Siyasette, defalarca denenmiş, test edilmiş kesin bir kural vardır; ’“ BİR SİYASETÇİNİN YÜREĞİNE KAYBETME KORKUSU GİRMİŞSE O, KAYBETMEYE MAHKÛMDUR’”, tıpkı köküne kurt giren ağaç gibi.’¶ Ağaç kurdu, ağacı yer bitirir, en ufak bir rüzgarda da ağaç yıkılır gider. Nereye?Doğru oduncuya.
Millet’’in gönlündeki sevgisini ve güvenini kaybeden siyasetçi kendini kurtarmak için yan yollara sapmağa başlar. Kısa bir müddet için belki fayda sağlar ama bir süre sonra bu yan yollar da fayda vermez. Bu yüzden seçimle gelen, seçimle gitmeyi baştan kabullenmeli, ne kendisini ne de kullandıklarını küçük düşürüp rezil etmemelidir.
Son seçimlerden evvel, DYP ve ANAP birleşmesi gündemde idi. Anketler bu birleşme olursa % 15 civarında oy alınabileceğini gösteriyordu. Bu AKP’’nin tek başına iktidarının sonu demekti. Devreye Sn. Erdoğan ve becerikli adamları girdi. Sn. Ağar’’a yapılan baskılar sonucu ve hırsları akıllarından üstte olan küçük siyasetçilerin ayak oyunlarıyla bu birleşme gerçekleştirilemedi ve seçimde AKP ikinci kez tek başına iktidar oldu.
Bu günlerde AKP’’ye yakın araştırma şirketlerinin yaptığı anketlerde bile, CHP+ MHP nin oy toplamı, AKP’’den en az 10 puan fazla görünüyor. DYP ve ANAP birleşmesi de gerçekleştirildi. Merkez Sağda cazibe merkezi olacağı kesin gibi görünüyor. Bu durumlar Sn. Başbakan’’ın uykularını kaçırıyor. Son günlerdeki, kendini kontrol edemeyişinin esas nedeni budur.
Millet iradesini saptırmak için yine yan yollara sapıldı ve yan destekler oluşturuldu. İlk önce CHP’’nin oyu aşağı çekilmeliydi.
Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, bir partileşme sürecine sokuldu. Yaklaşık 6’–7 aydır kaynağı kamuoyunca bilinmeyen paralar harcanmaya başlandı. Sn. Sarıgül gideceği yere 200 civarında otobüsle gidiyor, gazetelere tam sayfa ilanlar veriliyor. Yemekler dağıtılıyor. Gazeteciler özel uçaklarla taşınıyor. Pazar günü İzmir-Bornova’’da da böyle oldu. İstanbul-Şişli’’den 200, çevre illerden de 200 e yakın otobüsle insanlar taşındı. Sn. Sarıgül’’ün konuşmalarına bakın, esas rakip olarak CHP ve Sn. Baykal’’ı alıyor ve çok ağır tenkit ediyor.
AKP ve Sn. Başbakan’’a ise ’“teğet’” geçiyor. İster istemez insanın aklına, bu Sarıgül hareketi, AKP destekli ve kurmalı bir hareket mi diye bir düşünce geliyor. Bu düşüncenin gerçeğini anlamak mümkün; Sn. Sarıgül kendi mal varlığını,(oğlu- gelini ve yerine bırakacağı vekilinin de) bir basın toplantısı ile açıklamalı ve aynı basın toplantısında Sn. Erdoğan’’a çağrı yaparak, ondan da mal varlığını açıklamasını istemelidir. Bu işin turnusol kağıdı, kaynağı belli olmayan kirli paralardır. Sn. Sarıgül üzerindeki şaibeleri silmek istiyorsa bunu yapmalıdır. Eğer düşündüğümüz gibi değil de, kendine özgü bir hareketse ve Sn Erdoğan’’ı ürkütecek bir seviyeye gelirse, Ergenekon denilen olayın içine Sarıgül de girer, Ankara’’ya gideyim derken yolu Silivri’’ye düşer.
İkinci proje ise, Demokrat Partinin gelişmesini engellemektir. Bunun için Sn. Erbakan’’ı ilk kez Başbakan yapan ve bu günlerin temelini atan Sn. Çiller’’le, pazara kadar değil, mezara kadar Refah Partiliyim diyen Sn. Aydın Menderes’’i ve Gülen cemaatinin emrinde olan Sn. Süleyman Soylu’’ya görev verildi. Merkez Sağda yeni bir parti kurdurup, AKP’’ye menfaat sağlamak ve merkez sağı parçalamak. Görev budur.
Tüm bunlar tutar mı?Tecrübelerime dayanarak söylüyorum, tutmaz. Siyaset yağlı kazık gibidir, düşmeye başladınız mı, o düşüş devam eder. Sizi ne Sarıgül, ne de Çiller kurtarabilir. Tabii ki hayal görmek serbesttir. Unutmamak gerekir ki, hayal kurup hayalle yaşayanlar, gerçeğin tokadıyla kendine gelirler.
Demokratik rejimlerde herkes hesap vermelidir. AKP için şimdi sıra hesap verme dönemidir. Türk Milletinin kaynaklarını kullandılar, aniden süper zenginler ortaya çıktı, Laik Cumhuriyet hırpalandı, Ordumuz yıpratılmaya çalışıldı, Yargı baskı altına alındı. Bu seçimde bunlar gidecek, Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı, Atatürk’’çü ve çağdaş bir iktidar gelecek. AKP için ise hesap verme ve hesaplarını verdikten sonra, gönül huzuruyla Deniz Feneri gibi derneklerde, yardım ve bağış görevlerini yapma zamanı gelecek.