Kesin kararımı verdim, bu defa siyasi yazmayacağım,... Site yönetimi kızacak, maaşımdan kesecek, biliyorum! Uyarı almayı dahi göze alıyorum; ne olursa olsun si-ya-si yazı yaz-mı-yo-rum!
Yazamam!... Nasıl yazabilirim ki sevgili karilerim?Zaten gündem hayli karışık’… Bir de biz sebep olmayalım millet-i güzinimizin (1)aklını bulandırmaya’… Ne gerek var?
Hava yeterince puslu!... Bu havayı kim sever ki?Çare yok, sabırla ortalığın durulmasını, havanın açılmasını bekleyeceğiz’…
Bir yanda ’“tutukluların salınması ve onların firarı’”, diğer yanda ’“ucube heykel’” meselesi’… Öte yandan da ’“Muhteşem Harem’” dizisi’… Bu kadar ağır gündem mi olur, a dostlar?
Hak Bu Mu, Adalet Bu Mu?
İnsanımıza çok üzülüyorum, çok! Sen tut ’“Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hukuk Devletidir’” de, yetmedi ’“Adalet Mülkün Temelidir’” diye Atamın özdeyişlerini bayrak yap, sonra da suçluları sal, gitsin!... Olur mu efendim, olur mu hiç?...
Katili, teröristi, mütecavizi ve kaçakçıyı serbest bırakmak da neyin nesidir efendiler?Madem ki yasa var, içerde tutamam diyorsun, öyleyse tez zamanda karara bağla efendim!... Salma, salarsan işte böyle kaçar’…
Şimdi yakalayacağım diye uğraşacağız, yakalanırsa tekrar mahkeme önüne çıkacak’… Sonra yine aynı ’“çek sündür’” süreci işleyecek, vay anam vay, günah, yazık bu millete!
Üç kuruşluk borcu için milleti kıskıvrak mahkûm eden, evinden malını haczeden hukuk böyle mi işlemelidir? Bu sorunun cevabını siz verin verebilirseniz efendiler!...
Ucube Bir Sorun
Neyse, bir de şu ’“ucube heykel’” meselemiz var, malumlarınız olduğu üzere ortalık bu konudan mütevellit yangın yeri. Aslında Başbakan Erdoğan’’ın her zaman ve her yerde sergilediği konuşma üslubundan kaynaklanan bir mesele bu!
Başbakan fırsatçıdır, danışmanları önüne koyar o da hemen taarruza geçer; bam teline dokundurur, süsler püsler, verir veriştirir, geçer gider! Oportünist mi diyorsunuz siz, ben böyle alafranga kavramlardan hiç anlamam’… İşte öyle bir şey’…
Neyse başbakan bu heykel meselesini bir din büyüğümüzün ismiyle pekiştirdi ya bizim medya leşkerlerine (2) de gün doğdu vesselam!... Mal bulmuş mağribi gibi sarıldı hepsi’… Yahu, heykel zaten yıkılacakmış, encümen kararı var’… Erdoğan fırsat bu fırsat, madem yıkılıyor, ben yıktırmış olayım düşüncesiyle girdi işe’… Ama gel de anlat bizimkilere.
Ülkeyi birbirine kattılar ki, yatıştırabilene aşk olsun! Yazmayacağım, bu meseleyi de yazmayacağım’…
Muhterem Yüzyıl
Ya şu ’“muhteşem harem’” dizisine ve çıkardığı fırtınaya ne diyeceksiniz?... Ben sustum, hiçbir şey söyleyemiyorum’… Neme lazım, ne gereği var şimdi belden aşağı muhabbetin?’…
Şimdi Atam Kanuni Sultan Süleyman’’a da laf söyleyemem doğrusu! Şöyle bir bakıyorum da , ben kendime parasıyla dahi bir kümeslik arsa alamadım, oysa Atamın fethettiği toprakların kilometresi bile belli değil’… Bütün bunları da elbette Hürrem’’in koynundan yapacak değil!... İyisi mi ben yine haddimi bileyim’…
Zaten bu televizyon dizisi denilen şey de tıpkı roman gibi uydurmasyona dayalı bir sanat!... Hatta izleyicinin dikkatini sürekli celbetmek için sinemanın da ötesinde özelliklere sahip. Tabii insanımız bu uydurmasyon meselesini anlamadığı için yıllarca Türk Filmlerinde rol alan karakterleri gerçek sandı. Rahmetli Erol Taş’’ı yıllarca firavun sanıp defalarca yolda-belde tokatladı. Garibim bu konuda çok muzdaripti’… ’“Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı’”’… (3)
Saf işte bizim insanımız, ne yapalım. Benim asıl korkum, necip milletimizin kıymetli mensuplarının izlediği filimler yüzünden, Ahret Günü’’ nde Anthony Quinn’’i Hz. Hamza, Haluk Kurdoğlu’’ nu Şeyh Edebalı, Fatma Girik’’i de Rabia Sultan zannedip şefaat istemeleridir, eyvahlar olsun!
Neyse, ben direndim, bu defa siyasete bulaşmadım dostlarım’… Artık siyasi yazmadım diye beni kovacak olurlarsa sizden ricam, şu yönetimi bir meyil bombardımanına tutup beni tekrar işe aldırmanızdır’…
Aramızda bunca yazılık hukukumuz var. Yaparsınız değil mi?
Dipnotlar:
1 Millet-i Güzin: seçilmiş, beğenilmiş, seçkin millet’… yani Türk Milleti
2 Leşker: Farsçada Asker demek
3 Necip Fazıl Kısakürek’’in ’“Mehmedim’” Şiirinden, hatırlarsınız’…