Havada uçuşan sandalyeler, platformdan zıplayan il başkanları, kavgalar, küfürler, hakaret ve tehditler ışığında geçen kongre ve delege seçimlerine alışığız. Bazen adayların bile salona giremediği bu sözde 'demokratik' seçimler belli bir kesimi memnun edip tatmin etse bile çoğu insan için yarınlarımız adına acı vericidir. Kimi zaman bir bisküvi kutusu kimi zaman da bir ayakkabı kutusunun seçim sandığı olarak karşımıza çıktığı bu adı 'seçim' ama aslı büyük bir 'komedi' olan organizasyonların bizi götürdüğü yer ne yazık ki pek de parlak değildir.
Hangi parti olursa olsun; nüfusu 100.000'den fazla olan çoğu yerde kayıtlı üye sayısının 3-4 bin civarında olduğu ve bunun ancak 500'ünün aktif siyasetle uğraştığı düşünülürse delege seçimlerinin bir komedi havasında geçmesi pek de beklenmedik bir durum değil. Aslına bakarsanız çoğu üye; 'delege ne zaman, nasıl ve en önemlisi neden seçilir' maalesef bilmiyor. Çünkü onun için bunları bilen birileri muhakkak vardır. Ve o biri lazım olduklarında onlara ne yapmaları, nasıl davranmaları gerektiğini muhakkak anlatacaktır. O birilerine 'delege ağası' denir. Partinin nimetlerinden faydalanıp kaymağını yiyerek doymak bilmeyen bu ağalar için üyeler seçimden seçime hatırlanır. Çok dikleşen üye çıkarsa da delege yapılmadığı gibi delege seçimlerine de çağırılmayıverir.
Bu yüzden kulağa ve akla hoş gelen 'ön seçim' ve 'çarşaf liste' gibi söylemler zaman zaman kitleleri heyecanlandırmak için liderlerin başvurduğu en etkili yöntemlerden biridir. Yakın zamanda beklenmedik bir şekilde genel başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da CHP içindeki aktif yapıya kendini bir anda kabul ettirmesinin en büyük sebebi de parti içi demokrasi yolunda vaad ettiği 'ön seçim' ve 'çarşaf liste' olmuştur. Kemal Kılıçdaroğlu'nun vaad ettiği çarşaf liste çarşafa dolanmış ve bazı yerlerde göstermelik yapılan ön seçimlerle de ancak üyelerin gözü boyanmıştır. Tüzüğü değiştirme gayretinde olan Sn. Kılıçdaroğlu bana göre tüzüğü değil kafayı değiştirmelidir. Çünkü mevcut tüzük bile kendisine çarşaf liste ve ön seçim hakkı tanırken ne yazık ki buna rağbet edilmemiştir. Neyse konumuz CHP ya da Kılıçdaroğlu değil! Bu yüzden herkesin bildiği bu mesele üzerinde de daha fazla durmak istemiyorum.
CHP'nin İzmir'de yaşadığı gerek örgütsel gerekse yerel yönetimler anlamındaki sıkıntılara Ertuğrul Günay ve Binali Yıldırım gibi iki önemli ismin aktif çalışmaları da eklenince Ak Parti için İzmir'in hayal olmaktan çıktığı yazılıp, söylendi. Kimi tek kale dedi bu maç için, kimi çift kale… Bense kale boş dedim. Ne yazık ki hala da dolu sayılmaz.
Yapmadıkları üç aylık tatili öğretmenlerin başına kakan bir bakanın hedeflediği eğitim politikaları, uzayıp giden davaların önüne geçmek için göstermelik alınan önlemler, doktorlarla hastaları karşı karşıya getiren sözüm ona sağlık reformları (!), elektrik, doğalgaz zammı derken AK Parti şimdi de ileri demokrasi sınavından geçiyor. CHP'de yaşanan parti içi çekişmeler yüzünden bunalan İzmir tam Ak Parti için sinyal yakmıştı ki beklenmedik bir gelişme oldu. Henüz daha AK Parti'li Bayraklı Belediye Meclisi Üyesi İpek Özgür'ün delege seçimlerinde üstünlük gösterme gayretine yönelik 'adam dövdürtme iddiası' zihinlerden silinmemişti ki bu kez silahların gölgesinde bir delege seçimi haberi ortalığı fena salladı. Ak Parti Bayraklı İlçe Başkan Yardımcısı Feridun Kılıç'ın delege seçimleri sırasında yaşanan arbede esnasında silahına davranarak havaya ateş açması Ak Parti'yi İzmir'de zora sokacağa benziyor. Eee İzmir bu; almak o kadar da kolay değil! Bakın CHP'ye her gün ne fırtınalar kopuyor. Darısı Ak Parti'nin başına…
İzmir'e hoş geldin Ak Parti! Ak Parti İzmir'e hoş geldi!