2007 Genel Seçimleri öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan mitinglerde, seçim sonucunda AK Parti’’nin ikinci parti olması durumunda siyaseti bırakacağını açıklamıştı.’¶ O dönemlerde çok yakından takip ettiğim (hatta görev yaptığım) AK Parti’’de büyük bir hareketlenme başlamış, her kademede görev yapanlar iki kat efor sarf etmeye başladı. AK Parti’’ye sempati duyanlar bile gelip teşkilatlarda görev almak istedi çünkü halk, lider olarak gördüğü Başbakan Erdoğan’’ın siyaseti bırakmasını istemiyordu. Aradan 3 yıl geçti, bu kez de AK Partililer, 12 Eylül’’de Referandumu için sahaya indi vatandaşa Anayasa Değişiklik Paketi’’nin gerekliliğini anlatmaya başladı. (Bu dönemde de ben yine AK Parti’’de 1 aylığına görev yapmaktaydım) İşte tam bu süreçte Başbakan Erdoğan’’ı örnek alan İl Başkanı Ömür Kabak, o günden bu güne İzmir’’de AK Parti siyasetini kilitleyen açıklamayı yaptı. ’“Referandumda evet oyları yüzde 51’’in altında çıkarsa istifa ederim’” Başbakan’’ın 2007’’de yaptığı açıklamanın ardından yaşanan parti içi hareketlilik Ömür Kabak’’ın 2010 yaptığı açıklamada yerini durgunluğa bıraktı. O dönemde çaylı kahveli sohbetlerde birçok AK Partilinin ’“Referandumda evet verilmesinin gerekliliğine inanıyorum ancak Ömür beyin açıklaması nedeniyle hayır oyu kullanmayı düşünüyorum’” dediğini bizzat işittim. Kabak’’ın yaptığı açıklama oylara nasıl yansıdı bilinmez ancak referandum sonucunda İzmir’’de hayır oylarının yüzde 63 civarında çıkması ve Ömür Kabak’’ın söz verdiğinin aksine istifa vermemesi işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirdi. Referandumdan bu yana geçen yaklaşık 2 aylık süreçte Ömür Kabak’’ın net bir duruş sergilememesi ise karmaşayı ikiye katladı. Defalarca Koordinatör milletvekilleri teşkilatın temayülünü aldı, raporlar hazırlandı. Başbakan Erdoğan’’ın, Kosova programından döndükten sonra kangrenleşen konuya neşter vurması bekleniyor. Pazartesi’’nden bu yana birçok milletvekiliyle görüştüm, büyük ihtimalle Ömür Kabak görevine devam edecek yeni bir yönetim kurulu oluşturulacak izlenimini aldım. Zaten Ömür Kabak’’ın aynı yönetimle devam etmesi ihtimali kanser hastasına aspirin vermekten öteye gidemezdi. Genel Merkez önümüzdeki günlerde kararı verirse ve Ömür Kabak erk’’i tekrar eline alırsa hiç şüphesiz teşkilat içinde bütünlüğü sağlamak için hızlı bir yapılanma süreci başlatacak. Muhaliflikte aşırıya kaçanları kızağa çekeceği bile söylenebilir. Referandumdan bu yana geçen 2 aylık yıpranma sürecinde ilçelerde parti içi muhalefet kervanına katılanların sayısının hızla artışı göz önüne alınırsa işi hiç kolay olmayacak. Ömür Kabak’’ın kader süreciyle ilçe danışma meclisi toplantılarının çatışması, danışmalarda bolca eleştiri yapılmasına neden oldu. Toplantıların çoğunu takip edenlerin tabiriyle ’“İlçeler içten içe kaynıyor’”.
Öte yandan dikkatimi çeken diğer bir konu ise 15 gün önceye kadar ilgili ilgisiz her konuya keskin sirke küpüne zarar mantığıyla, balyozla giriş yapan Ömür Kabak 15 günden bu yana sükûnetini koruyor. Yönetim kurulundaki muhalif grup ’“Fırtına öncesi sessizlik’” nitelemesinde bulunurken ben ’“Bir musibet, bin nasihatten iyidir’” sendromu olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık bir yıldan bu yana (görevinin ilk 3 ayında çok daha barışçıl davranmaktaydı) teşkilatla ilgili hemen her konuya keskin vuruşlarla şekil vermeye çalışan, öfke-zarar planlaması yapmadan çıkış yapan Ömür Kabak, yaşadığı bu olumsuz olaydan siyasi olgunluk edinerek çıkacak. Bu sükunetinin nedeni de bu duruma bağlıyorum.
Kahraman mı Günah Keçisi mi?
Seçim İşleri’’nden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Ayşe Yüreklitürk’’ün, Başbakan Erdoğan’’la bizzat görüşerek İzmir teşkilatıyla ilgili sorunları en üst makama iletmesinin ardından Ömür Kabak’’ın muhalif cephesi Yüreklitürk’’ü ’“Kahraman’” ilan etmişti. Görüştüğüm birçok ilçe başkanı ve il yönetim kurulu üyesi Yüreklitürk için methiyeler düzmüş cesaretinden dolayı tebrik etmişti. Genel Merkezdeki rüzgarların yönünün değişmesiyle ve Ömür Kabak’’ın görevde kalarak yönetiminin yenileceğinin duyulması üzerine ’“Kahraman Ayşe’” diye haykıranlar ’“Günah Keçisi’” aramaya başladı. Ulu orta yerde ’“Helal olsun Ayşe’’ye diyenler, şimdilerde Yüreklitürk gitmese daha mı iyi olurdu acaba’” diye peşrev çekmeye başladı.
Bu durum bana çok ünlü bir hikayeyi hatırlattı:
Timur Han, Akşehir’’e bir erkek fil getirmiş. Bahçe ve tarlalarda serbestçe gezen fil, ekinlere çok fazla zarar veriyormuş. Timur Han’’dan korkarak kimsenin dokunmaya cesaret edemediği bu fil Akşehirlilerin başına bela kesilmiş. Akşehirliler toplanıp Nasreddin Hoca’’ya gitmişler.
- ’“Hoca efendi, biz gidip Timur Han’’a derdimizi anlatmaktan korkuyoruz. Ne olur, ne olmaz, yanlış bir şey söyleriz de başımıza iş açarız. Yarın sabah, bizimle beraber gel, sözcümüz ol, derdimizi anlatalım’” demişler.
Ertesi gün 20-30 kişi buluşmuşlar. Hoca önde, diğerleri arkasında yola koyulmuşlar. Kimseden çıt çıkmıyormuş. Nasreddin Hoca, Timur Han’’a söyleyeceklerini büyük bir dikkatle kafasında tasarlıyormuş. Timur Han’’ın otağına yaklaştığında, Nasreddin Hoca, peşinden gelenlere son talimatını vermek için arkasına bakmış ki; hiç kimse yok. Meğer, hepsi korkudan birer ikişer savuşmuşlar.
O sırada çadırının önüne çıkan Timur Han, Hoca’’yı görerek yanına çağırmış. Biraz hoşbeşten sonra Hoca’’ya sebeb-i ziyaretini sormuş.
- ’“Hünkar’’ım, Akşehirliler getirdiğiniz fili çok sevdiler. Hayvanın tek başına sıkıldığını görüyorlar. Bir de dişisini getirmenizi rica etmek için beni gönderdiler’” demiş Hoca.
Timur Han bu sözlerden hoşlanmış;
- ’“Akşehirlilere selam söyle. İsteklerini yerine getireceğim,’” demiş.
Hoca Akşehir’’e dönüşte heyecanla kendisini beklemekte olanlarla karşılaşınca;
- ’“Timur Han’’ın size selamlarını ve müjdelerini getirdim. Belanın dişisi de geliyor,’” demiş.
Yorumum: ’“Ayşe Yüreklitürk, Ankara’’ya gitmese halimiz nice olurdu’” diyenler şimdi yönetim kurulunun yenileneceğini öğrenince neden ’“Yeni listeye giremezsem’” kaygısıyla siyasi manevra yapıyorlar ancak yılların siyasetçisi Ömür Kabak bence bu tür oyunları yemez.
Teşkilat Nasıl Bir İl Başkanı İstiyor
AK Parti teşkilatları, Ömür Kabak’’ın yaşadığı bu süreçten hiç şüphesiz dersler çıkarttığını ve göreve devam etmesi durumunda görev anlayışı yenilenmiş bir İl Başkanıyla karşılaşacaklarını düşünüyor. Her ilçeden en az birkaç kişiye ’“Sizce İzmir’’de nasıl bir İl Başkanı başarılı olur’” diye sordum. Verilen sayfalar dolusu cevaplardan en çarpıcıları olanlarını aynen yazıyorum;
Nasıl bir İl Başkanı?
***Teşkilat içinde ayrım yapmayan, kimilerine öz kimilerine üvey evlat muamelesinden kaçınan’…
***Sezar’’ın hakkını Sezar’’a veren’…
***Ulaşılabilen bir İl Başkanı olmalı. Cep telefonunu şoförüne, sekreterine, çaycısına açtırmayan’…
***Konulara hem ’“Hakim’” hem de ’“Hekim’” olabilen’…
***Teşkilat içindeki kamplaşmaları çözebilen’…
***Eleştirilerinde yapıcı olan, lakaplar takarak insanları aşağılamayan (Masalcı Başkan)’…
***AK Parti’’nin tüzüğünü ve felsefesini kendine hayat felsefesi edinen’…
***Milletvekilleriyle kavgalı olmayan’…
***Lüks fildişi kuleler inşa etmeyen, makam aracı yerine vatandaşın içinde olan’…
***Kimsenin boyunduruğu altına girmeden kendi yönetimini kurabilen’…
***Sözünün arkasında duran’…
KIYIDA KÖŞEDE KALANLAR
***Geçen yazımda İlçe Danışma Meclislerinde milletvekillerine ulaşamamak nedeniyle yükselen seslere köşemde yer ayırmıştım. Ancak yiğidi öldürüp hakkını yememek gerekiyor. Hafta başında bir konuyla ilgili İzmir Milletvekili Erdal Kalkan’’ı aradım birkaç kez çaldıktan sonra saatin gece 23:30 olduğunu fark ettim ’“Rahatsız etmeyeyim’” düşüncesiyle kapattım. 30 saniye sonra Erdal Kalkan dönüş yaptı. Demek ki 23:30’’da bile isteyen ulaşabiliyormuş. Ayrıca dün Ömür Kabak’’ın durumuyla ilgili yeni bir gelişme olduğu istihbaratı gelince doğru bilgiye ulaşmak amacıyla konuya hakimliğini de göz önünde bulundurarak Tokat Milletvekili Zeyit Aslan’’ı aradım. Milletvekillerinin en yoğun saati olan öğleden sonra olmasına rağmen, Aslan geniş bir zaman ayırdı bana. Konuyla ilgili tüm sorularımı yanıtladı. Fırsat bulduğunda köşemi takip ettiğini de belirten Tokat Milletvekili Aslan’’la önceki yazılarımın satır araları konusunda bile konuştuk.
Benim görüşüm; AK Parti’’de her konuya duyarlı davranan milletvekilleri var yeter ki doğru kişiyi aramayı bilelim.
*** AK Parti’’nin üye sayısının en az olduğu Karşıyaka’’nın İlçe Başkanı Tuncay Bozkurt, hakkımda buyurmuşlar ’“Meyve veren ağaç taşlanır, O gazeteci muhatabım değil!’” İki gecedir gözüme uyku girmedi çok üzüldüm. Şu meyvelere birkaç taş daha atayım diye düşündüm. Sayın Bozkurt zatı şahaneleri aylardır neden İlçede Gençlik Kolları Başkanı olmadığını açıklayabilir mi?Gençlik Kolları Başkanıyla arasında nasıl bir sorun yaşadığını ya da ne durumla karşılaştığını anlatabilir mi acaba?Referandumda, İzmir’’in ilçeleri arasında referandumda en düşük evet oyu’’nun çıktığı Karşıyaka’’nın gözde Başkanı Bozkurt, Mavişehir’’de ve Bostanlı’’da kaç kadın üyesi olduğunu da eklerse sevinirim. Bunları açıklarsa meyvelerine bir daha taş atmayacağıma söz veriyorum. Ya da açıklama yapmasın yönetim kurulu toplantısında anlatsın zaten toplantı biter bitmez bana haberi geliyor.
***AK Parti Konak www.korkmahemserim.com domainini satın almış. Önümüzdeki günlerde bu adresten Konak Belediyesi’’ne yoğun muhalefet edileceği konuşuluyor.
***Kemalpaşa İlçe Başkanlığı konusunda geçtiğimiz hafta gündeme düşen ’“İstifa et ya da’…’” konusu ortalığı karıştırmıştı. Gelinen süreçte hiçbir gelişme yaşanmadı.
***AK Parti’’nin İlçe Başkanları içinde Ömür Kabak’’a en sert muhalif olarak bilinen Güzelbahçe ilçe Başkanı Kerim Çetin’’in bu süreçte sessiz kalması ve dost sohbetlerinde ’“Eleştirilerimizi ulu orta değil de toplantılarda kendi içimizde yapalım’” söylemleri parti içi muhalefet cephesinin güçlü bir ismi kaybettiğini gösteriyor.
*** Köşe yazmaya başladıktan sonra AK Parti’’de kapanan kapılar, verilemeyen randevular nedeniyle üzülmekten(!) bitap düştüm. Hatta geçmişte sevdiğim ancak İl Binası’’na girip giremeyeceğim konusundaki yorumlarını ve talimatlarını duyduktan sonra acıdığım Güneydoğu kökenli bir hemşehrim nedeniyle üzgünlüğüm hat safhada.