Anayasa Madde 129;
Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler. ’¶
Bu Anayasa maddesi, bir ’“HUKUK DEVLET’’İNDE’” kamu çalışanlarının mutlaka uyması gereken bir Anayasa emridir. Bu anayasa emrine uymayan kamu görevlileri anayasayı ihlal suçu işlemiş olurlar.
Peki, vatandaşlar olarak niçin biz, bazı kamu çalışanlarının bu anayasa emrine uygun hareket ettiklerine inanamıyoruz?Bizi böyle düşünmeye zorlayan olaylar nedir?Örneğin, AKP iktidara geldikten sonra, Emniyet Teşkilatının uygulamalarına neden yüzde yüz güvenle bakamıyoruz?Bu güvensizliği ortadan kaldırmak kimlerin görevidir?
Kimse bana AKP Hükümetinin görevidir demesin. Bu karışıklığın, kargaşanın, güvensizliğin birinci derece sorumlusu AKP Hükümetidir. Düşünebiliyor musunuz şu an ülkeyi, Anayasa Mahkemesi tarafından ’“ Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu’” gerekçesi ile mahkûm edilmiş ’“SABIKALI’” bir Hükümet yönetiyor. Kargaşanın sebebinden çözüm beklemek, akıllı insan işi değildir. O zaman görev kurumun başındaki ’“ Devlet Görevlisine’” düşüyor. Bilinen gerçekleri tekrar etmekte fayda var. Siyasiler gelip geçicidir. Memurlar ve Kamu görevlileri, siyasi iktidara yaranmak, yerlerini korumak, yükselmek için, siyasilerden gelen kanunsuz istek ve emirlere uyarlarsa, ilk iktidar değişikliğinde bunun hesabını çok acı şekilde verirler. Yakın geçmişimizde bunun yüzlerce örneğini saymak mümkündür.
Kendisiyle, Bakan- Vali olarak beraber devlet görevi yaptığımız Sn. Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kaan Köksal’’a seslenmek isterim; Başında bulunduğunuz Emniyet Teşkilatı ülkenin gözbebeğidir. Güvenliğimizi emanet ettiğimiz en hassas kurumlarımızdandır. Şu an yönettiğiniz kurumun ’“güvenilirlik’” anketlerinde dibe vurduğunu biliyor musunuz?
3 Genel Müdür Yardımcınızın, çirkin olaylarla suçlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?Bu konudaki gerçekleri niçin kamuoyu ile paylaşmıyorsunuz?Bugün çok sayıda insan ’“Polis bana bir tuzak kurar mı?’” diye korkmaktadır.
Kurumunuzun en önemli birimlerinden bazılarının, Amerika’’da yaşamayı, öz vatanına tercih eden, CIA’’nin konuğu Fethullah Gülen tarikatının üyesi olmasını ve onun emirleriyle hareket etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?Devlet ve TSK düşmanı öğretim üyelerinin Polis Akademisinde çalışmasına nasıl izin verebiliyorsunuz?Sakın böyle bir olay yok demeyin, bizzat Polis Akademisi Öğretim üyeleri bunları doğruluyor.
Sayın Genel Müdür, Atatürk’’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine hizmet’’te ’“ŞEREFLE’” geçen bir ömür yaşadınız, bu hizmet dönemini de lütfen böyle kapatın. Siz çok az insana nasip olacak bir yerde, T.C Devletinin Emniyet Genel Müdürlüğü Makamındasınız. Size maaşınızı bu aziz millet veriyor. Anayasa’’dan aldığınız yetkileri kullanıyorsunuz.
Yönettiğiniz kurumda; Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti ilkelerine inanmayan, Atatürk’’e küfreden, taşıdığı üniformayı tarikatın emrine veren ’“kiralık kafaları’”, Anayasal göreviniz olduğu için temizleyin. Emniyet Teşkilatımızı yeniden, TSK gibi, güvenilir kurumların yanına getirin. Size olan saygımızı korumak istiyoruz.
Anayasa Madde 138;
Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa’’ya kanuna ve hukuka uygun olarak ve vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
HİÇBİR ORGAN, MAKAM, MERCİ veya KİŞİ, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Bu da bir Anayasa emridir ve herkes uymak zorundadır. Peki, şu an yaşanan gerçek nedir?Ali Dibo’’nun mucidi Adalet Bakanı, Teftiş Kurulu vasıtasıyla Polise, Büyükşehir Başsavcılarını dinlettiriyor. Daha fecisi Yargıtay’’ı dinlettiriyor. Yüksek Yargı Başkanları her biri ’“tokat’” gibi beyanatlar veriyor. AKP Hükümetinin dinlediği yok. Neden dinlesin ki, onlar zaten böyle olmasını istiyorlar. Bütün bunlar yetmedi, başımıza bir de Cemil Çiçek çıktı.
Erzincan Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner; İsmailağa Cemaati ve F.Gülen Tarikatı ile ilgili bir soruşturma başlatır ve Başbakan’’ın bazı yakınlarına kadar uzanan soruşturma sonucu tutuklamalar olur. Türkiye’’nin Hukuk Devleti olduğunu unutup, ’“Çadır Devleti’” olduğunu zanneden Cemil Çiçek, Sayın Savcıyı arar ve tutuklananların serbest bırakılmasını ister! Erzincan Savcısı kutsal mesleğinin ona yüklediği görev bilinciyle muhteşem bir davranışla bu talebi reddeder ve zabıt altına aldırır. Adalet Bakanlığının üst düzey bürokratları bu Anayasa suçunu göremezler. Bazıları korkutulmuştur, bazıları da aynen Cemil Çiçek gibi davranmışlardır. Bu Anayasa ihlallerine kim dur diyecektir?Sayın Başbakan, Cumhurbaşkanı olabilmenin hesapları içinde, Sayın Cumhurbaşkanını, formalite görevlerin dışında, Devlet işlerine karıştırmamaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı ise bu baskıya karşı koyamayacak gibi davranmaktadır.
O zaman görev HÂKİMLER ve SAVCILAR YÜKSEK KURULU’’nun seçilmiş üyelerine ve Yüksek Yargı Başkanlarına düşmektedir. Lütfen bir araya gelin ve kamuoyunu aydınlatın.
Ülkemiz çok zor günlerden geçiyor. Belediye otobüslerine Molotof kokteyli atıp, insanları cayır cayır yakan canilerin siyasi temsilcileri Devlete kafa tutuyorlar, ihanet dolu fikirlerini yüksek sesle, küfürle söylüyorlar, ülkeyi parçalamak istiyorlar.
İnsanları domuz bağıyla bağladıktan sonra, kafalarını kesip, gömen ve üzerine beton atıp, o betonda namaz kılan ’“derviş memed’” heveslileri yobazlar, tarikat artıkları, Laik Cumhuriyetin damarlarını teker teker kesecekler, sadaka hırsızlığı ile kurdukları basın organlarında her gün Ordumuza, Atatürk’’e küfredecekler ve ülkeyi parçalamak isteyecekler, bizler susacağız.
Vatan sevgisi bu mudur?Atatürk’’e ve Laik Cumhuriyete bağlılık bu mudur?Susup oturalım, göz göre göre, Vatanımızın parçalanmasına seyirci kalalım diye mi yetişti bu nesiller?Elbette ki hayır.
Yapılacak şey, Devletimizin ve kurumlarımızın yanında dimdik durmalıyız. Gördüğümüz yanlışları, ihanetleri başta yargı kurumlarına, resmi kurumlara iletip, kayıt altına aldıracağız. Bugün çözemezsek yarın nasılsa hesabı sorulacaktır. Ayrıca ulaşabildiğimiz kadar insanımıza gerçekleri anlatacağız. Bu, Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devletini ve Atatürk Devrimlerini koruyacak, Sivil bir Halk Hareketi olmalıdır. Özellikle, ülkemizin her bölgesinde yaşayan dar gelirli ve tertemiz duygularıyla inanmış gerçek dindarları, ’“Seccade Tacirlerinden’” ve ’“ Uyuşturucu Baronları Bölücülerden’” kurtarmalıyız. Bu iki, sapık ve karanlık anlayışa kaptıracak, bir tek vatandaşımız yoktur. Moralimizi yüksek tutacağız. Herkes düştüğü yerden kalkar. Seçimlerde bu cahil cühela takımına oy verenler yüzünden, seçim sandığında düştük. Çok yakın zamanda sandık gelecek ve Millet düştüğü yerden kalkacaktır. Sonra da bağımsız yargıda hesap dönemi başlayacak. Çoğu gitti, azı kaldı. Ha gayret.