Mavi karanlığın gölgesinde sığındığım köşeden başımı uzatıyorum. Karşımda duran değişik yaşlardan, endişe ve soru yüklemleri okuyabildiğim yüzlere bakıyorum. Bir ok gibi alnımdan girip beynimi delip geçercesine gözlerime diktikleri nazarlarda benden bekledikleri cevap ne olabilir?
Türk olmam önemli elbette. Suriye ile sınırımız var…
Etrafımı çembere alan Amerikalı arkadaşlarımın sorusunu, tebessümle bu kez ben onlara yöneltiyorum:
-Sizce Suriye'de ne oluyor peki?
Sorunun cevabını beklemeden, içlerinde Rus asıllı olan ve on dört yıldır Amerika'da yaşayan arkadaşıma dönüyorum hemen:
- Sen ne diyorsun, Obama yönetimi saldırı kararı alırsa, Putin misilleme yapar mı?
Arka arkaya yönelttiğim salvolar, ortamın negatif elektrik yükünü bir anda boşaltıyor sanki… Gülüşmeler başlıyor…
- Siz diyorum; 'Suriye'ye müdahaleden yana mısınız?'
Bütün başların otomatik ayarlı robotlar gibi aynı anda iki yana sallanmasından aldığım cesaretle yükleniyorum:
- Biliyorsunuz, Amerika daha önce de Irak'a, Saddam nükleer silah üretiyor savıyla saldırmıştı ama koskocaman bir fos çıktı. Yıllardır Afganistan ve Irak'ta yüzlerce Amerikan genci öldü, sakat kaldı. Ne için, ne uğruna? Bunlara içiniz yanmıyor mu?
İçlerinden biri öne atılıyor aniden:
- Ayrıca diyor, Afrika'da da süren savaşlar var. USA neden onlara müdahale etmiyor da Suriye'ye etmeyi düşünüyor?
- Petrol ve güçler dengesi gibi hesaplar yüzünden elbette.
diye cevaplıyorum.
- 'Bu konuya USA dahil olmamalı' diyor bir diğer arkadaşım. 'Ya Rusya da karışırsa! O zaman bir felaket olur işte.'
- Üçüncü dünya savaşı bile çıkabilir bu yüzden ve eğer çıkarsa ben evimdeki sığınağımda olacağım, diyor bir başka arkadaşım.
O zaman Amerikalı arkadaşlarımın da en az benim kadar, ABD'nin Suriye'ye müdahele etme kararı alma ihtimalinden korktuklarını anlıyorum.
Yaklaşık on beş yıldır yaşadığım bu ülkede ilk kez Amerikalı arkadaşlarımı başka bir ülkeye yapılacak müdahale konusunda bu kadar muhalif ve hemfikir buluyorum.
İnternet teknolojisinin katettiği merhale ve iletişim imkanlarının son derece yaygın olması, üçüncü dünyanın ötekilerini de sıradan bir Amerikalı'nın güncel haber sıralamasındaki yukarılara yerleştirdi.
Böyle bir çağda, Suriye'de katledilen minicik bebelerin resimleri, elinde akıllı telofonu ya da internet servisi olan Amerikan halkının önüne, anında görüntü olarak şaaak diye düşüveriyor.
Afganistan ve Irak gibi yerlerde, savaşa katılmış asker ve ailelerinin yaşadığı travma ve acılar da Amerikan toplumunun belleğinde hala çok taze...
Ama en çok da savaşın bizzat kendi topraklarına sıçramasından korkuyorlar.
Çünkü, Amerikan tarihinin hafızasından silinmeyecek ve en büyük trajedelerinden biri olan 11 Eylül saldırısından sonra, sokaktaki Amerikalı için Ortadoğu ve terörist kelimeleri hemen hemen aynı anlama geliyor!
Amerikalılar 11 Eylül 2001'deki gibi Newyork'un göbeğinde patlayan Ortadoğu kaynaklı yangının, bu kez de Suriye müdahalesi gerekçe gösterilerek yeniden bu coğrafyaya sıçramasından endişe ediyorlar…
Özetle, İnsanlar korku ve endişeleriyle dünyanın her yerinde benzer duygular yaşıyor.
Ve bu ortak duygularla, haber kaynaklarının da doğruladığı gibi, Amerikan halkı da Suriye'ye yapılacak bir müdahaleye HAYIIIR diyor.
Eminim, bu yıl düzenleyecekleri 11 Eylül anma törenleri daha da güçlü 'HAYIIR' deme duygusunu pekiştirecektir!