İzmir'in tarihi davasında ikinci celsede önemli sayılabilecek kararlar çıktı.
Sürecin en başından itibaren 300 kişinin (Büyük bölümü büyükşehir personeli) 'potansiyel suçlu' muamelesi gördüğü, yapılan iki operasyonda 100'e yakın kişinin gözaltına alındığı ve açılan davada 130 kişinin resmen örgüt kurmak, yönetmek ve yardımcı olmaktan sanık olduğu bir davayla karşı karşıyaydık.
Ve bu davanın ne belediyecilik tarihinde ne de yargı tarihinde eşi benzeri yoktu.
En azından özel yetkili mahkemeler/savcılar tarafından yürütülen davalar arasında İzmir davası tarihe geçecek özellikler gösteriyordu.
340 sayfalık iddianameyi satır satır inceleyen bir gazeteci olarak aylardır aynı şeyi söylüyorum. Özel yetkili savcı Birol Çengil imzası taşıyan bu iddianame, bir örgüt ya da çete suçlamasını destekleyecek argümanlardan yoksundu.
İddianamenin hiçbir sayfasında 130 kişilik 'çetenin' hiçbiri hakkında zimmet, sebepsiz zenginleşme, rüşvet gibi iddialardan söz edilmiyordu. Ya da cebir, şiddet, silahlı tehdit gibi bir çeteyi kanıtlayacak türden ifade yoktu.
Zaten en son yazımda da bu vurguyu yapmış, mecliste kabul edilen özel yetkili mahkemeler kanunundan sonra da bu davanın teknik olarak bittiğini vurgulamıştım.
Mahkemenin verdiği karar bir parça beni haklı çıkardı. Başkan Kocaoğlu'nun da belirttiği üzere sadece bir tutuklusu kalan dava teknik açıdan örgüt/çete davası olmaktan çıkmıştır.
Bu dava hukuken belki birkaç yıl sürebilir ama hiç kuşku yok ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de 15 ay sonra söylediği gibi hiçbir şey çıkmayacaktır. Olan aylarca özgürlüklerinden yoksun kalan Büyükşehir bürokratlarına, organizatörlere, sendikacılara olacak. Yine aylarca gözaltı/tutukluluk korkusuyla yaşayan belediye çalışanlarına onların ailelerine, sevdiklerine yaşadıkları kar kalacaktır.
Genel Sekreter Pervin Şenel Genç'in tutukluluk hali karasının da yeni hukuksal düzenlemelerin dışında en kısa sürede kalkacağına inanıyorum. Ve mahkeme heyetinin 18 tutuklu sanıktan 17'sinin salıverme kararını 'adalet penceresinden' ayakta alkışlıyorum.
Süreç içinde hep vurguladığımız gibi, adalet geç de olsa tecelli etmiştir. Umarım İzmir'in başına gelen garip süreci hiçbir belediye hiçbir kent yaşamaz, yaşamamalıdır.