Derinnnn kış uykusundan uyanmaya başlayan öğrenciler, sucuklu yumurta yapacaklarına yumurtaları ’“mağrurluk yorgunu iktidara’” fırlatınca yer yerinden oynadı. Depremin şiddeti, hükümetin kötü kriz yönetimi sayesinde neredeyse 9 şiddetinde! Görünen köy kılavuz istemez; sallantılar şiddetini artırarak devam edecek gibi görünüyor.
Başbakanın ve AKP’’lilerin açıklamalarından anlıyoruz ki
’“Bir yumurtanın nesi var, öğrenci yumurtalarının siniri var!’”
Baş belası ’“malum medya’” kaç gündür bu olayı kalemine, ekranına dolamış durumda...İtiraf etmem gerekir ki, İstanbul’’da çocuklara yapılan işkenceye ne kadar üzüldüysem, şu iki-üç gündür de epeyce güldüm.
Nasıl gülmeyeyim! Koskoca anlı şanlı TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Kuzu, atılan yumurtaların çift sarılı olabileceği yönünde açıklamalar yapıyor.
"Ücretsiz eğitim diyorlar. Paran yok o yumurtayı nerden aldın?" diye soruyor.
Ankara Siyasal’’ın dekanını arayıp, ’“Fakülten yol geçen hanı gibi; çabuk istifa et’” diye emir veriyor! Hem de ciddi ciddi... Dekanın, ’“Siz kim oluyorsunuz da bana emir verebiliyorsunuz’” diye sormadığını da not düşelim unutmadan.
Başbakanın açıklamalarını da dikkate alırsak, hükümetin, karizmasını feci şekilde çizen yumurta olayında ’“orantısız sinirlilik’” gösterdiği bir gerçek.
’“Etme bulma dünyası’” diye bir söz vardır... Orantısız güç kullanımına göz yumup sırt okşarsan sonucuna da katlanman gerekiyor!
Küçük, ama önemli bir ayrıntı aklıma geldi... Acaba gençlerin attığı yumurtalar ’“helal gıda’” etiketi taşıyor muydu?Taşımıyorsa, bu nedenle de ceza istenebilir haklarında. Bundan sonraki eylemlerde bu hassas konuya dikkat etmelerini öneriyorum.
Başbakan, olaylar devam ederse polisin elinin armut toplamayacağını açıkladı.
Belki AB araya girer, farklı çözümler gündeme getirilir.
Örneğin, üniversitelerde ’“Yumurta Odaları’” kurarlar. Bakarsınız öğrenciler ikna olurlar, yumurtalarını eve götürüp akşam sahanda pişirirler!
Gelelim Başbakan’’ın Ocak ayında öğrenciler ile Dolmabahçe’’de yapacağı
’“monologlu kahvaltı’”ya...
Ülkemizde ’“ileri demokrasi’” olduğu için, Recep Bey çocukların yumurta yeme hakkına saygı göstererek, kahvaltıda yumurta ikram edebilir.
Ama eminim, Başbakanları sinirlenmesin diye davetli gençler yumurtalarını yemezler. Çünkü onlar cımbızla seçilmiş ’“mazbut öğrenciler’” olacak!
Sahi, sizce hangi gençler o masada yer alacak?
Ben, kız öğrencilerin tümümün mutlaka bakire olacağını düşünüyorum!
Pembe Dizi okuyan, cennetin annelerin ayakları altında olduğuna inanan, mutluluğu evinde 3 ya da daha fazla çocuk büyüterek elde edeceğini düşünen kızlar...
Avaz avaz haykırıp slogan atan değil, mırıl mırıl konuşan kızlar yakışır o sofraya. Mutlaka şerbet yapmayı da biliyorlardır.
Kılık-kıyafet tercihlerine gelince... Ayrıntıya girmeyelim, malumunuzdur.
Saç renklerine ise ancak ve ancak mahremleri vakıftır!
Erkek öğrencilere gelince... Tercihleri, şimdi olmasa da ileride badem bıyık!
Favori giysileri ise, ÇÜK’’lere (Çok Ünlü Kişi) özgü çizgili takım elbise...
Büyük ihtimalle, sağ elde gümüş alyans tercih edeceklerdir.
Gelelim, işin en ciddi kısmına...
Bazı köşe yazarları, gençlere yaratıcı protesto eylemleri yapmalarını söyleyip örnek vermediler ya... Benim bir önerim var.
Gençler... Yumurta atacağınıza, yüzünüze popo şeklinde maskeler takarak konferansları izleyin.
Bırakın konuşsunlar. ’“Anlat, anlat; heyecanlı oluyor’” şeklinde dinleyin, dinleyin...
Sonunda, anlatılanları yazıverin yüzünüzdeki maskelere!
Hem hislerimize tercüman olmuş olacaksınız, hem de milyonlarca ton kahkaha gazı sıkmış kadar etkileyeceksiniz bu ülkeyi...