Özellikle de son 11 yıldır, bu filmi defalarca izledik ve de görünen o ki, bundan böyle daha kötülerini izleyeceğiz…
Ethem Sarısülük'ü vuran polis memuru hakkında tutuksuz yargılama kararı alınması, kelime ve sözlerin adalet ve vicdanla birlikte el ele kolkola bu diyarı terk ettiğini iyice göstermiştir…
Generallerin, hatta emekli genel kurmay başkanının ve dahi gazetecilerin tutuklu yargılandığı bu ülkede, polis memuru tutuksuz yargılanacak… Gerekçe ne: Nefs-i müdafaa…
Peki, polis tarafından sorgusuz sualsiz acımasızca tekme tokat dövülen, saçlarından yerlerde sürüklenen vatandaşların da nefs-i müdafaa hakları var mı acaba?
Sağ olsun sosyal medya…
Gezi Parkı eylemlerinin ilk gününden itibaren oturan insanlara tekme atanını gördüm, eli sopalılara müdahale etmeyi bırak kortej şeklinde eşlik edenini gördüm, evleri nişan alıp gaz bombası attıklarını, ya da evleri basıp hukuksuzca o evlere sığınan insanları gözaltına aldıklarını, vs. vs. gördüm… Liste uzar gider…
Hepimizin de bir şekilde twitter'da ya da facebook'da okuduğumuz gördüğümüz şeyler bunlar…
Ama benim tüm bunları yapanların ceza alacağına dair ufak da olsa bir umudum vardı… Zaten normal şartlarda da olması gereken buydu ama sistemin nasıl işlediğini de bildiğim için beklentimi düşük tuttum…
Amaaa, bir insanın ölümüne dair elde net bir kanıt varken, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması, aynı gün eyleme katıldı diye Adana'da 5 İzmir'de 24 kişinin tutuklanmasına ne diyeceğimi bilmiyorum… Bu nasıl hazmedilebilir onu da bilmiyorum…
Bu ülkede adalet olmadığı bir kez daha gözüme gözüme sokuldu…
Ethem Sarısülük davası, bu ülkenin N.Ç, E.A gibi gelmiş geçmiş en büyük utançlarındandır… Öyle bir utançtır ki, Ethem'in cenazesine bile polis müdahalesi olmuştur…
Sonuç olarak bu karar, kamu vicdanında derin yara açtığı gibi, benzer olaylarda da emsal teşkil edebilecektir…
Demem o ki, bir polis bir vatandaşı tüm kameraların ve herkesin gözü önünde kafasından vursa bile, artık bu ülkede ceza almayabilir… Bunun başka açıklaması yok, olamaz da…
Kamu vicdanı bu kararla birlikte çökmüştür, bu olayın günahı da yetmez ama evet deyip referandumda AK Parti'nin yargıyı ele geçirmesine izin verenleredir…
* * * *
Sanıyorum Ethem Sarısülük'ü vuran polis memurunun serbest bırakılması ile devlet hem direnişçilere hem de polise birer mesaj verdi…
Devlet direnişçilere dedi ki, eğer sokakta beni protesto edersen ölürsün ve kimse hesap bile soramaz…
Devlet polise dedi ki, beni protesto edene her türlü orantısız gücü kullanabilir hatta öldürebilirsin, ben seni korurum…
Ama ben de diyorum ki, bunlar hep dikta rejimlerinin korku salma hareketleridir… Ve de diktatörlerin gidişini hızlandırır…
boynuna o yeşil fuları sarma çocuk
gece trenlerine binme, kaybolursun
sokaklarda mızıka çalma çocuk
vurulursun…
gece trenlerine binme, kaybolursun
sokaklarda mızıka çalma çocuk
vurulursun…
Atilla İlhan
DİPNOT: Ahmet Şahbaz isimli polis, havaya ateş attı yere düştü, eline taş çarptı yanlışlıkla Ethem Sarısülük'ü vurdu, falan filan… Tamam onu anladık diyelim… Eeee Bingöl'deki askerlerin de bir taraflarına taş mı çarptı da yanlışlıkla 16 yaşındaki E. A'ya tecavüz ettiler diye meraklardayım…