AK Parti teşkilatı, pazar günü İl Danışma Toplantısı ve bayramlaşma için bir araya gelecek.’¶ Hazırlıklar tüm hızıyla devam ederken, toplantının bu kez öncekilere göre hem daha kalabalık hem de daha hareketli olması bekleniyor. Zira haftalardan beri devam eden ve teşkilat üzerinde demoralizasyon yaratan İl Başkanlığı Koltuğundaki belirsizlik ile ilgili herkes merak içinde. Gün içinde teşkilatta herkes birbirini arayıp durumla ilgili bilgi almaya çalışıyor. "Var mı bir haber" parolasıyla açılan telefonlarda teoriler üretiliyor. İşte tam da bu süreçte yapılan danışma meclisi toplantısı hiç şüphesiz çok sayıda kulaktan kulağa fısıltıların yayılacağı bir ortama dönüşecek. Öte yandan toplantıdan beklentilerini sorduğum çok sayıda AK Partili ’“Ömür beyin yaşanan süreçle ilgili üzerine düşen sorumluluğu alarak teşkilata bilgi vereceği’” konusunda beklenti içerisinde. Toplantının böylesine kalabalık ve beklentilerle dolu bir süreçte yapılacak olması nedeniyle Ömür Kabak ve ekibi de ince eleyip sık dokumaya başlamış bile. Her hangi bir sorun çıkmaması için sıkı tedbirler kararlaştırılmış durumda. Kimlere konuşma verileceği, kimlere verilmeyeceği, kimin kaç dakika konuşacağı, konuşmanın içeriğinin ne olacağı tek tek teftiş ediliyor. Geçmiş İl Danışmalarda teşkilatın önde gelenlerinin aniden söz alarak yaptıkları eleştirilerden çıkarılan dersler bu toplantı için yol haritası oldu. Bayındır Belediye Başkanı Mehmet Kertiş, İl Yönetim Kurulu Üyesi Halil Polat gibi isimlerle Ömür Kabak arasında daha önceki toplantılarda yaşanan polemiğin bu danışmada yaşanmaması için konuşmacıların tamamıyla önceden tek tek görüşülüyor. Tüm bu çalışmalar sürecin nasıl bıçak sırtında olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Ömür Kabak'ın önceki gün İzmir'in tecrübeli gazeteci (benim en büyük idollerimden) Emine Kantarcı'ya verdiği demeçler takıldı gözüme. (Ömür Bey bana randevu vermediği için kıskanarak okudum röportajı) Mesleğe ilk adım attığım Haber Ekspres Gazetesi'nde yer alan tam sayfa röportajın öyle can alıcı bir noktası vardı ki neredeyse şimdiye kadar yapılan söyleşilerin hepsinden farklıydı. Kantarcı her zaman ki maharetini konuşturmuş ve belki de Ömür Kabak'ın bu kadar samimi cevaplar verdiği tek röportaj çıkmış ortaya.
Yaşanan hassas süreç nedeniyle bir çok gazetecinin Ömür Kabak’’a telefonla bile ulaşamadığı bir ortamda röportajın satır başlarına değinmek istiyorum.
İlk gözüme takılan paragrafı aynen aktarıyorum:
"İzmir'de 1. parti olmamamız başta İl Başkanı olarak ben olmak üzere il ve ilçe teşkilatlarımızın suçu. Elbette demokratik seçimlerde partiler, 1. parti de 2. parti de olabilir. Ama parti ilkeleri, hükümet icraatları, Başbakanımızın fedakarlığı ve İzmir sevgisini biz gerektiği gibi anlatamıyoruz. Bizlerin daha çok özenle çalışması gerekli"
Ömür Kabak bu açıklama ile AK Parti İzmir teşkilatında genel alışkanlık olan "Benden öncekiler anlatmadı, benim suçum yok. Öncekiler şöyleydi, onlar böyleydi" söylemini terk etmiş ve oturduğu makamın sorumluluğunu taşıyabilen bir İl Başkanı gibi kelime oyunu yapmadan, samimiyetle yanıt vermiştir. Bu samimiyeti tüm kalbimle ayakta alkışlarım.
Diğer bir paragrafta ise görevden alınma konusuyla ilgili ilginç bir söylemde bulunuyor: ’“Benim asıl güvencem Başbakan ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Erdem’’dir. Genel Merkezin beni desteklediğini biliyorum’”
Kanaatimce Ömür Kabak soruyu yanıtlarken bir önceki paragrafta gösterdiği samimiyetten uzaklaşıp, durumu kurtarmaya yönelik alışılagelmiş manevralar yapıyor. İlk olarak söylemeliyim ki; bir siyasetçinin güvence olarak kendine referans göstermesi gereken tek makam ’“halk’” olmalıdır. Başbakan Erdoğan’’ın söylemleri iyi incelenirse, AK Parti’’nin gücünü halktan aldığı vurgulanmaktadır. Bunu ’“Partimizi halk kurdu, biz tabelalarını astık’” söylemiyle çok güzel özetlemiştir. Ömür Kabak, gücünü halkından alan, teşkilatından alan, seçmeninden alan bir İl başkanı olduğuna inanabilseydi çok daha başarılı olurdu.
Öte yandan AK Parti Genel Merkezinin kendi İl Başkanını desteklemesi son derece doğal bir durumdur. Ancak Ömür Bey bu açıklamayı yaparken küçük bir ayrıntıyı unutmuş. Koordinatör milletvekillerinin İzmir’’de yaptıkları çalışma sonucunda hazırlanan raporların ardından şuana kadar hiçbir Genel Merkez yetkilisi çıkıp da ’“Ömür Kabak bugüne kadar yaptığı çalışmalarda son derece yerinde adımlar atmıştır. Referandumdan önce evet oylarının düşük çıkması halinde istifa edeceğini açıklaması ve sonuca rağmen istifa etmemesi gayet normal bir durumdur’” şeklinde açıklama yapmadı.
Ömür Kabak, koordinatör milletvekillerinin raporlarının sonuçlarının henüz niçin açıklanmadığı konusunda ne düşünüyor acaba?
Türkiye Cumhuriyeti’’nin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’’ü ölümünün 72. yılında saygı ve özlemle anıyorum.
"Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız." MUSTAFA KEMAL ATATÜRK