Referandum sonrası yeniden yapılandırılan HSYK, hazırladığı Şemdinli iddianamesi sebebiyle meslekten ihraç edilen eski Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya hakkındaki kararı kaldırdı.
Öncelikle olayı anımsayalım biraz… Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde 9 Kasım 2005 tarihinde bir kişinin ölümü ile sonuçlanan patlama meydana gelir. Patlamanın sanıkları olarak yakalanan ve çıkarıldıkları mahkemece tutuklanan astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve PKK terör örgütü itirafçısı Veysel Ateş, Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya tarafından hazırlanan iddianame doğrultusunda Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılamada 39 yıl 5 ay 27'şer gün ağır cezaya çarptırılır. Sanık avukatlarının yaptığı temyiz başvurusu üzerine karar Yargıtay 9. Dairesi tarafından eksik soruşturma ve görevsizlik kararı ile bozularak yerel mahkemeye geri gönderilir. Yerel mahkemenin karara uymasıyla Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne gönderilen davanın ilk duruşmasında sanıklar tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır.
Sarıkaya, Büyükanıt'ın Şemdinli davasının sanığı Astsubay Ali Kaya için söylediği 'İyi çocuktur, tanırım' sözü nedeniyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçundan ayrıca soruşturulmasını istemişti. Genelkurmay Başkanlığı, Şemdinli soruşturması devam ederken Savcı Sarıkaya'nın Askeri Savcılığa yaptığı suç duyurusuna sert bir açıklama ile tepki göstermişti.
Sonrası malumunuz HSYK'nın aldığı karar ile Sarıkaya meslekten ihraç edildi. Hazırladığı ve ilgili mahkemece kabul edilen iddianame nedeniyle bir savcının meslekten ihraç edilmesi belki de Türk hukuk tarihinde bir ilkti. Olayın 'siyasi' olduğu ve davanın üstünü kapatmaya yönelik olduğu tartışıldı ardından.
Kuşkusuz Anayasa Referandumunda 'evet' diyenler, savcı Ferhat Sarıkaya hakkındaki ihraç kararının kaldırılmasından oldukça memnundurlar.
Nasıl olmasınlar ki!
Bu ülkenin uzunca bir dönemine faili meçhul cinayetler damgasını vurdu. Bombalar, silahlar patladı. Gazetecisinden işadamına onlarca yurtsever hunharca katledildi. Bermuda şeytan üçgenini andıran 'Sapanca ölüm üçgeni'nde cesetler tarlalardan toplandı.
Soruşturmalar her defasında 'devlet sırrı' duvarına tosladı. İşkence dahil birçok olayın üzeri örtüldü. Sorumluları 'görünmez' ellerce açık açık korundu. Susurluk kazası sonrası ortaya saçılan ilişkilerin ardından olayın üzerine gidecek yiğit savcılar beklediler, karşılarına Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının çok büyük bir gururla söylediği 'Kurşun atan da yiyen de şereflidir' sözü çıktı.
Temiz toplum için şeffaf devlet, şeffaf devlet için de yiğit savcılar olmalı diye az hayıflanmadılar. İtalya'da 7 kez başbakanlık yapmış Giulio Andreotti'yi sanık sandalyesine oturtan, Gladio örgütüne karşı düzenlenen temiz eller operasyonunu yöneten savcılara bakıp az imrenmediler.
Bu yüzdendir ki; Anayasa Referandumunda 'evet' derken, Şemdinli'de hukuku üstün kılmak için yola çıkan Ferhat Sarıkaya'yı, 12 Eylül darbecilerine karşı ilk iddianameyi düzenleyen savcı Sacit Kayasu'yu düşündüler.
Biliyorlardı ki HSYK'nın yapısal bir değişikliğe acil ihtiyacı vardı. Temiz toplum, şeffaf devlet için Anayasa Referandumunda 'yetmez ama evet' dediler ve yüzde 57,94 oy oranıyla seslerini oldukça güçlü duyurdular.
Cuntacıların, işkencecilerin baş tacı edilmesine, hukukun kuvvet komutanlarının iki dudağı arasında erimesine vicdanları razı olmadığı için 'evet' demişlerdi… Darbeci zihniyetin hukukun önüne geçmemesi için 'evet' demişlerdi… HSYK'nın yanlışından dönmesinden dolayı tıpkı savcı Sarıkaya gibi şimdi onlar da mutlular.