Berivan KAYA/EGEDESONSÖZ- YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla alternatif tören düzenledi. Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk bırakıldı.

Çelenk törenine, YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, YENİ Parti Grup Başkan Vekili Yağmur Yurdakul Özkan, Meclis birinci başkanvekili Altan İnanç, ilçe başkanları ve partililer katıldı.
TUGAY’IN TALİMATIYLA ELEKTRİK VERİLMEDİ!
İl Başkanı Çağatay Güç, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Cumhuriyet Meydanı’na elektrik verilmediğini dile getirerek sitem etti. Güç açıklamasında, “Bugün, Cumhuriyetimizin 103. yılında, çelenk sunma törenimizde Cemil Tugay’ın talimatıyla elektrik verilmemesi, AKP iktidarının ülkemizin umudu olan YENİ Parti’den ne kadar korktuğunun bir sonucudur. Cumhuriyet’in meydanlarında kimsenin sesini kısmaya, kimsenin iradesini yok saymaya hakkınız yoktur” dedi.
O GÜN İŞGAL ALTINDAYDIK!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçtiği gün İzmir Valisi Süleyman Elban ile arasında geçen diyaloğu anlatan Çağatay Güç, “Cemil Tugay’ın ilk geçtiği gün Valinin yanına gitmiştik, ‘Sayın Valim biz Gündoğdu’ya yürüyeceğiz, Lozan’a çıkacağız ve açıklamamızı orada yapacağız’ dedik. Vali Bey’in tavrı şöyleydi; Gündoğdu’nun etrafında gezin, eylem alanı orası dedi. Bu devlet bu anlayışı asla hak etmiyor. Ben memur çocuğuyum, böyle davranışı asla yapmazlardı. Bu devlet, bu davranışı asla hak etmiyor. O gün sanki işgal altındaydık burada, 10 bine yakın polis vardı etrafta. 20’den fazla TOMA vardı. Buradaki temiz yüzlü vatanperver insanlar için…Gel gelelim ülkeyi yangın yerine çeviren, hırsızlık yapan, fondan para çalanlar dışarda geziyorlar” ifadelerine yer verdi.

YENİ PARTİ’DEN ALTERNATİF 29 EKİM TÖRENİ
YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç konuşmasında, “Biz milletçe uçurumun kenarından başladık. Ve sonra hep birlikte ayağa kalktık. İzmir ise bu kutlu mücadelemizin simgesidir. Zaferin denize ulaştığı şehirdir. 15 Mayıs 1919'da başlayan işgal günlerinde, ilk kurşunu atan Hasan Tahsin'in adıyla özdeşleşen direniş, günden güne büyüyen millî mücadelemizin kıvılcımı oldu. 9 Eylül 1922'de İzmir kurtuldu; yeni bir dönem başladı. Ancak zafer, milli mücadelemizin sonu değildi, asıl mesele bağımsızlığımızı kalıcı kılmaktı. Nitekim şehrimizin yaraları daha sarılmamışken, 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandı. Çiftçisi, esnafı, işçisi masaya oturdu. Savaşın ardından ülkenin nasıl kalkınacağı, üretimin nasıl artırılacağı, ekonomik bağımsızlığın nasıl sağlanacağı konuşuldu” dedi.
CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR!
İzmir’in milli mücadele dönemi simgesi olduğunu vurgulayan Çağatay Güç, “İzmir'in tarihimizdeki yeri tam da burada netleşiyor; işgalden kurtuluşa, kurtuluştan kuruluşa uzanan milli mücadele dönemimizin simgesidir İzmir’dir… Çünkü bir ülkeyi kurtarmak başka, o ülkede insanların yüzünü güldürecek güvenle huzurla adil bir hayat kurmak başkadır. Bağımsızlık, yurttaşın sofrasında, emeğinde ve geleceğe dair umudunda karşılık bulmalıdır. Cumhuriyet'in anlamı da burada başlar. Çiftçi emeğinin karşılığını alabiliyorsa, işçi alın teriyle insanca yaşayabiliyorsa, gençler önlerini görebiliyorsa, emekliler yıllarca verdikleri emeğin ardından huzurla yaşayabiliyorsa Cumhuriyet'in vaadi hayata geçiyor demektir. Şunu bugün söylemekte önem görüyorum; Atatürk'ün sözleriyle, Cumhuriyet "bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." Bugün ise insanlarımız çalışıyor ama geçinemiyor; emek veriyor ama karşılığını alamıyor. Kemeraltı'nda kepenk açan esnaf da, Tire’de, Ödemiş’te tarla ve ahırda çalışan çiftçide, Aliağa'da vardiyayla çalışan işçi de, Bornova’da, Buca'da kirayı denkleştiremeyen genç de aynı hesabın içindedir. Birikim yapmak bir yana, yarınını güvence altına almakta zorlanıyor. Gençler kendi ülkelerinde bir gelecek kuramıyor. Emeklilerimiz, yıllarca verdikleri emeğin ardından yaşam mücadelesi veriyor” ifadelerine yer verdi.
Güç açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi;
“Sorunlarımız büyük. Engeller yüksek. Ama biz bu yolu çok daha zor koşullarda yürüdük. Varoluş mücadelesi verdik. Bugün ülkemiz bunca zorluğa rağmen ayaktaysa; milletimizin birlikteliği, ülkemize olan sevgimiz, devletimize ve daha iyi günlere olan inancımız sayesindedir. Biz, yokluklar içinde bağımsızlığını kazanmış, büyük fedakârlıklarla bir devlet kurmuş milletin evlatlarıyız. Bu geçmişle övünmek hakkımızdır. Ancak o geçmişin sorumluluğunu taşımak da görevimizdir. Birbirimize sırtımızı dönmeden; gençlerimizin umudunu, büyüklerimizin huzurunu büyüterek yolumuza devam etmeliyiz. Asla umutsuzluğa kapılmayınız. Milletimiz, tarih boyunca en zor şartlarda bile bağımsızlığından ve kendi geleceğini kurma iradesinden vazgeçmedi. Cumhuriyet, işte bu iradenin eseridir. İzmir, 1923'te savaşın küllerinin üstünde masaya oturdu ve ülkenin yolunu birlikte çizdi. Bugün de çıkış yolu aynı: ortak akıl, dayanışma ve birlikte üretme iradesi. Bugün de önümüzdeki güçlükleri aşacak güce sahibiz. Yeter ki birbirimize güvenelim, aklı ve bilimi rehber edinelim, adaletten ve dayanışmadan ayrılmayalım. Yeter ki bu ülkenin geleceğini ortak davamız bilelim.”





