anlamlı günler yaşıyor…
Taksim Gezi Parkı protestolarıyla başlayan çevreci direniş, polisin katı tutumu ve orantısız güç kullanımıyla boyut ve biçim değiştirerek hükümet aleyhine gösterilere dönüştü…
Bazıları hala diyor ki ‘‘iki ağaç için’’...
Hayır efendim…
Bu millet sustu, sustu ama ‘‘yeter artık’’ diyerek patladı.
Günlerdir dinliyor ve izliyorum…
Özellikle de sosyal medyadan takip ediyorum…
Yazının burasında minik bir parantez açayım, bugün hala sosyal medyayı küçümseyenler olabilir, bence küçümsemeyin, gücünü şu son bir haftada bir kez daha gösterdi… Uyuyan halkı biraz da olsa uyandırmaya düşünmeye sevk etti… Zaman zaman bilgi kirliliği gibi sorunlar yaşansa da, direnişçilerin bilgi alışverişlerinde çok faydalı oldu, bunu görmezden gelemeyiz… Benim de sosyal medyayı çok verimli kullandığım söylenemez, ancak son birkaç gündür diktatörlerin ve otoriter devletlerin neden yasaklamak istediklerini daha iyi anladım… Bu devletlerin de sonunu sosyal medya ve teknoloji getirecek, durum onu gösteriyor… Neyse, şimdi parantezi kapatıp bir gece önce sosyal medyada gördüğüm bir mesajdan bahsetmek istiyorum
Kastamonu’nun İnebolu ilçesi AKP Gençlik Kolları Başkanı Ferhat Küpoğlu denilen zat-ı muhterem twitter’dan attığı mesajında “Taksim Gezi Parkı’ndan sonra Anıtkabir’i de yıkarız elhamdülillah” demiş…
Kamuoyunda büyük tepki görünce de istifa ettiğini açıklamış…
10 Kasım 1996 günü, Kayseri’nin Refah Partili Belediye Başkanı Şükrü Karatepe, Refah Partisi İl Divan Toplantısındaki konuşmasında, Türkiye’de henüz gerçek demokrasinin olmadığını, hâkim güçlerin herkesi kendi görüşleri doğrultusunda hareket etmeye zorladığını söylemişti… Konuşmasının tam metni ise şöyleydi:
“Süslü püslü göründüğüme bakıp da laik olduğumu sakın sanmayın. Resmi görevim nedeniyle bugün bir törene katıldım. Belki başbakanın, bakanların, milletvekillerinin bazı mecburiyetleri vardır. Ancak, sizin hiçbir mecburiyetiniz yok. Refah Partili olarak yeryüzünde tek başıma da kalsam, bu zulüm düzeni değişmelidir. İnsanları köle gibi gören, çağdışı bu düzen mutlaka değişmelidir. Ey Müslümanlar sakın ha içinizden bu hırsı, bu kini, nefreti ve bu inancı eksik etmeyin. Bu bizim boynumuzun borcudur. ”
Resmi görev dediği 10 Kasım Anma Töreni… Hiç unutmadım, unutmayacağım da, hatta unutturmayacağım da…
İşte anlaşılan Kastamonulu bu genç başkan da, o belediye başkanın önerisini unutmamış, içindeki kini canlı tutmuş, fırsat bu fırsat da kusmuş…
Ülkemizde bir kesimin Atatürk ile, dolayısıyla da Anıtkabir ile ciddi sorunu var…
Zat-ı muhterem Anıtkabir’i yıkmaktan bahsediyor… Oysa ben Ergenekon örgütünün ülkede kaos yaratmak için uçakla Anıtkabir’e saldırı planladığını sanıyordum… Peki şimdi ne olacak, bu genç başkanımız suçunu da uluorta sosyal medyada itiraf ettiğine göre Ergenekon davasına dahil edilecek mi?
Dindar gençlikmiş… Peh…
Bu arkadaşlar, gençlerimizin haklarını bu şekilde mi savunacak?
Savunmasın arkadaş bu dindar gençlik gençlerimizin haklarını bu şekilde…
Laikliği unutturmaya çalışan, dini emellerine alet eden diktatör ve askerlerine ihtiyacı yok bu gençliğin…
Dindar gençlikmiş…
Kime göre, neye göre?
Burası TÜRKİYE CUMHURİYETİ arkadaş…