EXPO 2020'yi İzmir alamadı.
Aslında biz alamadık değil, BİE delegeleri vermedi.
Zaten vermezlerdi de…
Süslü kelime 'Herkes için sağlık' dememize mi inanıp, 'alın EXPO sizin' mi diyeceklerdi?
Kelime süslü ama altı boş!
Sağlık mı dağıtıyor bu kent?
Elinde belki de dünyanın en değerli kaplıcası var ama Dünya akın akın kaplıca tedavisi için İzmir'e koşmuyor.
Küçücük Karlovy Vary'e milyonlar gidiyor, bu kent onda birini çekemiyor.
Elindeki potansiyeli değerlendirmekten aciz İzmir'e EXPO'yu vermezler tabi.
Vermediler de…
Neden versinler ki?
Tam 5 yıl önce talip olduğumuz 2015 EXPO'su için yer belirledik, 'İnciraltı'nda yapacağız' dedik, delegeler geldi gezdirdik.
5 yıl sonra 2020 EXPO'su içinde 'yerimiz İncialtı ' dedik, delegeleri gezdirdik.
Lakin, o kadar delegenin 5 yılda İncialtı'da bir plan dahi yapılamadığını, onca yıla rağmen 'aha İşte EXPO alanı' dediğimiz yerde bir adım atılmadığını anlamayacak kadar saf olmadığını hesaba katmadık.
Bu tür organizasyonlarda kazanmanın yolu o organizasyonu yapabilme kabiliyeti taşıdığınıza inandırmaktan geçer.
İstanbul neden olimpiyatları Japonya'ya kaptırdı sanıyorsunuz.
O beğenmediğimiz Japonlar, tesislerin yüzde 90'ını tamamlamışken, İstanbul daha yüzde 20'sindeydi.
İnanmadılar bu işin altından İstanbul'un kalkabileceğine.
EXPO'da da inandıramadık bu işi yapabileceğimize.
Zaten neden inansınlar ki?
EXPO yönetiminde birlikteliği sağlayamamış bir kentte inanmadılar.
Yürütme kurulu başkanının 3 kez değiştiren, 'olur da alırsak siyasi başarı benim olsun' diyen bir anlayışın sergilendiği bu serüvende hangi delege 'İzmir başarır' der.
Demediler de…
Biraz kafası çalışan delege demez.
Bu tür organizasyonlarda mutlu sona uğraşmada perde önündeki çalışmalar kadar perde arkasındaki çalışmalarda önemlidir.
2015 EXPO serüveninde perde arkasında yaptığımız çalışmalarda verdiğimiz sözleri tutmadığımızı bilmiyor mu delegeler.
Şuraya okul, buraya sağlık ocağı, öbür yere bina dedik yapmadık.
Cemaatin okullarını seferber ettik, sözler verdirdik sonra unuttuk.
Ama delegenin unutmayacağını hesaplamadık.
Afrika ülkelerinden gelecek oylar bu yüzden gelmedi.
Bu tür organizasyonlar dış politikada ne kadar sevildiğinize, ne kadar istendiğinize de bağlı.
Bizim dış politikamıza bakın, sonucun bu olacağını önceden tahmin etmeniz için falcı olmanıza gerek kalmaz.
Bu dış politikayla 4 ülkeyle girdiğimiz yarışta 36 oy almamız, ikinci tura kalmamız bile başarı.
Onun için hiç değilse San Paolo'yu geçtiğimize sevinelim.
Para işidir, ekonomik güçtür bu tür organizasyonlar.
Kısıtlı parayla çıkarsanız yaya kalırsınız.
Ekonomik gücünüz yetersizse, yüzünüze bile bakmazlar.
İstediğiniz kadar ikliminiz uygun olsun, deniziniz, güneşiniz kumsalınız olsun fark etmez.
Ondandır petrol zengini Dubai'nin 100'ün üzerinde oy alması.
EXPO'daki hüsranda kimse suçlu aramasın çünkü herkes suçlu…
Kimse de siyasi prim elde etmeye kalkmasın, kaybedilenden fayda sağlamaya çalışmak sadece zavallıların işidir.
Sadece artık 'yenilen pehlivan güreşe doydu' densin.
Kapatalım şu EXPO defterini.
Gerçi, EXPO nedeniyle Paris'i komşu kapısı yapan, gezmedik yer bırakmayan bizim medyanın ileri gelenleri ve bürokrasi üzülür ama bir daha bu kent aday olması o organizasyona.
Her seferinde delege gezdirip, yedirip içirip hediyelerle yollamayalım artık.
Bu kentin marka olması için EXPO gibi bir ittiriciye ihtiyacı yok.
Hükümet edenler İzmir CHP'li demeyi bıraksın, İzmir'i yönetenler de biraz ufuklarını genişletip at gözlüklerini çıkarsın yeter.
Çünkü, bu kentin dünya markası olması için her türlü potansiyeli var.

Sadece o potansiyeli doğru kullanacak ve kenti marka yapacak adımları atacak, uyuşuk olmayan yönetici lazım.