RÖPORTAJLAR
15 Mayıs 2020 Cuma

'Esas sorun üretim değil, pazarlama'

Yazarımız Muhittin Akbel, İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli ile koronavirüs günlerinde İzmir ekonomisinin durumunu konuştu.

 Esas sorun üretim değil, pazarlama

İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, koronavirüs ile mücadele sürecinde, tarım ve gıda sektörünün son durumunu değerlendirdi. Sorularımızı yanıtlayan Kestelli, salgının verdiği zararları rakamsal olarak vermenin şu anda mümkün olmadığının altını çizdi, "Şu ana kadar yaşadığımız esas sorun, üretimde değil, pazarlamada. Finansmana erişim, lojistik, pazarlama faaliyetlerinde karşılaşılan sorunlar yadsınamaz. Ayrıca hasat zamanı gelen bazı ürünlerde işçi bulma sıkıntısı da çekiyoruz" itirafında bulundu. Başkan Işınsu Kestelli'yi sorularımızla başbaşa bırakalım:

- İzmir Ticaret Borsası, koronavirüs ile mücadelenin neresinde yer alıyor? Salgın sürecinde hizmette ne gibi kolaylıklar sağlandı?

İ.K.: İzmir özelinde süren mücadelenin ön saflarında yer aldığımızı rahatlıkla söyleyebilirim. İzmir Ticaret Borsası, İl Pandemi Kurulu’nda Oda/Borsa ve Birliklerin yer aldığı STK grubunun sekreteryasını yürüterek oluşturulan kriz masasıyla ekonomik tedbir ve önlemlerle ilgili olarak aksiyonların hızla alınması konusunda aktif rol üstleniyor. Borsa olarak bu zorlu dönemin tarım sektörü başta olmak üzere iş dünyası için en az kayıpla atlatılması için elimizden geleni yapıyoruz. Hep birlikte el ele vererek bu süreçten güçlü çıkacağımıza inanıyoruz.

Borsamız tarafından verilen hizmetlere gelince... Bu zorlu süreçte hem üye firmalarımızın hem de Borsamızın karşılaştığı sorunların çözümü konusunda yönetim olarak proaktif bir yaklaşım gösterdik ve yaşanan gelişmeler karşısında hızlı pozisyon aldık. Üyelerimiz ile iletişimi hem fiziki hem dijital ortamlardan kesintisiz olarak devam ettirdik. Gerekli tüm hijyen önlemlerini alarak hizmetlerin aksamamasını sağladık. Ancak haftanın her günü yapılan kuru üzüm ve pamuk salon işlem seanslarımızı kamunun aldığı tedbirler ve virüsün bulaşma riski nedeniyle haftanın belirli günlerinde veya çevrimiçi (online) yöntemlere yapmaya devam ettik.

- İzmir Ticaret Borsası Laboratuvar, Ar-Ge ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. bir kez daha dünyanın en iyi lif analiz laboratuvarı seçildi. Bu laboratuvarların ürün kalitesine ve hizmete katkısını anlatır mısınız?

I.K.: Öncelikle bu bizi hem çok mutlu eden hem de gururlandıran bir başarı. Borsamızın yüzde 100 sermayesi ile kurulan ve 2014 yılında faaliyete geçen İzmir Ticaret Borsası Laboratuvar, Arge ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. (İZLADAŞ) dünyanın en iyi lif analiz laboratuvarına sahip olduğunu birincilikleriyle ispatlamaya devam ediyor. Son olarak da 31 ülkeden 65 laboratuvarın katıldığı karşılaştırma testine İZLADAŞ olarak bu yıl dört cihazımızla katılım sağladık. Katılım sağlayan toplam 104 cihaz arasında, İZLADAŞ Urfa Şubesi Laboratuvarı’nda hizmet veren 210 kod no’lu cihaz 0,17 değerlendirme skoru ile dünyada ilk sırada, 209 no’lu cihaz ve İzmir’de faaliyet gösteren İZLADAŞ Merkez Laboratuvarı 0.18’lik değerlendirme skoru ile ikinci sırada, Selçuk Şube Laboratuvarı da 0.19’luk skor ile üçüncüsırada yer aldı. İZLADAŞ’ın çalışmaya katılan dört cihazı da tüm özelliklerde yüzde 100 tolerans değerleri içinde ölçüm sonuçları vererek 100 tam puan aldı. Bildiğiniz gibi İZLADAŞ, aynı değerlendirme kapsamında 2018 ve 2019 yıllarında da birincilikler elde etmişti.

Bu laboratuvarların çalışmalarının başlıca faydası, üretilen pamuğun kalitesini dünya ölçeğinde tartışılmayacak şekilde belirlemesi... Bu da pamuğun piyasadaki fiyatını belirliyor. Hem üreticiler hem de pamuğu işleyenler de bu ölçümler neticesinde her yıl kalite çıtalarını yükseltmek için birbirleriyle yarışıyor.

– Salgın nedeniyle tarımda yerli üretimin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Yerli üretimi geliştirmek adına hangi hamleler ortaya konulmalı?

I.K.: Yaşadığımız COVID-19 süreci de açıkça gösterdi ki tarım her ülke için çok stratejik bir sektör. Bu süreçte bütün dünyada tüketicilerin gıda talebindeki artışına ve ülkelerin kendi vatandaşının gıda güvenliği için aldığı korumacılık tedbirlerine şahit olduk. Bu nedenle, tarım sektörünün öneminin yakın gelecekte her ülke için artacağını, tarımsal üretim açısından güçlü olan ülkelerin her alanda rekabet güçlerinin daha fazla olacağını söyleyebiliriz. Aynı zamanda önümüzdeki süreçte tarımsal yatırımların artmasını ve üretimden pazarlamaya kadar tüm tarımsal iş yapış şekillerinde ciddi değişiklikler olmasını bekliyoruz. Bu durum, geleneksel ve bir başka anlatımla iptidai uygulamaların yoğun olarak etkisini sürdürdüğü tarım sektöründe teknoloji kullanımının hızla yaygınlaşmasını da sağlayacaktır.

Türkiye sahip olduğu verimli arazileri, uygun iklim koşulları ve bu alandaki insan kaynağı ile dünyanın en önemli tarımsal üretim potansiyeline sahip şanslı ülkelerinden biri. Bugün için Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise dokuzuncu büyük tarımsal üretim hacmine sahibiz. Ancak daha fazlasını üretebilmemiz, daha katma değerli ürünlere yönelebilmemiz ve tarım sektöründen daha yüksek gelir elde edebilmemiz için aşağıdaki konularda iyileştirme çalışmaları yapmak zorundayız.

-Ülkemizde yaş ortalaması 31 civarı iken, tarımdaki yaş ortalaması 52’nin üzerinde... Fiziki bir çalışmayı ve yeni teknolojilere adaptasyon yeteneğini gerektiren tarım sektörüne gençlerin ilgisini arttırmalıyız...

-Tarımsal üretimde verimliliği yükseltmeliyiz...

-Bizi dünya pazarlarında farklılaştıracak ‘Atalık’ diye tabir edilen yerli  tohumlarımızla üretime ağırlık vermeliyiz.

-Ürünlerimizin tamamını dünyaca kabul edilen sağlık standartlarında üretmeliyiz...

-Ürünlerimizi hammadde niteliğinden çıkarıp katma değerli mamul ürüne dönüştürmeliyiz...

-Gerek yurtiçi piyasalarda gerekse dış ticarette etkin işleyen bir pazarlama mekanizmasını oluşturmalıyız...

-Ve bu tüm bunları hayata geçirirken sosyal, çevresel ve ekonomik sürdürülebilirliği de gözetmeliyiz.

,- Şu anda hayata geçirmiş olduğunuz ve sırada bekleyen sosyal sorumluluk projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

I.K.: Bu dönemde gelecek nesillerin tarıma olan ilgisini ve bilincini arttırmak adına yıllardır sürdürdüğümüz ‘Toprak ve Çocuk Programımıza’ mecburen bir süre ara vermek zorunda kaldık. Şu anda özelikle ‘Borsa Akademi’ altyapısını oluşturma ve müfredat içeriğini zenginleştirmeye odaklanmış durumdayız. Günümüz rekabet ortamında eğitim farklılaşmanın temeli. Bizler de Borsa Akademi çatısı atında verilecek eğitimlerle zeytinden pamuğa kadar bölgemize özgü ürünlerde üreticiden tüketiciye kadar tüm kesimlerin bilgilendirilmesini ve bilinçlendirilmesini çok önemsiyoruz.

Ayrıca Ege Üniversitesi iş birliği ile hazırladığımız ve ülkemiz için bir rehber niteliği taşıyan Tarım 4.0 raporunun ardından şimdi de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Menemen Çiftliğinin bir tarımsal eğitim merkezi, tarım-teknoloji uygulama merkezi, sürekli eğitim merkezi, ileri teknoloji uygulamaları yapan akıllı çiftlik formatında bir örnek modele dönüşmesini sağlamak üzere, İzmir Kalkınma Ajansı Fizibilite Destek Programları kapsamında sağladığımız destekle çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.

Hepimizin gayet iyi bildiği ve yakinen tanık olduğu gibi, koronavirüs salgını nedeniyle toplumun pek çok kesimi sıkıntılı dönemler yaşıyor. Hem Borsa olarak hem de bireysel anlamda, başta sağlık çalışanlarımız, üreticilerimiz ve esnafımız olmak üzere “Bir elinin verdiğini öbür elin görmesin” ilkesi çerçevesinde desteklerimizi sürdürüyoruz.

-Koronavirüs İzmir tarımını nasıl etkiledi, üretimde daralma yaşandı mı?

I.K.: Şu anda rakamsal olarak kesin veriler söyleyebilmek için hayli erken bir dönemdeyiz. Ancak Borsamızın faaliyet konusu olan tarım ve gıdanın insanoğlu için temel ihtiyaç olması, tarımsal ürünlerin tüketiciye ulaştırılma zorunluluğu nedeni ile diğer sektörlere nazaran bu süreçten daha az etkilendiğimizi söyleyebiliriz. Bu durum hem İzmir hem de Türkiye genelinde tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren herkes için geçerli. Dolayısıyla şu aşamaya kadar yaşanan sorun üretimden ziyade pazarlamada. Bu dönemde finansmana erişim, lojistik, pazarlama faaliyetlerinde karşılaşılan zorluklar ve ithalat yapmak durumunda kaldığımız yem hammaddesi gibi bazı ürünlerdeki hızlı fiyat artışları nedeniyle sektörümüzde sorunların yaşandığı da yadsınamaz bir gerçek.

İçinde bulunduğumuz ay ise önemli miktarda ihracatı yapılan kiraz, erik ve şeftali gibi meyvelerde hasat zamanı. Bu ürünlerde zaman zaman işçi bulma sıkıntısı yaşanabiliyor. Ayrıca salgın nedeniyle araçlardaki yolcu sayısının sınırlandırılması nedeniyle maliyetlerin artması da söz konusu olabiliyor.

- Üreticiler yüksek girdi fiyatlarından şikâyet ediyor. Bu noktada üreticiyi, çiftçiyi rahatlatmak adına beklenti ve önerileriniz nelerdir?

I.K.: Uzun vadede tarım ve hayvancılıkta ithal girdilerin azaltılmasını ülke olarak temel öncelik haline getirmemiz gerekiyor ama önce şu andaki problemlere odaklanmak gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli ile gerçekleştirdiğimiz online toplantıda, sektörün güç kaybını önlemek üzere üyelerimizden gelen ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği kanalıyla hükümetimize aktardığımız sorunları ve önerileri şu şekilde sıralamıştık:

-Üyelerimizden en sık gelen taleplerden biri, mücbir sebep tedbirlerinde daha kapsayıcı davranılması. 518 nolu tebliğde belirlenen mücbir sebep halinden faydalanacak sektörlere, bu sektörlerin ileri ve geri bağlantıları da ilave edilmelidir. Faaliyetleri büyük ölçüde yavaşlayan tekstil ve konfeksiyon sektörü mücbir halden yararlanırken, ana işi bu sektöre girdi sağlamak olan pamuğun çırçırlanması faaliyeti ile iştigal eden üyelerimiz kapsam dışı kalmıştır.

-Benzer şekilde stok finansman desteğinin de iyi bir etki analizi ile çeşitlendirilmesi önemlidir.

-Mevcut kredi ödemelerinin mümkün olduğunca ötelenmesi ya da makul faiz indirimleri yapılması

-Sütte artan arzın değerlendirilmesi için süt tozu kararının bir an evvel yürürlüğe sokulması

-Kümes hayvancılığında yem maddesi olarak kullanılan soya ve ayçiçeği küspesinde ithal bağımlılığı yüksektir. Bu dönemde girdilerde arz sürekliliğinin sağlaması için alınacak tedbirler sektörü rahatlatacaktır.

-İhracat bedellerinin yurda getirilmesinde 180 gün olan sürenin bir yıla, 30 bin dolar olan istisnanın da 50 bin dolara çıkartılması ve koronavirüsün mücbir sebep sayılması, ihracatçı üyelerimizin elini rahatlatacaktır.

-Salgın nedeniyle tüm kesimlerin yaşadığı gelir kaybı nedeniyle tüm vergi dilimlerinde yüzde 5 indirime gidilmesi ve kurumlar vergisinde daha önce ifade edilen yüzde 15-17 bandına doğru kademeli indirimin yürürlüğe alınması çok isabetli olur.

-Muhtasar ve KDV tevkifatı ile SGK primleri için alınan 6’şar aylık ertelemenin, işletme cirolarındaki düşüş oranında silmeye dönüştürülmesi mağduriyeti önemli ölçüde azaltacaktır.

-Üreticilerin bu yıla ait destekleme primlerinin peşin ödenmesi de büyük bir moral ve motivasyon sağlayacaktır.

TOBB, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile hükümetimizin konuyla ilgili eşgüdüm halinde çalışarak sıraladığımız konularda çözüm üretmek üzere çalıştıklarını biliyor ve peyderpey devreye alınan önlemlerle piyasalarda belirgin bir rahatlama sağlandığını görüyor ve sağlanmaya devam edileceğini umuyoruz.

 
Koronavirüs deniz ticaretini nasıl etkiledi?
 
Atatürk: Zaferde akılcı ve dengeli bir lider
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Koronavirüs deniz ticaretini nasıl etkiledi?
Deniz Ticaret Odası İzmir Şube Başkanı Yusuf Öztürk, koronavirüs günlerinde ...
Ege ekonomisi S.O.S. veriyor!
Yazarımız Muhittin Akbel, EBSO Başkanı Ender Yorgancılar ile pandemi günlerinde ...
Koronayı birlikte aşacağız
Hanzade Ünuz, İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan ile Korona virüsünü ...
 
'CHP'nin önceliği kazanamadığı ilçelerdir'
Yazarımız Muhittin Akbel, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Deniz ...
Cesaret bulan kompleksler
Hanzade Ünuz psikiyatrist doktor Hüsnü Uçar ile ülkemizde son günlerde ...
Iphone yiyebilir misiniz?
Hanzade Ünuz gazeteci yazar Ali Ekber Yıldırım ile Türkiye’de ve dünyada tarımı konuştu.
 
Aşk var da, sen orada değilsin
Hanzade Ünuz yazar Gülşah Elikbank ile hayat, romanlar, aşk ve İzmir üzerine konuştu.
Artık her yol Bergama'ya çıkıyor
Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu hedeflerini, Bergama'nın bugünü ve ...
Bana 'baba' derler!
Hanzade Ünuz, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar ile konuştu.
 
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Birleşik Krallık’ta sosyal medyaya kontrol baskısı
Fatih YAPAR
Fatih YAPAR
FETÖ’nün kripto hamlesi!
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
İzmir’i baştan yaratacağız!
Muhittin AKBEL
Muhittin AKBEL
Tezgahtaki etiketler keşke böyle kalsa!
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Alaçatı’yı yazmak…
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Nasıl anlamalı?
Harun ÖZDEMİR
Harun ÖZDEMİR
İktidara taşıyan bildirge!
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Asıl sorun normallik
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Ormanlarımız için ne yapmalıyız!
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Anahtar liste
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva