İnsanlık sahnesinde yer aldığından bu yana; kurduğu devlet ve imparatorlukların yanı sıra, zengin kültür ve medeniyetiyle de vitrinde yerini alan büyük Türk milletinin en muhteşem ve en önemli eserlerinden biri de bağrından çıkardığı Mustafa Kemal Atatürk'tür.
İnsanlık tarihi kadar eski olan lider, devlet adamı ve önderlik sıfatlarını, Mustafa Kemal kadar yakın ve dopdolu taşıyan çok nadirdir.
Tanrı'nın vazifelendirdiği çok özel ve mübarek insanlar olan Peygamberlerin dışında, Dünyaya ait her ne varsa ilgi ve başarı alanında olan Atatürk gibi bir dehaya sahip olmak çoğu millete nasip olmamıştır.
Öyle ki, bugün, 3. Bin yılı yaşadığımız 2012'lerin birçok imkana sahip Türkiye'si bile, Onun idealleri olan hepimizin Türkiye'sine ulaşabilmiş değildir.
'Fikren, ilmen, gennen kuvvetli, erdemli ve yüksek karakterli, bilimden güç alan, fikir eğitimleriyle olduğu gibi beden eğitimiyle de yeteneklerini geliştirmiş, güzel sanatları seven, yorulmak bilmez derecede çalışkan bir gençlik yetiştirmek…' diyerek hedefi ortaya koyan Atatürk'ün Türkiye'sindeki manzara gözler önündedir.
Kendilerini adeta kutsayarak fildişi kulelerden ahkam kesen siyasetçi, devlet adamı ve önderlik iddiasındaki milyonlar arasındaki yıldız gibi parlayan Mustafa Kemal'i anlayabilmenin özünü de sadece kendine özgü değerler oluşturur.
O değerlerden birini teşkil eden gençliğe bakışı ve genç nesiller üzerindeki hassasiyetleri, çağdaş Dünya'daki siyaset bilimcileri ile toplum mühendislerini de şaşırtmaktadır.
Düşünelim ki, bir lider… Yıllar yılı süren savaşların ardından bitkin ve yorgun düşmüş halkına, çaresizliklere rağmen umut ve heyecanı aşılayıp gelecek vaat ediyor.
Bunu da başarıyor.
Çarıktan pabuca, kırk yamalı pantolondan elbiseye, kuru ekmekten sıcak çorbalı sofralara geçilen ülkede sanayi hamlesini de mucizeleştiriyor.
Çöken imparatorluktan çıkardığı genç Türkiye Cumhuriyetini, çağdaş Dünya'nın katılımcı demokrasi nutukları atan sahte bilgilere inat hala parmak ısırtırcasına ve dudak uçuklatırcasına gençliğe emanet ediyor.
'Ey yükselen yeni nesil!... Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yükselterek yaşatacak olan sizsiniz…'parolasıyla, vatanın ümit ve geleceğini şekillendiriyor.
Bu sebepledir ki, Gençliğe hitabesi, Mustafa Kemal'in en muhteşem söylemlerinden biri olarak Dünya siyasetindeki başyapıtların arasında yer alır. Hedef ve sorumlulukları kadar, kültürel zenginliği ve edebî şaheserliğiyle de gönüllere taht kurar.
Böyle bir gençlik; arzu edildiği kadar olmasa da, çok şükür ki, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde şu muazzez ve mübarek vatan topraklarının koynunda ve bağrında nesilden nesile gururla akıp gitmektedir.
'Her şey sizin, vatan da sizin şeref de sizin' diyen atalarının şeref çizgisindeki Türk gençliği, Ege'den Ardahan Iğdır'a, Karadeniz'den Akdeniz'e kadar emaneti korumak ve kollamaktaki kararlılığını sergilemektedir.
Biliyoruz ki, bütün Mustafa Kemal'ler sadece 20 yaşındadır ve yüreği-gönlü-beyni ile gençtir.
Ben bunu, doğup büyüdüğüm Ege'nin Uşak, İzmir ve Aydın'ın da yaşadığım, İstanbul ve Ankara'da, doyumsuz şekilde karış karış gezdiğim, Karadeniz ve Akdeniz'de başımı gururla kaldırıp kucaklaştığım, Orta ve Doğu Anadolu'da 72 milyonla birlikte olup yüreklerimize sonsuz sevgiyle koyduğumuz Güneydoğumuzdaki aydın ve çağdaş kuşaklar içinde hep görüyorum.
Hiç umutsuz olmayalım!
O gençlik, bu gençliktir.
Sanmayın, eksiği var!
Hayır!
Bu gençliğin muhtaç olduğu kudret de damarlarındaki asil kanda olduğuna göre, olağanüstü şartlarda aranan kan hepimizin içindeki olacaktır.
Şüphemiz var mı?