Dünyabaşı, beyaz evin mutfağında ne pişirirse dünya yine onu yedi.

İktidarbaşı, ülkeye öyle bir ileri demokrasi getirdi ki, sık sık yediğimiz coplardan kafamız gözümüz patladı.

Kendinden en çok söz ettiren senaryo yazarı teröristbaşıydı.

Saat başı söylem değiştirmekle eleştirilen Kemal Kılıçdaroğlu’’nun Ecevit’’i anımsatan üslubu, son yıllardaki terbiyesizliklerden sonra ilaç gibi geldi.

Bir kısım, malum medya etkisi azalsa da çıban başıydı.

Sevgililerini, karılarını, kızkardeşlerini ya da tanımadıkları kadınları öldüren caniler her gün işbaşındaydılar.

Köşe başlarını tutan kalemşörler, onun bunun çukurunu kazdılar; sonunda biri şafağın birinde ayağı kayıp küttt diye düştü.

Yumurta eyleminin elebaşıları sayesinde, gençlik kanının deli deli aktığını nihayet anımsadı.

Bazılarımız sıkmabaşın nimetlerinden yararlanmayı inatla, inançla reddetmeye devam ettik.

Kuşbaşı fiyatları aldı başını gitti.

Her hafta başı, acaba bu hafta kim ya da kimler Silivri’’ye tıkılacak diye merak ettik.

Öyle çok sevgi tohumu ekildi ki birileri birileri için yılanbaşı oldu.

Her ne kadar gülümseyen yüzlerle reddedilse de, WikiLeaks’’e bile konu olan kavganın aslen tepe başı için sürmekte olduğu ayyuka çıktı.

Her işin başı sağlık dedik, avunduk durduk.

Havuz başında yapılan düğünlerde, davetlerde daha önce hiç içki servisi yapılmamış kristal kadehlerde şerbet yudumlamak moda oldu.

Son dakika haberleri ile saatbaşı yüreğimiz ağzımızda yaşadık.

Sürekli dozu artırılan yüksek gerilim sayesinde, evde-sokakta-trafikte-okulda- adım başı bir kavgaya şahit olduk.

Yüzbaşılar, binbaşılar kimilerince övüldü, kimilerince yerin dibine batırıldı.

İmamların çoğu her kademede direksiyon başına oturtuldular.

Mitinglerde açılan padişah pankartlarından sonra, bezirganbaşı acep kimdir diye düşünmeye başladık.

Her konuya tasavvufi ya da kuantumsal yorum getirenler, sevgilisinin kılını tüyünü anlatanlar, edebiyat dünyasının gerçek değerlerini sollayıp liste başına yerleştiler.

Tesettürlü gelin başı modellerinde dünyaca ünlü modacılara parmak ısırttık.

Dolmabahçe’’deki kahvaltılarda biri konuştu, masa başındakiler susup susup alkışladılar.

Banallik, kepazelik, rezillik, reytingçilik ekran başına yine milyonları çiviledi.

Durum böyle olunca ülkenin aybaşı hali gün sektirmeden devam etti.

Nihayet yılbaşı geldi... 2000’’i 11 geçerken, her günbaşınız bir öncekini aratmasın.

YENİ YILINIZ UMUTLU OLSUN!