CHP'li Anayasa ve Adalet Komisyonu'na üye milletvekilleri, yayımladıkları bildiri ile Anayasa Mahkemesi'nin yeniden yapılandırılmasını ve Yargıtay ile Danıştay'a yeni daireler kurulmasını öngören yasa tasarılarını Hitler dönemi Nazi Almanya'sındaki gelişmelere benzeterek, toplumun bütün kesimlerini direnişe çağırdı.
"Bu tasarılarla AKP yüksek yargıya hakim olacaktır. Endişeliyiz. Toplumu bu konuda dikkatli olmaya davet ediyoruz" diyorlar.
Belli ki vekiller oldukça tedirgin! İktidarın yargıyı etkileyeceğinden, hatta ele geçireceğinden kaygı duymaktalar.
Bildiri yayımlayan vekiller, ülkenin Hitler dönemi faşizmine doğru gittiğinden kaygı mı duyuyorlar yoksa her zamanki gibi iktidarın ak dediğine kara mı diyorlar?
Bence bildik, bilindik klasik CHP tavrı’…
Gerçekten böyle bir kaygı taşıyor olsalardı, derin devletin duvara tosladığı Şemdinli’’de hukukun yanında olurlardı. Şemdinli’’de yaşananlar az şey miydi?Yakın tarihte Güneydoğu’’da yaşananların belki de kriptosu halkın ele geçirdiği aracın bagajındaydı. Yaşananlar hiçe sayılmakla kalmadı bizzat CHP Genel Başkanı tarafından savunuldu.
Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt’’ın ’“Tanırım, iyi çocuktur’” diyerek yaptığı açıklama, yargıyı etkilemeye çalışmak değil miydi?
Vekillerin dertleri hukukun etkilerden uzak ve tarafsız kalması olsaydı, kuvvet komutanlarının etkileme girişimine, savcıların meslek hayatlarının bitirilmesine karşı da hareket başlatırlardı. Söz konusu asker olunca HSYK’’nın, savcıların meslek hayatlarını bitirmesi de ilk değil üstelik’… Hatırlatırım, Sacit Kayasu’’nun 12 Eylül cuntacılarına iddianame düzenleyerek dava açma teşebbüsü mesleğinin sonu olmuştu.
Şemdinli’’de vardılar ama yargı tarafında değillerdi. Van Savcılığı'nın Şemdinli olaylarıyla ilgili hazırladığı iddianameye şiddetle muhalefet etme ile meşguldüler. Anayasa oylamasında çıkan ’‘evet’’ oylarının oranında Şemdinli’’de yaşananların hiç mi payı yok? Yok diyen kendini kandırır’…
CHP’’nin o dönemdeki Genel Başkanı Deniz Baykal, hazırlanan iddianamede Büyükanıt’’ın suçlanmasını Türk Silahlı Kuvvetleri’’ne karşı ’‘darbe girişimi’’ ve yargının bu girişime ’‘alet edilmesi’’ olarak değerlendirmişti. Muhalefetin şiddetine bakar mısınız?Halkın on yılda bir yapılan askeri darbelerden sıkıldığı kimsenin aklına gelmez mi?’“Yönetimde artık sivil irade etkin olmalı’” diyenler suçlu mu sayılmalı?
CHP Genel Başkanı’’nın ’‘darbe girişimi’’ olarak tanımladığı, Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın hazırladığı iddianameye ucundan göz atalım;
"Şemdinli olayları sırasında ilçe merkezinde görevli olduğunu öne süren Jandarma Personelinin üstlerinden emir almış olduklarını öne sürseler dahi emri verenin kanunlara aykırı davrandığı ortaya çıkmaktadır’…
Vatandaşlara karşı keyfi uygulamalara engel olmak için idarecilerin uymaları gereken kurallar ve etik kaideler hukuk sistemi içerisinde vazedilmiştir. Buna rağmen bazı memurların devletin kendilerine tanıdığı yetki ve imkanları kullanarak menfaat temin etme arayışı içerisine girmeleri her demokratik sistemde görülür. Hatta bu tür şahıslar kendi faaliyetlerini haklı kılan ideolojiler de üreterek şebekeleşebilirler. Böylesi yapılar genelde çatışmalı dönemin ürünüdür. Zaten insanlık tarihine bakıldığında ideolojilerin çatışmalı dönemde ortaya çıktığı görülmektedir.
Çatışmanın toz dumanı içerisinde ise çoğu zaman masum kavramlar anlamını yitirir. Kaos içerisinde kandan ve gözyaşından şahsi çıkar temin etmek arayışında olanların ortaya çıktığı görülür. Maalesef bu fırsatçı kişiler veya zihniyet ideoloji ile örgütledikleri şahsi menfaatlerini garanti altına almanın yolunu her dönem bulmuşlardır.
Terör örgütü PKK ile mücadelede terör örgütlerinin yapmış olduğu eylemlerin bir benzeri kamu görevlileri tarafından yapılmış. Türkiye geçmişten beri çokça sözü edilen ve bir dönem Susurluk; bugün ise Şemdinli olayları ile yeniden üzerine konuşulan bir gizli yapılanmanın varlığını tartışmaktadır.’”’…..
İddianamede; hukuk ve insan hakları ön planda tutularak, savaşın kirli izleri mi takip edilmeye çalışılmış, Türk Silahlı Kuvvetleri’’ne karşı ’‘darbe girişimi’’ ve yargının bu girişime ’‘alet edilmesi’’ mi?
Karar sizin’…
İktidarın yargıyı ele geçirme girişimi, ülkenin Hitler dönemi faşizmine doğru gitmesi oluyorsa, kuvvet komutanlarının yargıyı etkileme çabaları, evrensel hukuk kuralları çevresinde hareket mi oluyor?
Bu arada, CHP halkı direniş için sokağa dökülmeye çağırıyormuş. İddia ediyorum CHP’’nin sokağa dökeceği ancak kendi sempatizanları olacaktır. Onu da tam mevcut başaramayacaktır.
Halep oradaysa arşın burada’… Yaşayıp göreceğiz.