Bu bayramda bu oldu şu oldu, şunları yaşadım gibi notlarım yok, çünkü bol bol dinlendim…
5 ağustos kararlarının bende yarattığı etki ve sıkıntıyı, bayram boyunca internetten televizyondan gazetelerden uzak durarak atmaya çalıştım…
Uzak durabildiğim kadarıyla tabii…
* * * *
5 Ağustos kararları…
Bir terörist düşünün ki adam genelkurmay başkanı olsun… Ülkenin başbakanlığı, MİT'i, askeri ve polis istihbaratı hatta Polat Alemdar bile bu adamın terörist olduğunu anlamasın… Şimdi müebbetle yargılanan bu terörist ülkenin kara, deniz, hava, jandarma bütün askeri gücüne komutanlık yapsın görev süresi boyunca…
Sayın haşmetli devletim… Madem bu adam teröristti, sen bu milletin evlatlarını teröristin emrine nasıl asker yaparsın… 15 ay Güneydoğu dağlarında gezen benim canım ciğerim oğlum da dahil…
Sayın haşmetli devletim… Madem bu adam teröristti, sen bu milletin evlatlarını teröristin emrine nasıl asker yaparsın… 15 ay Güneydoğu dağlarında gezen benim canım ciğerim oğlum da dahil…
Başbakan çıkmış ''Bizler darbeye karşıyız' diyor…
Sayın başbakan, emin olun ki Afrika'da günde üç defa darbe yapan Ruandalı çavuş da darbeye karşıdır… Yani sizin darbeye karşı olmanız neyi ifade ediyor ki…
Asker ya da birileri akşama kadar darbe planları mı yapıyor sizce? Akşama kadar bize kötülük düşünen asker denen bu adamları kışlalarda niye besliyoruz o zaman…
Sizler bırakın darbeye karşı olmayı da, darbeler neden oluyor diye kafa yormaya bakın…
Ortada var olan bir suç yokken, hükümet devrilmemişken, yargılananlar adam öldürmemiş, tecavüz etmemiş, vatan topraklarını, vatandaş bilgilerini satmamışken…
Bir süne zararlısı ile savaşma taktiği, bir yok etme isteği…
Olmayan olayları büyütmek, o olaylarla savaşmak taktik olsa gerek…
Mesela iki arada bir derede takır-takır bazı kanunları geçirmek, Apo'ya özgürlük tanımak gibi hesapların peşinde olmak gibi…
Yandı koca ülkenin devreleri, yemin ediyorum yandı… Böyle ucuz tiyatro görülmedi…
Neyse… Aklıma geldikçe benim devreler de yanıyor…
* * * *
Bülent Arınç tarafından rakıdan mütevellit veto yiyen 'Vardar Ovası' türkümüz var artık… Vetoyu duyduğumda sayın Arınç'a 'Manda yuva yapmış söğüt dalına yavrusunu sinek kapmış gördün mü' türküsünü ikram edesim geldi… Çünkü mantık ve uygulama şekline bakılınca pek güzel uydu…
Gül ve geç durumları gibi görmek istesem de altından illaki bir şeyler çıkıyor…
Yazıya başlamadan önce okudum, içki ve içki şişeleri üzerindeki etiketlerle ilgili yeni kararlar alınmış…
Şimdi; kimse çıkıp da alkol pek yararlıdır demez, geçelim onu bir kere…
Ama bana göre alkol kişiyi esir almadıkça zararlı da değildir… Hatta bu durumda yararı zararından fazladır… Mesela insan psikolojisine yararı gibi… Bknz, insanların rakı sofralarındaki sohbetlerine… İnsanın kuşandığı zırhlardan arındığı kaç ortam vardır ki…
İşsizlik, yoksulluk ve de sorunlarla boğuşan birine, bir dost sofrasındaki iki tek rakı ve muhabbet bilmem kaç seans terapiye bedeldir…
Zaten Türkiye Cumhuriyeti'nde içki ile savaşmak, hükümetin en son görevi olmalı… Çünkü, işin 'Günah' bölümünü geçtikten sonra (bu kişinin kendi tercihidir) geriye içki tüketimi ile ilgili veriler kalıyor. Bu verilere göre de Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde içki tüketim oranı, hani ille de onlardaki gibi olalım, buralarda böyle biz de aynısını yapalım diye ısrarla hep örnek gösterilen ülkelere nazaran öyle düşük ki…
Evet, Türkiye Cumhuriyeti'nin alkol ile savaşma gibi asli bir sorunu yok… Zira, öyle bir sorun da yok... Olmayan bir sorunu büyütmek ve bu sorunla savaşmaya çalışmak da, ya göz boyamaktır ya da farklı bir amaç taşımaktadır… İki iki daha dört…
Hem rakı masasında şakayla karışık ''kazanamadım rakı parası'' denebilir ama olayın özü sıla parasıdır, kültürümüzü de doğru öğrenelim bir zahmet…
* * * *
Yerel seçim havası da geldi çattı, kim aday olacak ya da kimler aday gösterilmeyecek tahminleri ortalıkta gezmeye başladı bile…
Öncelikle bütün telaş mevcut belediye başkanları koltuklarını koruyabilecekler mi, yeni dönem vizesi alabilecekler mi, üzerine
4 yıldan bu yana varlığı ile yokluğu belli olmayan belediye başkanlarımız, yavaş yavaş boy göstermeye başladılar… Kentin her köşesinde hummalı bir çalışma…
Bizdeki çalışma anlayışı, yeniden seçilme üzerine kurulduğu için, hizmet almanın dönemi seçim dönemleri oluyor maalesef…
Anlayış belli, önce çevreyi allayıp pullayacaksın, sonra seçmenin gözünü boyayacaksın… Bunlar tamamsa, seni aday göstereceklerin de gözünü boyamış olacaksın… Becerebildiysen al sana 5 yıl daha koltuk, yaya yaya otur…
* * * *
Tüm uyarılara rağmen bayramın trafik faturası, kaza bilançosu ne yazık ki yine ağır oldu… 4 günlük bayramda 2191 kaza meydana geldi… 86 kişi yaşamını yitirirken, 4171 kişi yaralandı…
Kadın cinayetleri de bayramda dur durak bilmedi… Sadece 4 günlük bayramda 12 kadın eşleri tarafından öldürüldü…
Daha söylenecek, yazılacak çok şey var da… Benim artık nefesim kesildi…
Ve çok üzgünüm…
Aslında bu gemi gitmiyor ama, sanki gidiyormuş gibi gösteriliyor ya ona yanıyorum…